Kullanıcı Adı:
Parola:

Cevapla  Konu Gönder 
Yunanİstan
12-04-2007 07:06 AM
OutLaW
Sagopa Kajmer
*
Co Admin

Üye No: 264
Mesajlar: 10,532
Rep Gücü: 4600
Cinsiyet: Bay
Nereden: Sinop
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #1
Yunanİstan

YUNANİSTAN

A-)GENEL ÖZELLİKLERİ VE KONUMU:

Ülkenin kıtalararası uzun adı:Hellenik Cumhuriyeti
Ülkenin kıtalararası kısa adı:Yunanistan
Ülkenin yerel uzun adı:Elliniki Dhinokratia
Ülkenin yerel kısa ismi:Ellas or Ellada
Ülkenin resmi adı:The Kingdom of Greece (Yunan Krallığı)
Ülkenin resmi başkenti:Atina
Ülkenin resmi para birimi:Avrupa Biriliği üyesi olduğundan EURO
Ülkenin resmi dili:Yunanca

Bir Avrupa ülkesi olan Yunanistan,balkan yarımadasının ucunda 39° kuzey,22° Doğu enlemlerinde yer alır.Ülkenin doğal sınırları;kuzeyde Arnavutluk,Makedonya ve Bulgaristan,kuzeydoğuda Türkiye,doğuda Ege denizi,güney ve batıda Akdeniz yer alır.Yunanistan’ın resmi başkenti Atina’dır.Devletin resmi dili Yunanca’dır.Yunanistan’ın nüfusu 2001 sayımlarına göre 10.939.771’dur.Ülkenin yüzölçümü ise 131.944 kilometrekaredir.Yunanistan,çok sayıda yarımada ve adalardan oluşur.Adalar Ege denizi içinde yer alan ve sayıları 1400’ü aşan bu adalar ülke yüzölçümünün %20 sini oluşturur.Ülke kıyıları çok girintili çıkıntılı olduğundan kıyı uzunluğu oldukça fazladır.Yunanistan’ın en yüksek noktası Olimpos dağıdır.Ülke çok karışık ve yüksek bir toprak parçası üzerine kurulmuştur.Yunanistan’da yaygın din;Yunan Ortodoks Kilisesi’dir.Ülke Cumhuriyet ile yönetilir,Yunanistan Cumhuriyet rejimine 10 Ekim 1993’de askeri yönetimin ardından yeniden yönetime geçmiştir.Ülkenin en önemli şehirleri:Selanik,Patros,Pire,Girit’teki Kandiye,Larissa,Golas’dır.Yunannistan’ın şu anki cumhurbaşkanı;Konstandinos STEPHANOPOULOS(10 Mart 1995’ten beri),başbakanı ise;Konstandinos SİMİTRİS (19 Haziran 1996)’dır.
Yunanistan Avrupa ülkeleri arasında en az gelişmiş olanlarındandır.Sanayisi kısmen gelişmiştir.Avrupa Birliği üyesi olduğundan diğer Avrupa ülkeleri tarafından desteklenmektedir bu da ülke ekonomisini canlandırmaktadır.Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkileri zayıftır.Bunun birçok nedeni vardır ve tarihsel süreç içerisinde ele alınabilir ancak.Yunanistan Türkiye’nin en fazla soruna sahip olan komşularındandır.
Bu sorunlar kısaca:
Batı Trakya’daki Türklerin durumu.
Ege Denizindeki adaların durumu,
Kıbrıs’taki Rum sorunu,ve Ege denizindeki kıta sahanlığı sorunu bugün bile halledilemeyen ve hala güncelliğini koruyan konular arasındadır.
1981 yılında AET’ye giren Yunanistan hem gelişmekte olan bir ülkenin,hem de Avrupa’nın kıyısında kalmış bir bölgenin özelliklerini taşır.ayrıca değişim içinde olan ve iktisadi kalkınmanın birçok belirtisini gösteren bir devlet olarak ortaya çıkar.AET içinde Yunanistan yoksul bir ülkedir.Kişi basına düşen GSMH’si Fransa’nın üçte birinden daha azdır.Geri kalmış ülkelerde sıklıkla görüldüğü gibi,tarım sektörü faal nüfusun önemli bir kısmını teşkil eder.
Yunanistan coğrafi özelliklerinden çok tarihiyle daha önemli konumda olan bir ülkedir.Ülkenin tarihi Roma imparatorluğu,Bizans imparatorluğu gibi dünya tarihinde önemli yer tutan medeniyetlere dayanır.

Yunanistan tarihinin başlıca devirleri:
 Yunan öncesi dönemler.M.Ö 2600-1900 yılları arası.
 Mykenai Medeniyeti dönemi.M.Ö 1900-1600 yılları arası.
 Hellen Ortaçağı.M.Ö 12.-8. yüzyıllar arasında.
 Arkaik zamanlar dönemi.M.Ö 8.-5. yüzyıllar arası.
 Atina’nın üstünlüğü M.Ö 479-431 arasında
 Osmanlı hakimiyeti dönemi 1458-18.yy sonuna kadar
 Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanması.1829-Edirne ant.
 Yunanistan Krallığının kurulması.1884
 Yunanistan Cumhuriyeti ve Krallığının yeniden kurulması.25 mart 1924
 Albaylar dönemi(askeri yönetim)1967-1974
 Demokrasiye dönüş.23 temmuz 1974
a-)Yunan Öncesi Dönemler:
Cilalıtaş devrinde Yunanistan birçok yerleşmeye sahne oldu.M.Ö 2600-M.Ö1900 arası,Eski Hellas’ın Tunç çağıdır.Yunan toprakları yavaş yavaş kalabalıklaştı ve Ege adalarıyla kurulan ilişkiler arttırıldı.
b-)Mykenai Medeniyeti:
II. bin yılın başlarında Ege dünyası,Girit’teki Minos medeniyetinin hakimiyeti altına girdi.M.Ö 1900’den 1600’a kadar ilk Helenler,Orta Avrupa ve Balkanlardan Yunanistan’ geldiler.Orada büyük bir medeniyet geliştirdiler;Mykenai sitesinin özel bir önem taşıması nedeniyle bu medeniyete Mykenai medeniyeti adı verildi.M.Ö XV. yy.’ın ortalarında Mykenaililer,Girit’i işgal ettiler ve asıl Yunanistan’da güçlü krallıklar kurdular.M.Ö 1200-900 arasında bu medeniyet Dorların Yunanistan’ı istilası yüzünden önemli ölçüde geriledi.
c-)Hellen Dönemi (M.Ö XII.-VIII. yy. arası):
Bu çağda demirin kullanımı yaygınlaşmış,geometrik bezemeli çanak,çömlek ortaya çıkmış ve ölüler yakılmaya başlamıştır.
d-)Arkaik Zamanlar (M.Ö VIII. –V. yy. başı):
Bu dönemde tüm sitelerde aristokratik bir rejim görülür.Homeros’un eserlerindeki türden krallık ortadan kalkmış ve doğuştan veya zenginlik sayesinde ayrıcalık kazanan bir azınlık,topraklara ve iktidara sahip olmuştur.
e-)Atina’nın Üstünlüğü (M.Ö 479-431):
Atina ve Ege denizindeki sitelerin çoğu,merkezi Delos olan bir deniz konfederasyonu kurdu.Pers boyunduruğunda bulunan tüm Yunanlıları kurtarmayı hedefleyen bu konfederasyon ,Atina’nın üstün bir konuma yükselmesine yol açtı;özellikle Sparta buna karşı çıktı;M.Ö 446’da Otuz Yıl Barışı denen antlaşma ,gerçekte Yunanistan’ı iki etki bölgesine ayırdı;bu yalnızca bir mütareke olacaktı,ama Perikles’in Atina’sında klasik medeniyetin gelişmesini de sağladı.Kısa sürede ,klasik Yunan Medeniyeti ,zirveye ulaştı;Atina ,göz kamaştırıcı anıtlarıyla ,düşünce ve sanat alanlarındaki üretkenliğiyle öteki siteleri geride bıraktı.
f-)Osmanlı Hakimiyeti:
Atina ve Sparta arasındaki üstünlük mücadelesinin yol açtığı bunalımlı yıllardan ,kısa süren Makedonya hakimiyetinden ve uzun süren bir Roma ve Bizans egemenliğinden sonra Yunanistan,İstanbul’un fethinin beşinci yılında Türklerin eline geçti.Osmanlılar Yunanistan’ı adım adım fethettiler.Fatih,1458’de Atina’yı aldı.Önce Attike’yi sonra da Mora’yı birer sancak haline getirdi.Böylece tüm Kıta Yunanistan’ı,Osmanlı hakimiyetine girdi.Kanuni döneminde de Rodos ve pek çok ada Osmanlı’ların eline geçti.Osmanlı İmparatorluğu içinde ticaret,mülkiyet,tam bir dil ve din özgürlüğüne sahip olan Yunanlılar,idari görevler de alan zengin bir burjuvazi oluşturdular.XVIII. yy.’da Osmanlı İmparatorluğu gerilerken,Yunanistan’da milliyetçilik gelişti.
g-)Bağımsızlık:
Mart 1821’de Yunan ayaklanması patlak verdi ve Tripolis’in ele geçirilmesinden sonra Pidavro kongresi bağımsızlık ilan etti.(ocak 1822)Batının desteğine rağmen ,iç kavgalar yüzünden bölünmüş olan Yunanlılar başarısızlığa uğradılar.Ruslar,İngilizler ve Fransızlar Yunanistan’ın özerkliğini savunarak onlara destek oldular ve Osmanlıları Edirne antlaşmasını imzalamak zorunda bıraktılar(1829).1832 yılında Londra Antlaşması Yunanistan’ı bu üç büyük devlet tarafından korunan bağımsız bir krallık haline getirdi.
h-)Yunanistan Krallığı:
Bavyera prensi Otto kral tayin edildi ve Atina başkent oldu(1834).Rusya ile yakın ilişkiler kuruldu;bunun üzerine İngilizler Pire limanını abluka altına aldılar(1850),sonra da işgal ettiler(1854).Otto tahtan indirilince yerine İngiltere’nin tercih ettiği I.Georgios getirildi(1863-1913);buna karşılık İngiltere İon adalarını Yunanistan’a bıraktı.Krallığın kurulmasından sonra devletin en önemli hedefi sınırları dışında kalan,Yunanlıların yaşadığı bölgelerin geri alınmasıydı.Önce Balkan ittifakını Osmanlılarla,sonra da Yunanistan,Sırbistan ve Romanya’yı Bulgaristan’la karşı karşıya getiren Balkan Savaşlarının sonunda(1912-1913) Epeiros’un güneyi ,Güney Makedonya,Girit,Sisam,Sakız ve Midilli Yunanistan’a bağlandı.Kralın tahtan indirilmesinin ardından,Yunanistan İtilaf devletlerinin yanında savaşa girdi.(haziran 1917).Çarpışmaların yanında Neuilly Antlaşması ve Sevr Antlaşmasıyla Trakya ve İzmir bölgesi Yunanistan’a bırakıldı.Ama Ocak 1921’de Türk-Yunan çarpışmaları yeniden başladı.Türkler tarafından yenilgiye uğratılan Yunanlılar,Lozan Antlaşmasıyla(temmuz 1923) İzmir’den ve Doğu Trakya’dan çekilmek zorunda kaldılar.
I-)Yunanistan Cumhuriyeti ve Krallığın Yeniden Kurulması:
Kral II. Georgios çekildi(aralık 1923).25 Mart 1924’te cumhuriyet ilan edildi.1935’teki askeri darbeden sonra II. Georgios yeniden tahta çıkarken,Venizelos sürgüne gönderildi.1934’te Balkan Atlantı’na katılan Yunanistan önce İtalyanlar,sonra da Almanlar tarafından işgal edildi.Komünist Elas(ulusal halk kurtuluş ordusu) ve Edes(yunan ulusal demokratik ordusu)çevresinde güçlü bir direniş hareketi gelişti.1944’te II.Georgios sürgünde bir hükümet kurdu ve “halkçılar”ın (kralcılar) 1946’da düzenledikleri ve komünistlerin karşı çıktıları bir halk oylamasından sonra ülkeye döndü.II. Georgias’un ölümü üzerine yerine kardeşi I. Paulos tahta geçti.İç savaş ekim 1949’da ayaklanmacıların yenilgisiyle sonuçlandı.Yunanistan NATO’ya kabul edildi.(1952).II.Konstantinos döneminde Kıbrıs sorunu önemli bir iç bunalım yarattı(1965).Başbakan Papenderu istifa etti(temmuz 1965).
i-)Albaylar Dönemi:
1967’de içlerinde albay Papadopulos’un da bulunduğu bir grup subay iktidarı ele geçirdi.Kral II. Konstantinos Roma’ya sığındı.1973’te cumhuriyet ila edildi.Atina’daki öğrenci ayaklanmaları karşısında cuntanın aşırı unsurları Papadolus’u devirdi(25 kasım) ve sıkıyönetim ilan edildi.



