Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Yemek Yeme Adabı
10-08-2007 11:59 AM
WNaKeR
Forumİz Yönetici
*
Yönetici

Üye No: 18
Mesajlar: 5,570
Karma Puanı: 2393
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #1
Yemek Yeme Adabı

Yemek yeme adâbı hakkında nakledilen söz ve rivayetler

Hz. Ali (r.a) dedi ki: “Göbekli biri isen, kendini hastalıklı bil”


Bazı edip, bilge ve tabipler dediler ki:


· Az ye, sağlıklı ol.

· İlim, yemekle dolu midede durmaz.

· Yemeğe fazla iştahlı olmak alçaklık, oburluk ise uğursuzluktur.

· En iyi ilaç, yemeği ölçülü yemektir.[1]

· Biz Müslümanlar acıkmadan yemeyiz; sofradan da doymadan kalkarız.

· Azıcık zararlı şey yemek, çok miktarda faydalı şey yemekten daha iyidir.

· Sağlıklı olmak isteyen gıdasına dikkat etsin.Acıktıktan sonra yesin. Susadıktan sonra içsin. (Yemek esnasında) az su içsin. Öğle yemeğini ye dikten sonra biraz uzanıp istirahat etsin. Akşam yemeğini yedikten sonra biraz yürüsün. Tuvalete gitmeden uyumasın. Tok iken hamama girmesin. Yazın bir defa banyo yapmak, kışın on defa yapmaktan daha iyidir. Yaşlı kadınlarla cinsel ilişkide bulunmak; diri adamları yaşlandırır ve sağlıklı insanları hasta eder.


Haris el Muhasibi (k.s) dedi ki: “Dünyada baki kalmak isteyen – Gerçi bu mümkün değildir ama- sabah erkenden kahvaltısını yapsın; ak şam yemeği erken yesin, hafif elbiseler giysin ve kadınlarla az cinsel iliş kide bulunsun.”


Bir hükümdar, kendi tabibine, “Belki çok yaşamayabilirsin. Bana çok iyi bir reçete yaz da onu uygulayayım” dedi. Tabip ona şu tavsiyede bulundu:

“Genç kadından başkasıyla evlenme. Taze etten başka et yeme. Has talanmadan ilaç içme. Olgunlaşmamış meyveyi yeme. Lokmayı iyice çiğ nemeden yutma. Gündüz yemek yedikten sonra uyumanda sakınca yoktur. Ama geceleyin yemek yedikten sonra elli adım da olsa yürümeden uyuma. Acıkmadan yemek yeme. İlla da cinsel ilişkide bulunacağım diye kendini zorlama. İdrarını tutma. Fazlaca kirlenmeyi beklemeden hamama girip te mizlen. Midende yemek varken üzerine yemek yeme. Dişlerinin çiğneyip parçalayamadığı yemekleri yeme. Aksi halde miden o yediklerini hazmede mez. Haftada bir istifrağ et ki bedenin arınsın. Kanın, bedeninde ne güzel bir hazinedir. İhtiyaç olmadan onu bedeninden dışarı çıkarma. Hamama girmeye bak. Çünkü hamam, ilacın çıkarıp atamadığı zehirleri bedeninden çıkarıp atar.”[2]




Denildi ki:


Dört şey bedeni yıkar: Keder, üzüntü, açlık ve uykusuzluk.


Dört şey bedeni güçlendirir: Yumuşak giysiler giymek, orta sıcaklık ta hamama girmek, yemek ile beraber yağlı ve tatlı yemek, güzel kokular koklamak.

Dört şey zekâya ve zihne zarar verir: Ekşi şeyler ve meyve yemek,

sırt üstü yatmak, gam ve keder.


Dört şey zekâyı artırır: Salim kafa, az yemek ve içmek, yağlı ve tatlı şeyler yiyerek iyi beslenmek, ve bedene ağırlık veren fazlalıkları dışarı at mak.[3]

Denildi ki:

· Sağlık zenginlikten daha üstündür. Kalbin moral bakımından güçlü olması da beden sağlığından daha üstündür.

· Bedenin azığı gıdadır. Aklın azığı hikmettir. Bunlardan biri azıksız kalınca helâk olup gider.

· Fazla sulama ekinleri öldürdüğü gibi, fazla yemek de kalbi öldürür.

· Cömertlik para vermekle değil, yemek vermekle olur. Bin dinar ve rip de bir tabak yemeği esirgeyen kişi cömert değildir.


Hz. Ömer (r.a) dedi ki: “Et yemekten sakının. Çünkü et, şaraptan da ha çok bağımlılık meydana getirir.”[4]


Yine Hz. Ömer (r.,a) bir konuşmasında şöyle demişti: “Göbekli ol maktan sakının. Çünkü göbek, insanı namaza karşı tembelleştirir ve bede ne eziyet verir. Normal bir güçte olun. Böylesi, insanı azmaktan uzak tutar, beden için daha sağlıklıdır, ibadet için daha kuvvet vericidir. Kişi, şehveti ni ve arzularını dinine tercih etmedikçe helâk olmaz.”[5]


Ebu Bekir el Hüzeli dedi ki: “Bir yemekte dört şey bir arada bulunur sa mükemmel olur: Helal yoldan temin edilmişse, üzerine birkaç el inip kalkmaktaysa, başlarken besmele çekilmiş ve sonunda da Allah’a hamd e dilmiş ise”

Ebü’z Zinad dedi ki: “Misafir ağırlamanın gereklerinden biri de, güz elce sofraya oturup onunla birlikte yemek yemek, yemekten önce ve sonra elleri yıkamak.”


Akıllı bir zata sordular: “Hangi yemek daha nefis ve lezzetlidir?” Ce vaben, “Açlık daha iyi bilir” dedi.[6]


İmam Şafii (rah) dedi ki: “Açlık zekâyı çalıştırır.”

Bir rivayette şöyle denmiştir: “Az yemek yiyenin karnı sağlıklı, kalbi saf ve temiz olur. Çok yemek yiyenin karnı hastalanır, kalbi katılaşır.”


Başka bir rivayette de şöyle denmiştir: “Çok yeyip içerek kalbi öldür meyin. Çünkü ekin çok sulanınca nasıl çürürse, kalp de fazla yemek ve içmekle çürüyüp bozulur.”


Bilge şahsiyetlerden biri dedi ki: “En iyi ilaç, dengeli ve ölçülü bes lenmedir.”[7]

İbn Kayyım dedi ki: “Sporun, yorgunluğun, cinsel ilişkinin, uyanma nın, hamamdan çıkmanın, yemeğin ve meyvenin ardından –yemeğin önce sinde de- su içmek uygun değildir. Bu durumlarda su içmek sağlığa aykırı dır. Alışkanlıklara itibar etmemek gerekir. Çünkü alışkanlıklar kişinin asli tabiatı olmayıp sonradan kazanılmış, ikinci derecede bir tabiattır.”[8]


Tıp bilginleri dediler ki: “Her insanın midesine bağlı yedi bağırsak vardır. Sonra bunlara bitişik üç ince, üç de kalın bağırsak vardır. Kâfir, o burluğundan ve besmele çekmediğinden dolayı bunların tümünü tıka basa doldurmadan doymaz. Mümin de iktisatlı olduğundan ve besmele çektiğin den dolayı, bunlardan birini doldurmakla doyar. Ama bazı müminlerin de bunların tümünü doldurmadan doymaması, bazı kâfirlerin se bunlardan bi rini doldurmakla doyması muhtemeldir.”


Selman-ı Farisi (r.a) dedi ki: “Tevrat’ta şunu okumuştum: Yemeğin bereketi, yemeye başlamadan önce abdest almaktadır.”