j-)Demokrasiye Dönüş:
Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta Makarios’u deviren Nikos Sampson darbesi yüzünden zor durumda kalan askerler iktidarı yeniden sivillere bıraktılar(23 temmuz).Sürgünden dönen Konstantin Karamanlis yeni bir hükümet kurdu.Haziran 1975’te yeni bir anayasa ilan edildi.Mayıs 1980’da Karamanlis cumhurbaşkanı seçildi.Ocak 1981’de Yunanistan AET’ye kabul edildi.Yeni Demokrasi Partisi,ekim 1981 seçimlerini kaybederken Papenderu’nun başında bulunduğu Panhellenik Sosyalist Parti(PASOK) seçimi kazandı.1989 meclis seçimlerini kazanan Yeni Demokrasi Partisi komünistlerle bir koalisyon hükümeti kurdu.Siyasi,ekonomik,toplumsal bunalımı yenme gücünden yoksun olan bu hükümet eylülde istifa etti.Nisan1990’da Yeni Demokrasi Partisi’nin başkanı K.Mitsotakis’in,yeni bir koalisyon hükümeti kurdu.Mitsotakis’in iktidarı 1993’e kadar sürdü.10 Ekim 1993’te yapılan genel seçimlerde PASOK yeniden seçimi kazandı ve Papanderu bir kez daha iktidara geldi.
DOĞAL YAPI –FİZİKİ ÖZELLİKLERİ:
Ülkenin dörtte üçü dağlıktır. Halk arasında yaygın bir inanışa göre, Yunanistan Dünya’ ın oluşumu sırasında Tanrının yeryüzü üzerindeki toprakları önce bir elekte eleyip, kalan taşları da rasgele fırlatması sonucu oluşmuştur. Eski Yunan mitolojisinde tanrıların evi olduğuna inanılan Olympos Dağı ( 2.917 metre ) ile edebiyat, bilgi, müzik ve dans tanrıçaları Musalar’ın evi sayılan Parnassos Dağı ( 2.457 metre ) ülkenin en yüksek dağlarıdır.
Bugünde süren tektonik hareketlilik kıyıların biçimini, takımadaların dağılımını, dağ ve ova zincirlerinin şeklini, aşındırma yüzeyleri ile, sismotektonik parçalanma sonucu kabarmış maddelerden oluşan yamaçların keskin olmayan çizgilerini açıklar; alüvyonla dolmuş ovalar ve karstlı çöküntülerin dışında düz bir topografyayla ender olarak karşılaşılır.
Yüzey şekillerindeki çeşitlilik de bu litolojik çeşitliliğe uyar; yüzey şekilleri, yükseltiye ( Buz yalakları, tepelerde derinsel havuzları, koni biçiminde dağ etekleri, fazla geniş olmayan gelgitlerle beslenen kıyı deltaları ) ve siklon akımları açısından bulundukları yere göre değişir; bu akımlar, “Akdeniz” iklimi koşullarında yağışı düzenler.
Derin koy ve körfezlerle oyulmuş, yaklaşık 4000 km uzunluğunda, girintili çıkıntılı bir kıyı şeridi vardır. Ülkenin kuzeydoğusunda Ege kıyıları boyunca uzanan Trakya ve Makedonya yaylaları, vadiler ve akarsu havzalarıyla kesintiye uğrar. Doğudaki Tesalya Ovası düzlük alanların en büyüğüdür. Güneyde, ülkenin anakara bölümü ile Mora Yarımadası arasında içeri doğru derin bir oyuk biçiminde uzanan Korint ( Korinthos ) Körfezi yer alır.
TABİAT ŞARTLARI
Yüzey şekilleri çok çeşitlidir. Sarp ve çıplak dağlar, tatlı eğimli tepeler, verimli alüvyon ovaları halindeki havzalar, derin körfezler, sayısız yarımada ve adalar hemen hemen dar bir alanda yan yana bulunurlar. Bu durum memleketin her tarafında görülür. Bununla beraber yüzey şekilleri bakımından Yunanistan’ı bazı kısımlara ayırmak mümkündür.
1- Kuzey Yunanistan
Batı Trakya ve Yunan Makedonya’sını sınırları içine alır. Doğuda Meriç vadisinden batıda Yugoslavya ve Arnavutluk sınırlarına kadar uzanan bu bölge, Yunanistan’ın her tarafında olduğu gibi, genellikle dağlıktır. Bir çok çöküntüye uğramış bu bölgenin kıyıları çok girintili bir şekil almıştır. Taşoz, Semendere adaları ve Halkidikya yarımadası bu çöküntüler dolayısıyla kıyının fazla parçalanmış olduğunu gösterirler. Bulgaristan’ın güneyini kaplayan Rodop dağları bu bölgede Yunanistan sınırları içine sokulur. Daha batıda bulunan Makedonya dağları da Rodoplar gibi genellikle billurlu kayalardan yapılı eski dağlardır. Ancak bazı yerlerinde Rodoplardan veya güney Yugoslavya dağlarından inen akarsular boyunca alüvyonlarla kaplı alçak ovalara rastlanır. Bunların başlıcaları doğudan batıya doğru Meriç ovası, Mesta önünde Yenice ovası, Kavala-Drama ovası, Struma üzerinde Serey ovası, bu kıyının en büyük yarımadası olan Halkidikya batısında Vardar ovasıdır. Bu ovadan Arnavutluk sınırına kadar uzanan bölge dağlar ve platolarla kaplıdır. Doğu az yağışlı olmakla beraber yaşamaya daha elverişli, batı ise ormanlıktır ve tarıma elverişli sahaları azdır. Batıdaki dağları aşıp içerilere girmek güçtür, halbuki doğuda ovalardan iç kısımlara girmek daha kolaydır. Dolayısıyla doğu çok daha kalabalık, batı daha tenhadır.
2- Orta Yunanistan
Çok dağlıktır. Batıda Arnavutluk sınırına komşu yerlerde Epir platosu ve dağları Yunanistan’ın en tenha kısımlarını meydana getirir. Epir platosunun bazı kısımlarında dağlar arasında kalmış küçük havzalara da rastlanır. Yanya havzası bunlardan biridir. Epir’in doğusunda yarımadanın en yüksek ve sürekli dağları olan Pinduslar kuzeyden güneye doğru uzanarak Epir’i doğudaki Teselya havzasından ayırırlar. Yunanistan’ın en geniş ve önemli tarım alanları verimli Teselya havzası ve Tirkala ovası ile Ege denizine daha yakın bulunan Larissa ovasından meydana gelir. Fakat bu ova denize serbestçe açılmaz. Bazı dağlarla deniz tarafından da kapalıdır. Yunan yarımadasının en yüksek noktası olan Olimpos ( 2918 metre ) ile Ossa dağı Larissa ovasının kuzeydoğu kenarındadır.
Orta Yunanistan, güneyde Korent körfezine kadar uzanır. Kıyıları gerek Ege, gerek Yunan denizi ( İyon denizi ) önünde son derece girintili ve çıkıntılıdır. Sayısız körfezler, koylar, yarımadalar ve kıyının hemen önünde dizilen adalar bu kıyıları dünyanın en girintili çıkıntılı yerleri haline getirmiştir.
3- Güney Yunanistan ve Adalar
Korent körfezi ve kanalı ile orta Yunanistan’dan ayrılan Paleponez ( Mora ), Yunanistan’ın en güney kısmını meydana getiren bir yarımadadır. Güney ucunda daha küçük üç yarımada ile nihayetlenir. Bu şekliyle kuzeydeki Halkidikya yarımadasına benzer. Peleponez yarımadası da tamamen dağlarla kaplıdır. Çok yerde 2000 metreyi aşan bu dağlar, orta Yunanistan’daki Pindusların güneye doğru bir uzantısı halindedir. Bu dağlar Malia burnu önünde Cerigo ve bunun güneyindeki Cerigotto adalarının üzerinden Girit adasına geçerler. Giritte Batı-Doğu doğrultusunu alan dağlar Kassos, Karpatos ve Rodos adaları üzerinden memleketimizin batı Toros dağlarına bağlanırlar.
Adalara gelince, bunlar yakın bir jeolojik devrinde sular altında gömülmüş olan eski bir kıtanın parçalarıdır. Yakınlarındaki karalarda olduğu gibi bunlarda çok dağlıktır. Yunan adalarının sayıları pek çoktur. Batıdakilere İyon adaları denir. Başlıcaları Korfu, Kefalonya ve Zante’dir. Ege denizini güneybatı kısmında kümelenmiş olan adalara Siklad adaları denir. Bunların kuzeyinde, güneyinde ve doğusunda Sporad takımadaları serpilmiştir. Bunların sayıları pek çoktur. Yunan adalarından bir kısmı ve en büyükleri Ege denizinin güneyinde ve doğudaki Anadolu kıyılarının önüne sıralanmıştır. Başlıcaları kuzeyden güneye doğru şunlardır: Taşoz, Semadirek, Limni, Midilli, Sakız, Sisam, Rodos ve güneyde büyük Girit. Bu dağlık adaların bazılarında yükselti 2000 metreye varır.
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ:
İklim genel olarak akdeniz tipindedir.Ortalama sıcaklık temmuzda Peleponisos’ta 27°c,Makedonya’nın kuzeyinde 25°C dolayındadır.Ocakta ortalama sıcaklık Makedonya’nın kuzeyinde 4°C’i geçer,güneyinde 10°C’a ulaşır.Yaz her yerde çok sıcak ve kurak geçer.Ancak bu özellikler çeşitli etkenlerle değişir;bu etkenlerin başında da enlem faktörü gelir:vardarak gibi kuzeyden gelen soğuk hava akımları Trakya ve Makedonya’yı etkiler.Kıtanın içi hatta Peleponisos bile kışları daha soğuktur,havzalar da yazın çok kuraklaşır.Batı kıyısına daha çok yağmur düşer;burada yıllık ortalama 1 m.2yken,Ege kıyılarında 500 mm’dir.Dağlarda ve Kuzey ovalarında kışın çok soğuk geçmesi,,zeytin yetiştirilmesini engeller.
Doğudaki havzalarda doğal bitki örtüsü bozkır tipindedir.Diğer yerlerde,özellikle kıyı boylarıyla adalarda Akdeniz tipi bitki örtüsü görülür;kozalaklılar,pırnal ormanları,makiler ve dikenli çalılar.Yamaç ve ova eteklerinde bağlar,zeytinlikler ve meyve ağaçları bulunur.
Yapı ve iklim koşulları Yunanistan’da uzun süre nüfus dağılımının modernleşmesini engellemiştir:yüzey şekillerinin yol açtığı parçalanma,su kaynaklarının değerlendirilmesinin zorluğu,fosilleşmiş enerji kaynaklarının azlığı,yazın kuraklık kışın da yükseltilerdeki soğuk ,ekilebilir ürünlerin çeşitliliğini azaltmakta,yaygınlaşmasını önlemektedir.