Sağlığını korumak isteyenlere tabipler şu tavsiyede bulunmuşlardır: “Akşam yemeğinden sonra yüz adımlık da olsa yürü. Yemekten sonra uyu ma. Bu gerçekten zararlıdır. Yemekten sonra iki rekat namaz kılsan, yeme ğin mideye iyice oturup hazmının kolaylaşması için, bu da yürüme yerine geçer. Yemeğin üzerine su içme; çünkü bu yemeği bozar. Özellikle su sı cak ise, bu gerçekten de çok kötü olur. Spor yaptıktan, yorulduktan, cinsel ilişkiden, yemek ve meyveden sonra da su içme. Yemekten önce de içme. Her ne kadar bu saydıklarımızdan bazısının ardından içmek az zararlı ise de yine içmemek gerekir. Hamamdan çıktıktan sonra ve uykudan uyandı ğında su içme.”

Yemek yeme adabı

1. Yemeğe başlarken besmele çekilmeli.

2. Yemek sağ elle yenmeli. Çünkü Peygamber (s.a.v) efendimiz yemeği sağ elle yemiştir.

3. birkaç kişi aynı kaptan yemekte ise herkes kendi tarafına gelen kısım dan yemeli. Çünkü herkes kendi tarafındaki yemeğin sahibi durumun dadır. Birinin diğerinin tarafındaki yemekten yemesi onun hakkına tecavüz etmek gibidir. Ayrıca başkasının elinin kendi tarafındaki ye meğe daldığını gören kişi bundan tiksinebilir. Ama herkes ayrı tabak tan yemekte ise, kişi tabağın dilediği tarafından yiyebilir.

4. Yemek masasında misafir varsa, misafirin kendi tarafındaki yemek ten arkadaşına ikramda bulunarak onu kendine tercih etmesinde bir sakınca yoktur. Ama ayrı masalarda yemek yemekte iseler bunu yap ması uygun olmaz. Aynı şekilde misafirin kendi önündeki yemekten, yanından geçmekte olan dilenciye yedirmesi de uygun olmaz.

5. Kişinin, yediği yemekten doyması caizdir. Mekruh sayılan doymanın ölçüsü, mideye ağırlık verecek, kişiyi ibadetten alıkoyacak ve dolayı sıyla azdıracak, uykuyu çöktürecek, tembelliğe itecek derecedeki doy gunluktur.Yol açacağı kötülükler göz önüne getirildiğinde bu mekruh luk haram derecesine kadar da çıkabilir. Şu halde caiz olan doygun luk; midenin üçte birini yemeğe, üçte birini içmeye, üçte birini de ne fes almaya ayıracak şekilde yemek ve içmekle ulaşılan doygunluktur.

6. Allah için tevazu ederek ve Peygamber efendimize uyarak yemeği yer sofrasında yemeli. O, dünyaya önem vermediği, konforlu bir ha yatı terk ettiği, Allah katındaki ikramları tercih ettiği için gösterişli kaplarda, masa ve sehpa gibi şeyler üzerinde yemek yememiştir. Şu nu da belirtelim ki, masa ve benzeri şeyler üzerinde yemek yemek ha ram değildir ve bu asla yasaklanmış değildir. Ancak kişinin bu gibi şeyler üzerinde yemek yeme adeti varsa, Peygamber efendimize uy muş olmak için, bazen bu adetini bozup yer sofrasında yemesi uygun olur.

7. Yemeği üç parmağıyla yiyen kişi, yemeğin bereketini muhafaza et mek ve temizlik için, her hangi bir mazeret olmadan dördüncü ve be şinci parmağını eklemeden üç parmağını yalamalı. Bunu yemekten kalktığında yapmalı. Yemek esnasında yalamamalı ve bir şeyle de silmemelidir.

8. Sofraya elinden düşen lokmayı kaldırıp üzerine bulaşan şeyleri sildik ten sonra yemeli.

9. Sünnete uymuş olmak ve yemeğin bereketini korumak için tabaktaki

yemek kalıntısını yalamalı.[9]

10. Peygamberlerin sünnetine uymuş olmak için, yemeğin üzerine bir çok el inip kalkmalı. Zira yemeğin en hayırlısı, üzerine bir çok elin inip kalktığı yemektir.

11. Yemek yerken bir şeye yaslanmamalı. Bunun bağdaş kurmak veya minder üzerine oturmak yahut zorba hükümdarların yaptığı gibi sağ veya sol tarafa yaslanarak yemek yeme anlamına geldiğini söyleyen ler de vardır. Fethü’l-Bâri adlı eserinde İbn Hacer dedi ki: “Yemek yemekte olan kişi için müstahap olan oturma şekli, diz üstü ve iki a yağın üst kısmını yere getirerek ya da namazdaki gibi oturmaktır. Bir yere yaslanarak yemek yemenin mekruh sayılması, karnın büyüme sinden korkulduğu içindir.”

12. Eti ve ekmeği bıçakla kesmek caizdir. Buhari’nin rivayetine göre Amr b. Ümeyye, Peygamber (s.a.v) efendimizin, elindeki bir koyun budundan bıçakla kestiğini, namaza çağırıldığında elindeki budu ve bıçağı bir tarafa bırakıp gittiğini, yeniden abdest almadan kamet geti rip namaza durduğunu görmüştür.”[10]

13. Kişinin, kendisine sunulan yemekleri beğenmezlik etmesi doğru değildir. Peygamber efendimizin yaptığı gibi, İştahı çekerse yemeli, çekmezse yememeli ve beğenmediğini de söylememelidir. Nitekim Ebu Hüreyre’nin (r.a) bir rivayetinde anlattığına göre Peygamber (s.a.v) efendimiz, hiçbir yemeği kötülememiş; iştahı çekince yemiş, çekmeyince de yememiştir.[11]

14. Kişi, yediği yemeği hizmetçisiyle beraber yemeli. Yanına oturtmasa bile yediğinden ona da bir-iki lokma yedirmeli. Böyle yapmak müte vazi insanların huyudur. Sana yemek getirip sunan kimseye az da ol sa bir miktar yedirmelisin. Yenen yemekte onun da göz hakkı vardır. Onu mahrum etmemelisin. Nefsini köreltmek için ona biraz yedirme lisin. Böyle yapman seni onun kötülüğünden korur. Getirilen yemek ne kadar az olsa da, onu sana getirip sunana vereceğin bir-iki lokma dan herhalde daha az değildir.

15. Yemek yendikten sonra Allah’a hamd edilmeli.

16. Resulüllah’ın (s.a.v) yaptığı gibi yemek sahibine dua edilmeli.

17. Müslüman bir kimse, dini veya mali bakımdan töhmet altında bulun mayan Müslüman bir kardeşinin yanına gittiğinde onun yiyecek ve içeceklerinden, kaynağını sormadan yeyip içebilir. Enes b. Malik’e (r.a) sordular: “Bir kimse davet edilerek veya başka bir vesile ile Müslüman kardeşinin yanına gittiğinde onun yanında yiyecek veya içecek bulursa o yiyecek veya içecekten yeyip içebilir mi?”Enes (r.a) bu soruyu şöyle cevapladı: “Yanına gitmiş olduğu kişi dini ve mali bakımdan töhmet altında değilse onun yiyeceğinden ve içeceğinden yeyip içebilir.”

18. Yemekten önce ve sonra eller yıkanmalı. Bir rivayette anlatıldığına göre yemekten önce Abdest almak fakirliği giderir; yemekten sonra Abdest almak ise küçük günahları giderir. Ancak bu zayıf bir rivayet tir.

19. Yemekten sonra dişleri temizlemeli. Bunu yapmak diş sağlığı bakı mından yararlı olduğu gibi ağız kokusunu da önler.

20. Akşam yemeği de mutlaka yenmeli. Yenmemesi ihtiyarlığa ve bede nen çökmeye yol açar. Akşam yemeğinden sonra uyumamalı.[12]


Fudayl b. Iyaz (rah) dedi ki: “Üç şey kalbi katılaştırır: Fazla yemek, fazla uyumak, fazla konuşmak.”[13]


Cüneyd-i Bağdadî (rah) dedi ki: “yiyecek, giyecek ve mesken düz gün olursa bütün işler düzelir.” [14]


Ebu Süleyman Darani (rah) dedi ki: “Dünya veya ahiret ihtiyaçların dan birini karşılamak istediğinde, o ihtiyacını karşılamadıkça yemek yeme. Önce o ihtiyacını gör, sonra da yemeğini ye. Çünkü yemek yemek kalbi öl dürür.”