ÖNEMLİ YERLEŞİM MERKEZLERİ:
Başlıca önemli şehirleri:
Atina:835.737 nüf.-Thessalaniki:706.180 nüf.-Patras:142.000 nüf.-Kandiye:77.500 nüf.-Larissa:102.000 nüf.-Volos:77.500 nüf.-Kavala:49.600 nüf.-Siroz:41.000 nüfusa sahiptir.
ATİNA:
Belediye başkanının adıimitris LAVRAMOPOULOS
Dış işleri müdürünün adı:Evrapi MASCHANA
Yunanistan’ın başkenti,dünyanın önde gelen turizm merkezi olan Atina’nın;
Coğrafi bilgileri:Bugün Atha,Parnes,Hymettus,Rendeli ve etrafını yarım daire ile çevreleyen yükseltilerin bulunduğu bir yerde kurulmuştur.38°-35° kuzey enlemlerinde 23°-68° doğu boylamında yer alan Atina’nın nüfusu liman ve banliyöleriyle beraber 3,072,922’dir.600 km² yerleşim alanına sahiptir.Yıllık ortalama sıcaklık oranı 17,7°c;yıllık ortalama yağış miktarı 412,6 mm,yıllık ortalama nem oranı %61,3’dür.Atina’nın en sıcak ayı Temmuz(27,9°c ort.) ve en soğuk ayı ortalama sıcaklık değeri 8,6°c ile Ocak ayıdır.
Ekonomisi:Toplam geliri(yıllık) 149,200$ olan Atina ülke gelirinin yaklaşık ¼’üne sahiptir.Kişi başına düşen yıllık gelir 22,5 milyar.Atina yerleşmesinin büyümesi son derece merkezleşmiş bir devlette başkentin çok çeşitli görevler(yönetim,maliye,üniversite,toptan ve perakende ticaret,sanayi,metalürji,kimya,dokuma,besin,tütün, turizm) yüklenmesinin bir sonucudur.
Tarihi:5000 yıllık bir tarihe sahiptir.Demokrasinin beşiği ve felsefenin doğuş yeridir.Helen kültürünün etkisi altında kalarak Roma’nın kuruluşunda rol oynamıştır.
Kültürel konumları:Atina’da 2 opera binası,76 tiyatro salonu,11 müze ve 62 sinema vardır.
Ulusal ve dini bayram,festival ve tatil günleri:25 Mart Kurtuluş Günü,1 Mayıs İşçi Bayramı ve Çiçek Festivali,4 Haziran Kutsal Hayalet Günü.
Kentin temel özellikleri: Bugün olduğu gibi Atina ününü eski dünyanın en büyük kültür merkezi ve insanlığın kültürel değişmesini çok etkileyen ayrı bir kültürün sembolü olmasından kazanmıştır.Atina,uyum,müzik,sanat,bilgiçlik,mimar i ve demokrasi genel kavramları ile tanımlanır.Şimdi onun tarih bilgisi yabancı ziyaretçileri Atina’ya çekmektedir.
SELANİK:Adını Büyük İskender’in Herdes,Theseleniki ‘dan almıştır.
Yunanistan’ın kuzeyinde,Makedonya bölümünde bulunan Selanik Ege denizine kıyısı olan 550,000 nüfuslu bir kenttir.Önemli bir liman ve sanayi merkezi olan Selanik,Yunanistan’ın Atina’dan sonraki en büyük kentidir.Selanik ovası ülkenin en zengin tarım bölgesi ve Atina’dan sonra ikinci önemli kentidir.Kentte petrol rafinerisi,petro kimya,lastik,metalürji,tekstil ve gemi yapım sanayi vardır.Atina’nın limanı da Pire’den sonra en önemli liman Selanik’tir.Limanın yıllık yük trafiği 10 milyon ton dolaylarındadır.Selanik’te sert kışları ve sıcak yazları ile bir kara iklimi görülür.
Selanik’te gerek Bizans,gerek Osmanlı döneminden kalma pek çok tarihi eser vardır:Beyaz Kule,İncirli kule,m.s 5 yy.’dan kalma güzel mozaikli Aya Yorgi Kilisesi(günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.) ve daha birçok Bizans kilisesi ve müzesi bulunur.Atatürk’ün doğduğu ev de restore edilerek müze olarak kullanılmaktadır.ayrıca Yunanistan’ın en iyi üniversiteleri Selanik’tedir.
GİRİToğu Akdeniz’deki Yunan adasıdır.Ege Denizinin tam güneyine düşen Girit’in nüfusu 457,000,yüzölçümü 8,336 km²’dir.Dağlık bir ada olan Girit’te ortalama yükselti 1500 m’nin üzerindedir.Kıyı bölgeleri ovalık olan adada Akdeniz iklimi egemendir ve yetiştirilen bitkilerde bu iklime uygun olarak üzüm,narenciye,zeytindir.Ada ekonomisi tarımın yanı sıra gerek tarihi zenginlikleri gerekse ikliminden ötürü turizme dayanır.M.Ö 7000 yıllardan bu yana yerleşim merkezi olan Girit,tarihinin en parlak dönemini M.Ö 8000 yılında yaşamıştır.Arka arkaya birkaç büyük deprem ve istila geçiren ada yüzyıllarca birbirlerine rakip kent devletlerini barındırmıştır.Sırasıyla Roma-Bizans-Arap egemenliği altına giren ada ortaçağda Venediklilerin daha sonra da Osmanlı’ların eline geçti.1913 yılında 2. Balkan Savaşından sonra Yunanistan’a bırakılan Girit,günümüzde Yunanistan’ın bir kentidir.
PİRE:Yunanistan’ın önemli kentlerinden biridir.Atina’nın limanı,başkentin merkezine 10 km kadar uzaklıkta;196.389 nüfuslu gelişmiş Yunan kentidir.Çok hızlı gelişen kentin planı dama tahtasına benzer;1870’de nüfusu ancak 11.000’di.Yunanistan’ın başlıca ticaret limanı ve büyük bir sanayii merkezidir:tersaneler,tekstil,kimya ,makine ve besin sanayileri şehirde gelişmiştir.Med savaşları sırasında ,eski liman Phaleron donanmayı barındırmak bakımından dar gelince ,Pire, Atina’nın limanı oldu.Pire yarımadasında,Kephisos ırmağının ağzında yer alan Pire,Themistokles,Kimon ve Perikles tarafından yaptırılmış olan “Uzun Duvarlar”’la Atina’ya bağlıydı ve Kantharos,ona bitişik bir ticaret limanı olan Zea ve güneydeki Munikhia’dan oluşuyordu.geceleri başlıca girişleri zincirlerle kapatılırdı.Miletli Hippodamos tarafından düzenli bir plana göre kurulmuş olan Pire,salt ticari etkinliklere ayrılmış kozmopolit bir kenttir.
PATRAS:Yunanistan’da bir liman kenti.Peloponnesos(Mora) yarımadasının kuzeybatı kıyısında ,Atina’nın 180 km. batısında yer alan Patras,yarımadanın nüfus bakımından en önemli ve en büyük kentidir.Şehir ülkenin en büyük sanayi,ticaret,kültür merkezi aynı zamanda da önemli bir dışsatım limanıdır.İ.Ö. V. yy.’dan başlayarak bir ticaret merkezi olarak gelişen Patras,İ.Ö 280’e doğru Akhaia Birliği’ne katıldı.İ.Ö 31’de Romalılar tarafından alınıp,1423’te Osmanlılar tarafından fethedildi.1821’de Yunan ayaklanmasının başladığı kent,1825’te Kavalalı İbrahim Paşa tarafından geri alındıysa da ,Londra Protokolüyle Yunanistan’a bırakıldı(1828) ve Rusya ile imzalanan Edirne antlaşmasıyla,Mora yarımadasıyla birlikte,bağımsızlığı tanınan Yunanistan’a verildi.
LARISSA:Yunanistan’da şehir,nomos(il) merkezi,Teselya’da,Larissa ovasının ortasında ,Pinos ırmağı kıyısında;102.000 nüfuslu,bir tapınak ile Eskiçağdan kalma bir tiyatronun kalıntıları arasında kurulu bir kent.Şeker fabrikası M.Ö IV. yy.’a kadar Teselya konfederasyonun merkeziydi.Larissa ili kuzeyde Olimpos ile güneyde Othrys dağları arasında uzanır.
İKTİSADİ VE BEŞERİ COĞRAFYA:
NÜFUS:
Yunanistan’ın nüfus yoğunluğu km²’ye 63 kişiyi bulur;bu Akdeniz ülkeleri arasında en yüksek yoğunluklardan biridir.Sırasıyla %o10.1 ve 9.2 dolaylarında olan bugünkü doğum ve ölü oranlarıyla ,Yunanistan’ın nüfusu 10.601.527 kişidir.Son yüzyıl boyunca nüfus yoğunluğu çok hızlı arttı.Binde 30’a yaklaşan doğum oranı Avrupa’nın en yükseklerindendir.Bu ağır artışın yanı sıra ,ülkenin A.T’ye katılış dönemi boyunca ,derin yapısal,sosyo-ekonomik ve uzamsal değişiklikler ortaya çıktı.(kırsal nüfusun azalması,kentleşme,sanayileşme) Öte yandan 1923’te Türkiye ile savaştan sonra bir milyondan çok Yunanlı Yunanistan’a göçtü.Nüfusun bu devamlı artışı ve gelir kaynaklarını yetersizliği öbür Akdeniz ülkelerine büyük ölçüde göçlere yol açtı.Yunanlılar bu ülkelerde ticaret ve gemicilikle uğraşır.Ayrıca A.B.D’de de 900,000 yunan asıllı yaşar.
KENTLERİN BÜYÜMESİ:
Çok oransız bir büyüme gösteren hizmetler kesimi (irili ufaklı taşıma şirketleri,bankalar,eğitim kurumları,ticaret) etkin nüfusun yaklaşık %44’ünü istihdam etmekte ve gayrisafi yurtiçi hasılanın yarıdan fazlasının oluşumuna katkıda bulunmaktadır.Bu kesimin sürekli büyümesi kırsal bölgelerin ve küçük kentlerin donatımsızlığını ve büyük kentler yararına ortaya çıkan oransızlıkların keskinleşmesini gözlerden saklamaktadır.1990’a gelinceye kadar 50 ilden 10’unun nüfusu %25-42,11 ilinkinin %15-24 artarken ;küçük illerden 6’sınınüfusu azalmıştır.Dış ülkeler göçlerin bilançosu sıfır ya da pozitif sonuç vermekle birlikte,kırsal bölgelerden göç sürdü ve nüfusun yarıdan fazlasını başlıca iki kent(Atina-Pire ve Selanik ile,ikinci derecede önemli ve çok işlevli dört büyük kentte(Patrai,Kandiye,Larissa,Volos),hizmet merkezi olan(Aleksandrupolis,Katerini,Kozani,Tırhala,Verri a) ve bazen özel donatımlara(Batı Girit’in kapısı Hanya) ya da özel bir sanayiye sahip bulunan kentlerde(1980’de 100 milyon doların üstünde dışsatım geliri sağlayan,dünyanın yetiştirme kürkçülük merkezi Kastoria) topladı.Bu niceliksel evrim,kent görüntülerinde köklü bir değişikliğe yol açtı.Bu değişikliğin özelliği,inşaat alanlarının yoğunluğu ve enflasyonun etkisiyle azan bir spekülasyon ortamı içinde kaçak konutların alabildiğine çoğalmasıdır.


İKTİSADİ HAYAT:
Yunan ekonomisinin meseleleri çok ciddidir,çözülmesi de güçtür.Toprakların yoksulluğu,aşınmanın büyük zarar vermesi,ülkenin ancak beşte birini kaplayan sulanabilir toprakların azlığı,otlakların aşırı yüklülüğü,yağışların düzensizliği,kırların aşırı kalabalıklığı, verimliliğin ve tarım veriminin yetersizliğini açıklayan çeşitli faktörlerdir.Davar(9 milyon) ve keçi(5 milyon) yetiştiriciliği özellikle Epir ve Makedonya’da yaylaya çıkmaya dayanan ilkel usullerle yapılır.Tahıl tarımı (buğday ve arpa)gübre yetersizliğinden ve nadasın çok uzun sürmesinden zarar görür.Yemlik bitki,sarmaşık bitkiler ve patates çok sınırlı alanlarda yetişir.Bataklık ovaların ıslahı ve çok kurak havzaların sulanmasıyla verimin arttırılmasına uğraşılmaktadır;böylece ve besin tarımı veriminin artması beklenmektedir.Ülkede buğday(bugün 7-10 kental),mısır(2 milyon kental)ve patates ile ihraç bitkileri yetiştirilir.Makedonya tütünü (ort. 50.000 ton) ,bir kısmı yaş bir kısmı kuru ihraç edilen üzüm,yağ üretiminin büyük kısmını karşılayan zeytin,her yerde verimli olmayan ve büyük özen isteyen portakal,pirinç ve pamuk.Bununla beraber tarım hala yetersizdir ve ithalatın dörtte biri tarım ürünleridir.İktisadi meselelerinin çözümlenmesi sanayinin gelişmesine bağlıdır.Ama enerji kaynakları çok kıttır.Ülkede ne petrol ne de kömür vardır;yalnız Batı Makedonya’da birkaç linyit yatağı vardır.Ayrıca ülkede elektrik üretimi de ihtiyacı karşılamamaktadır.
Hammadeler dağınıktır:Khalkis bölgesinde az miktarda düşük kapsamlı demir filizi,Pharsala yakınlarında krom,Larymna’da nikel,yeniden işletilmeye başlanan eski Laurion madenlerinde kurşun ve çinko,magnezit ve özellikle boksit çıkarılır.Yakın tarihte Trakya’da önemli uranyum ve toryum yatakları bulunmuştur.Sermayelerin çoğu,deniz işletmelerine yatırılmıştır ve ulaşım güçlüğü modern sanayiinin gelişmesini büyük ölçüde engeller.Pindos dağında ve Makedonya’da güçlü hidroelektrik santraller inşa edilmesi tasarlanmıştır ve tarım hammaddelerini işleyen imalat sanayi teşvik edilmektedir.Ama mamul ürünlerinin çoğu Batı Avrupa ve A.B.D’den ithal edilir.Ticaret dengesi açığını ,yurt dışındaki işçilerin gönderdiği paralar,turizm ve özellikle ticaret filosu karşılar.Gerçekten Yunan ticaret filosu ,dünyanın başlıca filolarındandır:4.500.000 tona yakın ;üstelik gemileri yabancı bandıra altında çalıştıran büyük Yunan armatörlerinin 2-3 milyon tonluk filosu da buna eklenir.
TARIM:
Ancak dörtte biri sulanabilen toplam 35.000km² ekili arazi,etkin nüfusun %28,5’u tarafından işlenmekte ve gayrısafi yurtiçi hasılatın %16’sını sağlamaktadır.Ancak verimlilikteki artışlar,kırsak nüfusun göçünün ve işlenmemiş toprakların yaygınlığının doğurduğu zararı karşılar.Su kaynaklarından yeterince yararlanılmamaktadır.Modernleştirilen tahıl üretimi 5 milyon ton dolayındadır(1,6 milyon ton buğday,1,7 milyon ton mısır,0,4 milyon ton arpa ve 100.000 ton pirinç).Sulanan ovalarda ,tahıl üretimiyle birlikte,binlerce küçük işletmede yapılan ve bunların geçimini sağlayan şekerpancarı üretimi,şeker fabrikaları çerçevesinde düzen içine alınmış olmasına karşın,istikrarlı değildir.1979’da 2,8 milyon ton,1980’da 1,5 milyon ton,1990’da 2,5 milyon ton şeklinde dalgalanmaktadır.Pamuk rekoltesi 255.000 ton,zeytinyağı 300.000 ton ve tütün 124.000 ton üretimi,on beş yıldan beri kısmen piyasalara bağlı olarak,aynı miktarlar düzeyinde gidip gelmektedir.Geleneksel kuru üzüm rekoltesi giderek düşmekte,buna karşılık sanayileşmiş Avrupalı alıcılarla ortadoğulu alıcılarca istenen sofralık üzüm ve şarap(5 mhl),turunçgiller (800.000 ton) ve öteki meyvelerin üretimi düzenli bir biçimde artmaktadır.Ortaya çıkan sosyo-ekonomik değişikliklerin bir göstergesi de besin maddelerinin,evlerde yapılan genel tüketimin %37 ‘den azını oluşturmasına karşın,süt ve et üretiminin artmasıdır.Modern tarım bölgelerinde besi hayvancılığının (tavuk ve domuz) ve süt mandıralarının çoğalmasından ileri gelen bu artışın gizlediği gerçek,geleneksel hayvancılığın gerilemesi ve dağlarda çobanlık yapılan alanların marjinal duruma gelmesidir.
Tarımsal evrimin özelliği,öz tüketimin azalması,bir bölüm üretimin sanayi ve ticaret filyerleri(imalat aşamaları)bütünleşmesi ve dış Pazar arayışlarıdır.Geçmişin ağırlığı,dağınık küçük işletmeler,toprak fiyatlarının yükselmesi,bireysel gelirlerin düşüklüğü,az çalışmayı gerektiren kültürlerin korunması,hatta bunun daha fazla çalışmayı olanaklı kılıp altyapı tesislerinin varlığına karşın böyle olması ve tarım ürünleri dışalımının süregitmesi biçiminde göstermektedir.
HAYAT SEVİYESİ VE İKTİSADİ GELİŞMELER:
Son yıllardaki büyük düzelmeye rağmen yunan halkının hayat seviyesi Avrupa’nın en düşüklerinden biridir.
Coğrafi şartlar ve özellikle tabii gelir kaynaklarının yokluğu,Yunanistan’ı büyük ölçüde bağımlı olduğu dış ülkelere daha çok eğilmeye yöneltti.Ülkenin iktisadi hayatına deniz hakimdir:ülke topraklarının %21’ni adalar meydana getirir ve tabii limanlar boldur.Dağlık yüzey şekilleri ve toprak aşırı parçalanmışlığı tarımın gelişmesini engellemiştir.Bu gelir kaynağı yetersizliği,öteden beri sürüp gitmekte olan nüfus fazlalığı meselesinin çözülmesini engellediği için Yunanistan kendini milletlerarası ticarete adamış ve nüfus güçlüklerini göçmen göndererek çözmeye uğraşmıştır.Tarihi gelişme de iktisadi gelişmeyi hiç desteklemedi.Uzun süre boyunca tabii gelir kaynaklarının işletilmesi ihmal edildi.Sonra bağımsızlığın ilanı ve Türkiye ile savaşın sona ermesi arasında Yunanistan siyasi istikrarsızlıktan büyük zarar gördü ve iktisadi gelişme çok yavaş oldu.Yunan-Türk savaşı bittiğinde ülke kırlarını yoksulluk kırıp geçiriyordu;sanayi şehirlere özellikle Atina’ya akın eden nüfus fazlalığını istihdam edemiyordu.XX. yy.’ın ilk on yılında çok güçlü olan göçmen dalgası ,yabancı ülkelerin çoğunun mülteci kabulünü sınırlamasıyla azaldı.Üstelik Yunanistan Türkiye’den gelen 1 milyondan fazla mübadili kabul etmesi güçlüklere yol açtı.Bu sıkıntılara 1929 iktisadi bunalım da eklenince ;dış ticaret hacmi yarı yarıya indi,aynı şekilde deniz ticaretinden elde edilen gelirlerde ve yurt dışına gidenlerin gönderdiği paralarda da azalmalar oldu.Bütün bu güçlükler ülkede kendi kaynaklarıyla yetinme isteğini yarattı;bu iş gerek yoğun bir sanayileşmeyle ,gerek tarım üretiminin arttırılmasıyla gerçekleşebilecekti.Hükümet bu şekilde hayat seviyesini yükseltmeyi ve besin maddesi ithaliyle,sanayi ürünleri ithalini azaltmayı ümit ediyordu.Tarım alanında toprakların ıslahına girişildi.Bu sayede tarım üretimi 1927-1938 arasında büyük ölçüde yükseldi.Sanayi gelişmesi ise dış rekabete karşı himaye siyaseti büyük ölçüde kolaylaştırdı.
. Dünya Savaşı ve Alman işgali Yunanistan’a büyük zarar verdi.Büyük yıkıntıları onarma işini iç savaş daha da güçleştirdi.Halkın şehirler ,özellikle Atina ve Pire’ye akınını ,yıkılan bölgelerden göçenler daha da arttırdı .Ayrıca savaşın son iki yılındaki enflasyon gelir eşitsizliğini arttıran bir hal aldı.Buna tabii afetler de eklendi.Yunanistan ancak 1949’da Avrupa kalkınma planı çerçevesin içinde bir donatım planı hazırlamayı düşündü.1953’te Papagos hükümeti iş başına geldiği sırada maliye ve iktisat yeniden düzenlendi.O tarihte tarım üretimi ülkeye yeterli hale geldi;aynı zamanda sanayi de biraz gelişti.Bununla beraber savaştan önceki hayat seviyesine ancak 1955-1956 yıllarında ulaşıldı.O tarihten beri milli hasıla yüzde 10 ritmiyle düzenli olarak arttı.Kişi başına düşen gelir 1957’de 217 dolarken,bugün 300 doları geçmiştir.Dvema eden beş yıllık plan sonunda 380 dolarak yükselmesi beklenmektedir.Bu düzelme tarım üretiminin ve sanayi üretiminin artması sonucudur;aynı zamanda da ücret ve aylıkların arttırılması için alınan tedbirlere ve devletin mesken alanındaki çabasına bağlıdır.Ekonominin son gelişmeleri 1956’dan beri devam eden para istikrarı olmasaydı gerçekleştirilmezdi.Fiyatların bu ilgi çekici istikrarı,tasarrufu teşvik etmeğe,dış ticareti ve turizmi canlandırmaya imkan verdi.Yunanistan’a yabancı sermaye hareketini destekledi.Zaten dış mali yardım gerekliydi.
1960-197 arasında iktisadi gelişmenin başlıca özelliği gayrısafi milli hasılanın hızla çoğalması ve sanayi kesiminin gelişmesidir.Bu süre içinde gayrısafi milli hasıla yılda %7’ye yakın bir oranda arttı;fakat 1964’ten sonra bir yandan enflasyon eğilimleri belirirken,bir yandan da ödemeler dengesinde bir açık ortaya çıkarak döviz yedeklerinde azalmaya yol açtı.1959’da 100 kabul edilen genel sanayi üretimi indisi 1966’da 177’yi aştı.Metalürji,kimya,dokumacılık ve inşaat sanayii en hızlı gelişen dallardı.1964-1965 ‘de sanayi üretiminin değeri ilk olarak tarım üretimininkini aştı.Tartışmasız iktisadi gelişmeye rağmen hayat seviyesi hala sosyalist olmayan Avrupa’nın en düşüklerinden biridir:seksen kişiye bir özel otomobil,meslek alanında oda başına 1,5 kişilik işgal yoğunluğu,yılda kişi başına 500 kW elektrik tüketimi.Bununla beraber Yunanistan kesinlikle azgelişmiş bir ülke sayılmaz;kişi başına ortalama gelir 500$’dan fazladır.Ortalama ömür süresi 70 yıl,Batı Avrupa’nınkilere hemen hemen eşittir.Okuma yazma oranı çok yüksektir.Kişi başına düşen besin miktarı 3.000 kaloriye yaklaşır ve 750 kişiye 1 doktor düşer,ülkede hala sosyal ve özellikle bölgesel farklılıklar vardır.Genel nüfusun dörtte birine yakınını toplayan Atina yerleşme bölgesi ,vergi gelirlerinin üçte ikisini karşılar.
Nüfusun yarısı bugün şehirlerde yaşar;şehirlerden üçünün nüfusu 100.000’i geçer:Patras,Selanik ve bugün özellikle Peloponneos’tan ve adalardan gelen yoğun bir göçmen dalgası alarak yeni nüfus artışının önemli bir kısmını çeken Atina.Nüfus artış oranı fazla değildir.(%1’den düşük),buna rağmen sanayileşme yetersizliğinin ortaya çıkardığı işsizlik meselesinin ciddiliği yabancı ülkelere önemli toplulukların göçmesine sebeb olur.1966’da 350.000 yunanlı yurt dışında çalışmıştır;bu sayı,yarısı hala tarım kesiminde istihdam eden faal nüfusun yaklaşık olarak onda biridir.
TİCARET VE SANAYİ:
Yunanistan,Onikiler Avrupası’nda,yoksul ve geri kalmış ülkeler arasında yer alır.Ancak,modernleşmenin başladığı sektörler de vardır.
Yazları çok sıcak ve kurak geçen Yunan toprakları,ülkenin %80’ini kaplayan dağların ağır bastığı bir yüzey şekliyle parçalanmıştır.Toplam yüzölçümünün yaklaşık %20’sini kapsayan “Adalar Yunanistanı” parçalanmayı daha da belirginleştirir.
1981’de Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET)’na giren Yunanistan hem gelişmekte olan bir ülkenin,hem de Avrupa’nın kıyısında kalmış bir bölgenin özelliklerini taşır;ayrıca,değişim içinde olan ve iktisadi kalkınmanın birçok belirtisini gösteren bir devlet olarak ortaya çıkar.AET içinde Yunanistan yoksul bir ülkedir.Kişi başına düşen Gayri safi milli hasıla (GSMH) Fransa’nın üçte birinden daha azdır.(1990).Geri kalmış ülkelerde sıklıkla görüldüğü gibi ,tarım sektörü faal nüfusun önemli bir kısmı istihdam eder.(%28,5).Tarım sektörü,GSMH’nın %16’sını sağlar ve modası geçmiş yöntemler kullanılır.Sözgelimi topraklar çok parçalanmıştır ve çok küçük olan işletmelerin geliri ve verimliliği paralel değildir.Adalarda olduğu gibi dağlarda da ,nadas uygulamasıyla çok ürünlü geleneksel bir tarım (buğday,zeytin,üzüm)yapılır.Ne var ki;tarım sektörü sulamada ki gelişmenin,gübre kullanımının,nadasa bırakılan topraklardaki azalmanın,makineleşmenin,bölgelerin belli ürünlere yönelmesinin de gösterdiği gibi modernleşme yolundadır.Yunanistan,AET ülkelerine,meyve,sebze,tütün satıyor olsa da gıda ihtiyacını üretimiyle karşılayamaz.Hayvancılık gerektiği kadar gelişmemiştir.Kendisinin et ihtiyacını karşılayamamakta ve bu sebeple et dış pazardan satın alınmaktadır.
Yer altı gelir kaynaklarının (demir,kurşun,linyit,özellikle de boksit yatakları) yanı sıra,hidroelektrik üretiminin ve yurtdışından getirilerek rafinelerde arıtılan petrolün desteklediği sanayi,hızla gelişmektedir.Yabancı sermaye yardımıyla kurulmuş olan alüminyum,kimyasal gübre fabrikaları;besin ve dokuma sanayileri gelişen sektörlerin başında gelir.Bununla birlikte,sanayileşme henüz yetersizdir ve yer altı gelir kaynaklarından elde edilen hammadelerin büyük bölümü işlenmeden yurtdışına satılmaktadır.Yurtdışından (özellikle Almanya’dan) teknoloji ürünleri ve tüketim malları satın alınmaktadır.Yunanistan’ın en önemli yerleşim yerlerinden Selanik ve Atina çevresinde büyük bir sanayi belirmeye başlamıştır.
Yunanistan daha çok Federal Almanya,İtalya,Fransa,Benelüks devletleri;Japonya,Libya,ABD,İngiltere ile ticari münasebetlerde bulunur.İhracatının %50’sine yakın bir bölümünü sanayi ürünleri özellikle kimyevi maddeler teşkil eder.Diğer ihraç ürünleri şunlardır:işlenmemiş veya yarı yarıya işlenmiş maden cevherleri;tütün,zeytinyağı,kuş üzümü,pamuk,narenciye tütünleri,tekstil ürünleri,kuru üzüm ve deniz ürünleri oluşturur.Ülkenin ambalaj sanayisi oldukça gelişmiş durumdadır.Çeşitli Türk mallarını,özellikle incir,üzüm gibi maddeleri ambalajlayarak kendi malı olarak Avrupa’ya satmaktadır.
Mübadelenin rolü çok önemlidir.Deniz ticaret filosu(dünyada yedinci)GSMH’nın %4’üne yakın önemli bir gelir sağlar;çok gelişmiş turizmden(8,5 milyon turist her yıl)her yıl gelen 2,5 milyar dolar deniz ticaretini de aşar.