Rüveym’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Yirmi seneden beri, yemek hiç hatırıma gelmez. Ancak gördüğümde hatırlarım.”


Sırri Sakati’nin (k.s) şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Onların yemek yeyişleri hastaların yeyişi gibidir. Uyumaları ise boğulmuşların uykusu gi bidir.”

Şibli (rah) dedi ki: Bütün içindekilerle beraber dünya bir lokma olsay

dı ben o lokmayı yutar ve halkı da aracısız olarak Yüce Allah’a bırakır dım.”

Bazıları dediler ki: “Yemek üç kişiyle beraber yenir: Dostlarla bera ber yerken rahat ve serbest bir şekilde yemeliyiz. Dünya ehli kimselerle birlikte yerken edeple yemeliyiz. Fakirlerle beraber yerken onları kendi nefsimize tercih ederek yemeliyiz.”[15]

Yemek Yeme Âdabı Hakkında Nakledilen Kıssalar

Anlatıldığına göre Abbasi halifelerinden Harun Reşid’in hırıstiyan olan mahir bir tabibi vardı. Bu tabip bir gün Vakidi adıyla meşhur olan Ali b. Hüseyin b. Vakid’e şöyle dedi:

— Sizin Kitabınızda tıpla ilgili hiçbir şey yok!

— Cenab-ı Allah tıpla ilgili bilgilerin özünü yarım ayete yerleştirmiş tir.

— Hangi ayetten söz ediyorsun?

— Şu ayetten söz ediyorum: “Yiyin için fakat israf etmeyin.”[16]
— Ama peygamberinizden tıpla ilgili hiçbir söz nakledilmiş değildir.

— Peygamber efendimiz tıp ilmini kolay anlaşılabilen basit ve sade cümlelere yerleştirmiştir.

— Mesela ne gibi?

— Mesela şöyle buyurmuştur: “Mide, dert evidir. Perhiz, ilacın başı dır. Her bedene, alışkın olduğu şeyi uygulayın.”[17]

— Bu durumda kitabınız ve peygamberiniz, tıp konusunda Calinos’a hiçbir şey bırakmamış oluyor.[18]


Taberani, Leclac’ın (r.a) şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Resulüllah’ ın (s.a.v) huzurunda Müslüman olduğumdan beri midemi asla yemekle doldurmadım. Beni ayakta tutabilecek kadar yer ve içerim.”Beyhaki’nin ri vayetinde ise yukarıdaki ifadelere ek olarak şu kayıt da yer almaktadır: “Leclac, cahiliyet döneminde elli, Müslüman olduktan sonra da yetmiş ol

mak üzere toplam yüz yirmi sene yaşadı.”[19]

Abdülmelik b. Mervan, kızı Fatma’yı kendisiyle evlendirdiğinde Ö mer b. Abdülaziz’e; “Kızıma vereceğin nafaka nedir?” diye sormuş, Ömer (rah), “İki kötülük arasında bir iyilik” cevabını vermiş, sonra da şu âyet-i kerimeyi okumuştu: “Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenler dir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.”[20]


Hz. Ömer (r.a), oğlu Asım’a şöyle demişti: “Ey oğul, midenin sadece yarısını dolduracak kadar yemek ye ve bozulduğunu görmedikçe elbisenin yerine yenisini alıp giyme. Allah’ın kendilerine verdiği rızkı midelerine ye mek olarak doldurup sırtlarına elbise olarak geçirenlerden olma!”[21]


Beyhaki, Ebu Cuhayfe es Sevai’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Et ve ekmek yedikten sonra Hz. Peygamber’in (s.a.v) yanına gittim. Ora dayken geğirdim. Bana, Bizden uzakta geğir, kıyamet gününde insanların en uzun süre aç kalacak olanları, dünyadayken en uzun süre tok kalmış olanlarıdır, dedi”[22]


Peygamber (s.a.v) efendimizin bu uyarısından sonra Ebu Cuhayfe vefat edinceye kadar midesini tıka basa dolduracak şekilde yemek yemedi. Öğle yemeği yerse akşam yemeği, akşam yemeği yerse öğle yemeği ye mezdi.