1980’li yılların sonlarında Yunanistan’ın durumu hiç de iyi değildi:”iki rakamlı enflasyon sürüyordu.(1989’da %15);açıklar artmıştı(devlet bütçesi,dış ticaret dengesi[dışsatımlar ,dışalımların ancak yüzde 40-45’ini karşılamaktadır]);dış borçlar ağır bir yük oluşturmaktadır.İşsizlik çalışanlarınyüzde7,5’ini(1992) etkilemektedir ve bunların çoğu gelişmekte olan”yer altı ekonomisi”’ne katılmaktadır.
Turizm,ülkenin çok önemli bir gelir kaynağıdır.Marathon,Mycenae,Olympia,
Sparta,Thermopylae ve Tiryus gibi eski Yunan şehir devletleri turistlerin bir hayli ilgisini çekmektedir.
Ülkenin ana asfalt yolları ve demiryolları genellikle tarihi yolları takip eder.Esas demiryolu sistemi İkinci Dünya Savaşından sonra inşa edilmiştir.Karayolları çok gelişmiş durumdadır.Biri yatay,diğeri dikey olarak ülkeyi kesen iki eski ana yol Atina’da kesişir.Deniz ulaştırması ve gemicilik oldukça gelişmiştir.Pire,Akdeniz’in en önemli limanlarından biridir.Atina’da milletlerarası bir havaalanı vardır.Bazı uçak şirketleri özel sektöre aittir.
SANAYİ:
Sanayi etkinlikleri,konut ve bayındırlık işleri dahil,etkin nüfusun %27,1’ini,yani yaklaşık 2,8 milyon kişiyi,başka bir deyişle ,birinci kesimin tümünden biraz fazlasını istihdam etmektedir.Sanayi etkinlikleri,gayrisafi yurtiçi hasılatın %25’ini,hizmetler %56’sını,madenler %2’sini sağlamaktadır.
Ülkede elektrik üretimi,kişi başına 3400 kWsa’i geçer.Toplam elektrik üretimi 35Twsa’in üstündedir ve bunun %70’i linyitten,%30’u hidrolik kaynaklardan elde edilir.Dışarıdan alınan hidrokarbonlara bağımlılık sürekli olarak artmaktadır.Yunanistan’da üretilen elektrik enerjisi ülkeye az gelmektedir ve ülkeyi dış ülkelere bağımlı hale getirmektedir.
Çimento(13 milyon ton),boksit (2,5 milyon ton),alüminyum (125.000 ton),gübre (1,8 milyon ton),amonyak (0,29 milyon ton) ve ferronikel üretimi oldukça modern ama eksikleri olan bir temel sanayi donamının belli başlı kesimlerini oluşturmaktadır.İmalat(besin,tekstil,mobilya,elekt rikli ev aletleri,taşıt) ya da onarım sanayileri özellikle büyük kentlerde (Atina,Selanik) ve bazı ikinci sıradaki kentlerde (Patrai,Volos,Kavala,Larissa,Kandiye) yoğunlaşmış,etkin nüfusun bu merkezlerde toplanmasına yardımcı olmuştur.
1970-1980 arasında %93’ü bulan sanayi üretimi artışı,günümüzde yavaşlamış bulunmaktadır.Halen kişi başına düşen ortalama gelirin 6.000 dolara yaklaşmasının nedeni büyük ölçüde bu artıştır.Buna karşılık ham ya da az işlenmiş tarım ya da maden ürünleri dışsatımının büyük ölçüde artması ve birçok firmanın uluslar arası gruplar içinde olması ,bu sanayiini zayıf yanını gösterir.Genel olarak Yunan sanayisi hızla gelişmekte fakat bu gelişim iç talebi karşılayacak seviyede değildir.Ülkede yabancı sermayeler başlıca sanayi kuruluşlarına sahiptir.
olarak toplam ihracatın üçte birine eşittir.Dünyada yedinci sırayı tutan ve daha çok yabancı ülkeler için çalışan ticaret filosu da önemli bir döviz kaynağıdır.
TİCARET VE ÖDEMELER DENGESİ:
Dünya ticaretinin 0,5’inden azını temsil eden yunan ticari alışverişlerinde 1990’da 8 milyar 663 milyon doların üstünde olan dışsatımın değeri ve yapısal evrimi,bu alandaki gelişmelerin ,yatırımların artışına ve donanımların modernleşmesine dayandığını gösterir.İç talepten destek gören dışalım ise(1.000 kişiye 150 otomobil ve 195 tv alıcısı, v.b)21,5 milyar dolara yaklaşmaktadır.
Dış ticaretin son dağılım biçimi,AT’nin payı ile gelişmekte olan ülkelerin payının artarak,Japonya ve ABD ile yapılan alışverişlerin çok üstüne çıkıldığını göstermektedir.Ortak pazara yapılan dışsatımın değerinin %61’den fazlası işlenmiş maddelerden,%26,5’i ise besin maddelerinden oluşmaktadır.Ticaret dengesi açığının,eski bir eğilim uyarınca,giderek artması,dünya ekonomik bunalımı nedeniyle yavaşlamış,turizm gelirleri,göçmenlerin gönderdikleri paralar,denizcilerin ücretleri ve 41.7 milyon DWt’luk bir ticaret filosunu denetim altında tutan armatörlerin kazancıyla dengelenmiştir.Ticaret açığı aynı zamanda dış kaynaklı plasmanlar,mevduatlar,yatırımlar ya da ticari krediler ile Merkez bankası ve kamu kesimince yapılan istikrazlarla kapatılmaktadır.Son zamanlarda görünmeyen ödeme kalemlerindeki(borç ödemeler,yabancı yatırım,sermaye ve karların transferi) hızlı artış,böyle bir durumun günümüz koşullarında ortaya çıkardığı güçlükleri göstermektedir.
DOĞU İLE BATI ARASINDA BİR TOPLUM:
Yunanistan’da yalnızca,ulusal iktisadın,bilgi dağıtımının,kültürün ve her türlü siyasal yönetimin toplandığı,merkez olan Atina yerleşme merkezi Batı’nın yaşam hızına ayak uydurmuştur.Ülkede dağıtımı yapılan günlük altı gazeteden dördü ,Atina’da basılır.Trafik düzeni,genellikle giyim ve tüketim tipi,kentin mimari gelişmesi ve yol ağzı,sanayileşmiş Batı Avrupa ülkelerinkine benzer.
Ülkenin geri kalan kesimi,en önemli ulaşım eksenlerinin ve bazı büyük kentlerin(Selanik,Patras)dışında,kırsal ve sanayi öncesi görünümdedir.İktisadi yaşam,tarım mevsimlerine ya da keçi sürülerinin varlığına bağlıdır;otomobil sayısı düşüktür;otomobil yerine kamyonetler(çok sayıda Datsun ve Toyota) ve traktörler çalışır.Köylerde toplu yaşantının merkezi kahvelerdir;kahveler her yerde özellikle de kare biçimli,ağaçlıklı,banklar ve masalarla dolu alanlarda bulunur.Kahvelere yalnızca erkekler gider,aralarında konuşarak vakit geçirirler;kahve yaşamı akşam dokuzdan sonra canlanır ve sabahın ilk saatlerine kadar sürüp gider.Kadınlarsa,tam tersine ,sık sık kiliseye gidip orada toplanırlar;olmazsa evlerinin balkonlarında ya da kapı eşiklerinde oturup konuşurlar.Evler genellikle tek katlı ve birer aileliktir;çok azı parmaklıklarla çevrilidir.
Ortodoks kilisesinin etkisi,kırsal kesimin her yanında sezilir.Çok sayıda eski ve yeni kilise dört bir yana serpilmiştir;her köyde kara cüppeli,gür sakallı papazlara rastlanır.dinsel azınlıklar ülke bütününde çok az yer tutarlar.Sırasıyla Müslüman,Katolik ve Musevilerin toplam sayıları 150.000’i bulmaz.Ortodoks kilisesi hem zengin ,hem çok tutucudur,Katolik kilisesinin II. Vatikan Konsili’nde yaptığı gibi yenilenme hareketleri geçirmemiştir.Dinsel törenlerde hala,çok kişinin bilmediği eski yunanca kullanılır.Yunan toplumunun geçirmesi gereken değişikliklere,kilise de bir engel oluşturmamaktadır.
BAYRAMLAR VE GELENEKLER:
Yunanistan ,eski ve parlak bir uygarlığın yaratıcısıdır;ama uzun süre,Makedonyalılardan Türklere kadar pek çok ulusun egemenliği altında yaşadığından,gelenekleri çok karmaşıktır.Hristiyanlık öncesi dönemden kalma öğelerin yanı sıra,ülkeyi zaman zaman ele geçirmiş bulunan ulusların inanışlarından,göreneklerinden,törelerinden,boş inançlarından da izler kalmış,Ortodoks Kilisesi bu değişik görenekleri toplayıp birleştirerek bünyesinde eritmiştir.Yunan takviminin akışını,dinsel bayramlar düzenler.
En büyük dinsel bayram olan Paskalya yortusu,ülkenin her yanında dinsel törenlerle kutlanır;ama bu az önce değindiğimiz değişik kökenli inanışlardan izler de gözlemlenir.Sözgelimi Trakya’da bu bayram dolayısıyla bir takım giysiler kırmızıya boyanır;sonra aynı giysiler,yıl içinde şeytan kovmakta ya da büyü törenleri yapmakta kullanılır.Paskalya’da herkes birbirine uğur olarak renk renk boyanmış yumurtalar armağan eder ve şişte oğlak çevrilir.Kandiye yakınlarında yüzyıllardır kutlanan çok etkileyici bir bayram vardır:Çok güzel olan doğal görünüme tepeden bakan bir kayalığın doruğunda,önce bazı dinsel törenler yapılır;sonra çok büyük bir ateş hazırlanır ve simgesel olarak Yahuda(İsa’yı düşmanlarına teslim eden havari)yakılır.
Ateş göreneği başka törenlerde de yer alır ve çoğunlukla,ortodoks inancıyla hiçbir bağıntısı bulunmayan eski putatapanların ayinlerini anımsatır.Selanik yakınlarındaki Langada’da 21 Mayıs’ta kutlanan Anostenaria bayramında,ürkütücü görüntüler ortaya konur:Gece geç vakit,bazı aileler coşkuyla kendilerinden geçerek,yanan kömürler üstünde yalınayak dans ederler,Vaftizci Yahya gecesinde (24 Haziran),ülkenin her yanında gene alevler yükselir.Her kır evinin önünde bir ateş yakılır ve gün batımından şafağa kadar,görkemli hareketlerle çalı çırpı atılır.Ateşin çevresinde dans edilir;en gözü pek olanlar,dilekler dileyerek alevlerin üzerinden atlarlar.
Büyük Perhiz’in ilk günü,ülke halkı kırlara dağılır;göğe renk renk,kocaman uçurtmalar salınır.Et balık ve sütlü yiyeceklere el sürülmez.Geleneksel yiyecekler “taramosalada”ile “lagana”,yani mayasız ekmektir.
“Vassilopitta” adı verilen kutsanmış tatlı ekmeğin dağıtılması,kökü Bizans’a dayanan bir bayramdır.Ekmeğin içine bir para ya da başka bir uğur getirecek cisim saklanır.Yılbaşı gecesi Aziz Basileios bayramı kutlanır;aile reisi ekmeği törenle keser;dilimleri orada bulunanlara dağıtır,bir dilimini eve,birini de yoksullara ayırır.Diliminde parayı bulanın başına devlet kuşu konacağına inanılır.
6 Ocaktaki Epiphaneia bayramında,sular kutsanarak kötü ruhlar kovulur.Limanlarda bayrama herkes katılır;gemiler,kayıklar baştan aşağı donatılıp,süslenmiş olarak rıhtımın çevresine sıralanırlar,piskopos elindeki hacı suya atar;bir sürü yüzücü dalıp hacı çıkarmak için yarışırlarken,çanlar çalar,düdükler öter.
Ülkedeki çeşitli hac yerlerinden en ünlüsü Kyklades adalrından Tinos adasındaki Panghia evanghelistria’dır.15 Ağustosta dindarlar buraya akın akın gelirler,eski ve değerli ikonalar hastalarla felçlilerin arasında gezdirilirken birkaç saat,ses çıkmadan dua edilir.
Dinsel nitelik taşımayan başka bayram da vardır.Sözgelimi karnaval,ülkede coşkuyla kutlanır.Yunanistan’ın bazı yerlerinde de falcılık bayramı yapılır,yıl içinde gerçekleşecek iyi ya da kötü olaylar tahmin edilmeye çalışılır.8 Ocak ebe bayramıdır ve Yunanistan’ın kuzeyinde,eski Dionysios törenleriyle kutlanır;Tesalya bölgesinde,bir günlüğüne dünya tersine döner.Ev işlerine erkekler bakar,kahveye ise kadınlar gider ve bir günlüğüne de olsa kadınlar erkek saltanatı sürerler.
Haziranda kutlanan hasat bayramı ,puta tapma dönemi inançlarının etkisini en çok korumuş bayramdır.Tıfsımlar yapılarak,eski büyülü sözler söylenerek,hasattan dolayı Tanrı’ya şükredilir.Bağ bozumu da ,gene eski çağların törenlerini andıran şenliklerle kutlanır.
Dinsel olsun olmasın,her bayramı kutlamanın yolu dans etmek ve güzel yemekler pişirmektir.Mutfakta olduğu gibi danslarda da değişik etkiler görülür.Bazı danslar Eskiçağ törenlerinden alınmadır,bazıları Dor kökenlidir,bazılarıysa dinsel temeller dayanır.Danslar sırasında söylenen türkülerin çoğu Ortaçağdan kalmadır ve Türk egemenliği sırasında değişikliklere uğramıştır.Dansların çoğu da erotik içeriklidir.
DOĞU’YA ÖZGÜ BİR MUTFAK:
Yunan mutfağı eski çağlarda çok beğenilirdi,günümüzdeyse bazı değişikliklerle,Doğu Akdeniz ülkelerinde geçerli mutfak türünün bir benzerinden öteye gitmez.Özellikle Türk mutfağından izler taşır.Yemek saatleri de Doğu’ya ,hiç değilse Güney Avrupa’ya uygundur;genellikle öğlen saat 13’te,akşam da 20’den sonra herhangi bir saatte sofraya oturulur.
Yunanistan’da “tavernalarda” yemek yemek,büyük lokantalarda yemek yemekten daha ilgi çekicidir.Ülkenin alışkanlıklarını yakından tanıma olanağı verir.
Yunan mutfağında oldukça yalın malzemeler kullanılır.Zeytin,zeytin yağı,domates,feta,balık ,et,sebze.Yemeklerin pişirilme biçimi ülkenin hemen her yanında aynıdır;yiyeceklerin çeşitli ve zenginliği ise bölgesel kaynaklara göre değişir.
Büyükbaş hayvan yetiştirilen Thermopylai’nin kuzeyinde,sığır ve dana eti yenir;güneydeyse,koyun ve keçi beslendiğinden,kuzu ve oğlak kızartması daha çok yapılır;çeşitli biçimlerde de sakatat pişirilir.”Suvlaka” denilen domuz şiş kebabı ile kızarmış tavuk ya da pilavla ,peynir ve cevizle ,hatta kuru üzüm ve çam fıstığıyla doldurulmuş tavuk ülkenin her yanında gözde bir yemektir.
Pirinç en çok Makedonya’nın sulak ovalarında yetiştirilir ve yörede büyük ölçüde tüketilir.Daha çok dolma yapımında kullanılır.Türk mutfağında kıyma ve pirinçle yapılan sade yağlı yaprak ya da lahana dolmasına ,Yunanlılar “dolmades” der,bazen üstüne sos da dökerler.
Zeytinler uzun biçimlidir,aşağı yukarı tümü kararmaya bırakılır;yağları çok güzel kokar;salamurayı iyi çeksinler diye üsleri çiziklenir.Kalamata zeytinleri son derece lezzetlidir ve bir bölümü dış ülkelere satılır.Yazın bu zeytinler içinde domates,biber,soğan,salatalık ve feta bulunan ferahlatıcı ve besleyici bir salataya katılır;üstüne zeytinyağı konur.Türkiye’de de çok yaygın olan bamyaya Yunanistan’da “bamnes” denir ve genellikle etli pişirilir.Patlıcan yemekleri de çok yaygındır ve çoğu eski Türk usülü pişirilir;en çok musakka yapılır.
Kıyıların toplamı 15.000 km’yi bulan bu ülkede hem iyi hem de bol balık çıkarılır.Yazın ülke kalabalıklaştığından balık fiyatları da yükselir.
En yaygın içkiler,rakıya benzeyen anason kokulu “uzo”ile gene rakıya benzeyen sakız kokulu “mastika” ve “reçina” adı verilen çam kokulu şaraptır.
Her yemekten sonra Türk kahvesi içilir,yanında da her zaman bir bardak soğuk su getirilir. Kahvelerde bir fincan kahve içilip,bütün bir sabah boyunca Yunanlıların gündelik yaşamları izlenebilir.Adım başı rastlanılan kahveler,eski agoraların yerini almıştır.İnsanlar buralarda buluşur,gevezelik ederler,pazarlık yaparlar ve eğlenirler.


 NÜFUSU :10,601,527
 YÜZÖLÇÜMÜ :131,940 km²
 BAŞKENTİ :ATİNA
 KOMŞULARI :KUZEYDE ARNAVUTLUK,MAKEDEONYA VE BULGARİSTAN,KUZEYDOĞUDA TÜRKİYE,DOĞU’DA EGE DENİZİ,GÜNEY VE BATIDA AKDENİZ YER ALIR.
 RESMİ DİLİ :YUNANCA
 YÖNETİM BİÇİMİ:ÇOK PARTİLİ CUMHURİYET
 DİNİ :YUNAN ORTADOKS KİLİSESİ
 ÖNEMLİ ŞEHİRLERİ:SELANİK,PATROS,PİRE,KANDİYE,LARİSSA,GOLA S, ATİNA’DIR.
GENEL BİLGİLER:
Yüzölçümü:
Toplam alan :131,940 km²
Kara alanı :130,800km²
Suların kapladığı alan:1,140 km²
Sınır Uzunlukları:
Toplam sınır uzunluğu:1,210 km
Komşu ülkeleri olan sınır uzunlukları:Arnavutluk 282 km;Bulgaristan 494 km;Türkiye 206 km;Makedonya(The Former Yugoslav Republic Macedonia) 228 km’dir.
Toplam kıyı uzunluğu:13,676 km
İklimi:Genel anlamda Akdeniz iklimi özellikleri görülür.Yazları sıcak ve kurak,kışları ılık ve yağışlı geçer.Bitki örtüsü de Akdeniz iklimi klasik bitki örtüsü olan kısa boylu,maki tarzı bitkilerdir.
Jeopolitik konumu:Jeopolitik konumu,bulunduğu yer bakımından Ege denizine hakim,güney doğudan Türk sınırına yaklaşan,2000 kadar takımadaya sahip,39 derece kuzey,22 derece doğu enlemlerinde yer alan bir Avrupa ülkesidir.
Yüzey şekilleri:Çok dağlık ve engebeli bir arazi üzerine kurulmuştur.Genellikle dağlar kıyıya dik olarak uzanır.Yunanistan Ege denizindeki birçok irili ufaklı adadan oluşmaktadır.
Doğal kaynakları:Boksit,linyit,magnezyum,petrol,mermer,h idroelektrik.
Toplam nüfus:10,601,527(Haziran 2000)