--------------------------------------------------------------------------------


[1] Ebu’l-Hasen el-Maverdî, Edebü’d-Dünya ve’d-Dîn, 549.
[2] Es’ad Sağırci, Şuabü’l – İman, 3/419-420.
[3] Es’ad Sağırci, Şuabü’l – İman, 3/420-421.
[4] İbn Abdi’l-Berr el-Kurtubî, Behcetü’l-Mecalis ve Enesü’l Mecalis, 1/72.
[5] A.g.e. 1/73.
[6] A.g.e. 1/78.
[7] Es’ad Sağırci, Şuabü’l – İman, 3/392.
[8] İbn Kayyım el- Cevzi, Tıbbü’n-Nebevi, 224.
[9] Yemekte parmakları veya içinde yemek artığı bulunan tabağı yalamak, asr-ı saadette uygulanan yemek adabından olabilir. Bu, o zamanın toplumunda hakim olan kültürün uzantısı denebilecek alışkanlıklardan olup, yoksul olan Müslüman toplumun yemeğin en az birikinti ve artıklarını dahi zayi etmemesinin, diğer bir deyişle bereketi korumasının bir gereği de olabilir. Bu, İslam dininin özünü ilgilendiren prensiplerden değildir. Günümüz de toplumumuza hakim olan kültüre göre bu gibi adaba uymak yadırganmaktadır. Bu yadırgayışı islama yahut Peygamber efendimizin sünnetine muhalefet olarak adlandırmak pek isabetli olmasa gerekir. (M. Keskin)
[10] ibn Hacer el-Askalani, Fethü’l-Bâri, 9/472.
[11] Ayni, Umdetü’l-Kari, 21/49.
[12] Es’ad Sağırci, Şuabü’l – İman, 3/393.
[13] İmam Sülemî, Tabakatü’s-Sofiye, 13.
[14] Ebu Nasr Sirac et- Tusî, El- Lüma’ , 244.
[15] Ebu Nasr Sirac et- Tusî, El- Lüma’ , 243.
[16] Arâf:7/31.
[17] “Mide dert evidir” sözü, arap tabiplerden Haris b. Kelde’ye aittir. Tirmizi’nin rivayet edip hasen saydığı ve Terğib Terhib kitabında da (3/136) yer alan hadis-i şerif ise şöyle dir: “Âdemoğlu, karnından daha kötü bir kabı yemekle doldurmuş değildir. Kişiye, göv desini ayakta tutacak kadar birkaç lokma yemek yemesi yeter. Ama illa da doyasıya yiye cekse o zaman midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceklere, üçte birini de soluk alıp vermeye ayırsın.”
[18] Es’ad Sağırci, Şuabü’l – İman, 3/328.
[19] Alaeddin el – Hindî, Kenzü’l-Ummal, 15/459.
[20] Furkan 25/67.
[21] Es’ad Sağırci, Şuabü’l – İman, 3/331.
[22] Beyhakî, Şuabü’l-İman, 6/133.



ßu Gül Senin İçin



Yaşamaktır Aşk
Geceyle Gündüzün Sessiz Geçişimidir ßir Uyku ßoyunda
Delice ßir Yangın Parmaklarının ßuzulunda...



мєтαℓ ƒσяєνєя

ννηαкєя...

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net

Yeni Sayfa 1
Uyarı!!! Frmİz isminden de anlaşılacağı üzere bir forum sitesidir ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. Frmİz yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir, tüm sorumluluk mesajı yazan kişilere aittir. Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber corleon@forumiz.net adresine bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır.. For English: Please let us know any illegal activity to corleon@forumiz.net