Yaş grupları: Kadın: Erkek:
Toplam nüfus %49.6 %50.4
0-14 %15 779,902 828,585
15-64 %67 3,574,788 3,580,079
65 yaş ve üstü %18 1,022,926 815,247
Nüfus artış oranı :%0,21
Doğurganlık oranı :%9,82(1000 kişide)
Ölüm oranı :%9,64(1000 kişide)
Göç oranı :%1,97(1000 kişide)
Bebek ölüm oranı :%6,51(1000 kişide)
Ortalama ömür :kadınlarda:74.6;erkeklerde:79.4’tür.
Ayrıca ülke nüfusunun %57.7’si kentlerde yaşamakta,%42.3’lük kesimi de kırsal kesimlerde yaşamaktadır.
Din:Yunanistan halkının %98’i Yunan Ortadoks Kilisesine bağlıdırlar.ülkedeki halkın geri kalan kısmını Müslüman ve diğer dinlere inanan insanlar oluştururlar.
Dil: Ülkede resmi dil Yunanca’dır.Bunun yanı sıra İngilizce ve Fransızca’da konuşulmaktadır.
Okur-yazarlık oranı:
Yunanistan’da 15 yaşın üzerindeki her birey okur-yazar birisi olarak görülmeye başlanır.Buna göre toplam nüfusun:%95’i,erkek nüfusun %98’i,kadın nüfusun %93’ü okur yazardır.
Ekonomik faaliyetler:
Ülkenin başlıca limanları:
Alexandroupolis,Elefsis,Irakleion,Kavala,Kerkyra,C halkis,Igoumnitsa,Lavrion,Patrai,Piraeus
BAŞLICA ŞEHİRLERİ: Ayion Oros (Mt. Athos), Aitolia kai Akarnania, Akhaia, Argolis, Arkadhia, Arta, Attiki, Dhodhekanisos, Drama, Evritania, Evros, Evvoia, Florina, Fokis, Fthiotis, Grevena, Ilia, Imathia, Ioannina, Irakleion, Kardhitsa, Kastoria, Kavala, Kefallinia, Kerkyra, Khalkidhiki, Khania, Khios, Kikladhes, Kilkis, Korinthia, Kozani, Lakonia, Larisa, Lasithi, Lesvos, Levkas, Magnisia, Messinia, Pella, Pieria, Preveza, Rethimni, Rodhopi, Samos, Serrai, Thesprotia, Thessaloniki, Trikala, Voiotia, Xanthi, Zakinthos (şehirlerin orijinal adı)



Alıntı Yaparak Cevapla
12-04-2007 12:51 PM
Corleon
Really Süper Admin
*
Kurucu

Üye No: 2
Mesajlar: 11,057
Rep Gücü: 4151
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #2
Cvp: Yunanİstan

paylaşımın için teşekkürler



Dipnot Mesajı:

Siteye Resim Eklemek
Mynet Videoları Eklemek
Youtube Videoları Eklemek
Türkçe Yazılım Kuralların Uyalım!





LINCOLN FAN CLUP

Bir Şeyi 40 Kere Söylersen Olacağı Budur(Okumalısınız)




Mesajınızda:

-> Mail Adresinizi verirseniz,
-> Konuyla alakasız yorum yaparsanız / Konuyla alakasız bir soru sorarsanız,
->Amaçsız, içinde paylaşım olmayan, saçma konular açarsanız,
-> Üstüste mesaj yazarsanız ( Flood yapmakda denir),
-> Küfür ederseniz,
-> Konuyla alakasız bir başlık atarsanız,
-> Mesajınızın tamamını büyük harfler veya puntolar kullanarak yazarsanız,

Mesajınız SİLİNİR ayrıca siz BANLANIRSINIZ.

Bu tip mesajları ihbar etmek için lütfen görevli arkadaşlarla irtibata geçiniz.:galatasar
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla  Konu Gönder 



« Önceki | Sonraki »


Yazdırılabilir Bir Sürümü Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Bu Konuyu Favorilerime Ekle

Forumlar Arası Geçişi

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net

Yeni Sayfa 1
Uyarı!!! Frmİz isminden de anlaşılacağı üzere bir forum sitesidir ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. Frmİz yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir, tüm sorumluluk mesajı yazan kişilere aittir. Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber corleon@forumiz.net adresine bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır.. For English: Please let us know any illegal activity to corleon@forumiz.net