Coğrafi Konum : İlçemizin yüzölçümü 2619 km2, deniz seviyesinden yüksekliği ise;1180 metredir. Kızılırmak vadisini sınırlayan Kuzey-doğu yönündeki Çal dağının kuzeybatı eteklerinde kurulmuştur. Etrafı dağlarla çevrili Gedik Ovası denilen küçük bir ovanın ortasındadır.
Şarkışla ilçesi topraklarının büyük bir bölümü III. zamana ait topraklardan oluşmuş arazilerdir. Bunun yanısıra bölgede bu zamanlarda oluşmuş organik kalker,kil,kaya ve jips gibi gibi yapının pek çoğunu bulmak mümkündür.
1500 metreyi aşan yaylalar ilçenin göze çarpan en belirgin yüzey şekilleridir. Güneybatı-Kuzeydoğu doğrultusunda uzanan bu yaylaları bir takım dağ sıraları böler. Yeliboy, Yürübaba, Tepesidelik, Akbaba, Gökgöz, Beserek ve Güldede ilçenin en önemli dağlarıdır.
İlçe genelinde Kuzeydoğu-Güneybatı istikametinde akış gösteren Kızılırmak, kuzeyde Acısu ve güneyde de Kanak Çayı ile karışır. Arazi yapısı genelde düzlük ve aşınmış yükseltilerden oluşur. Vadiler diğer bölgelerin aksine çok derin değildir. Dağların müşterek özelliği Akdağ hariç bitki örtülerinin zayıf oluşudur.
İlçe Anadolu Bölgesinin en soğuk coğrafi bölgesinde oluşu nedeniyle ilçede iklim serttir. Yazlar sıcak ve kurak,kışlar ise soğuk ve yağışlıdır. Yağış kış aylarında kar, Bahar aylarında ise yağmur şeklinde düşer. İlçe karayel poyraz rüzgarlarının tesiri altındadır.
Bitki örtüsü olarak; ilkbaharda yeşerip sonbaharda kuruyan bozkırlara ve birçok ölçüde ilçenin kuzeyindeki köylerde kısmi çam ormanlıkları ile su kenarında insan eliyle yetiştirilen söğüt ve kavak ağaçlarına rastlanmaktadır.
İlçenin Tarihçesi: İlçemiz 1873 yılında Tonus adıyla kurulmuştur. Önceleri Akviran köyünde olan ilçe merkezi sonradan bugünkü iskan etmiş ve ismi değiştirilerek Şarkışla ismi verilmiştir.
İsminin neye istinaden verildiği hakkında elde kesin mevcut bilgi olmamakla beraber bugüne kadar gelmiş iki inanış vardır. Bunlardan birine göre "Güzel Kışla" anlamına gelen şehrin ismi Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Ertuğrul Bey zamanında ilçede,ilçeye askerin eğitim ve talimatların yapılması sırasında kaldığı.
Diğer bir inanış ise IV.Murat'ın İran seferini yaptığı sırada ilçede konaklayıp kışla kurması neticesinde ilçeye "Şarkta Kurulan Kışla" anlamına gelen Şarkışla isminin verildiği yolundadır.
İlçe merkezinde yapılan arkeolojik araştırmalardan ilçeye bağlı Gürçayır, Kızılcakışla ve Karacaören köylerinde Eti, Roma, Selçuklu, Danişmend ve Osmanlı uygarlıklarının izlerine rastlanmaktadır.
Tarihi Değerleri:
Ulu Camii : Kapısının üstündeki kitabeye göre 1080H.(1669 miladi)yılında yapılmıştır. Üsküdarlı Mehmet Efendi Vakfındadır.1900 yılında Hacı Hasan Sami Paşa tarafından büyük çapta onarılarak bugünkü şeklini almıştır.
Hardal Köyü Camii : Beden duvarının yarısı,üst örtüsü tamamen yıkılmıştır. Duvarlar kesme taş örtülüdür.
Kale : İlçenin ortasında yüksek bir tepedir. Kaleye ait hiçbir iz yoktur. Kaleden çok höyüğe benzemektedir. Bunlardan başka ilçede Radar tepesinde Arap Dede,Küpeli köyünde Küpeli Dede yatırları vardır.
Coğrafi Konum : İç Anadolu bölgesinin doğu kısmına kurulmuş olup, kışları soğuk ve sert, yazları ise kurak ve sıcak geçen iklime sahiptir. Tarıma elverişli düz ve subasar ovası vardır. Sivas'a 40 km. mesafededir. Doğusunda 2319 m. ile Tecer Dağı ve bu dağdan çıkıp Kızılırmak'a dökülen Tecer Çayı vardır. İlçenin rakımı 1350 m'dir. ilçenin merkez nüfusu 2530'dur.
İlçenin Tarihçesi : Ulaş ilçesinin ilk olarak iskanı Selçuklular dönemine dayanmaktadır. Ulaş ilçesi doğu transit yolu üzerindedir. Selçuklular döneminde, ilçe girişine yaptırılmış bulunan Selçuk Hanı kalıntıları ilçenin önemli bir ticaret merkezi olduğunu kanıtlamaktadır.
Osmanlı devletinin kuruluş yıllarının başlangıcında Osmanlılara bağlanan bu yerleşim merkezi, o dönemde de önemini sürdürmüş ve Bağdat yolu ile batı ve doğuya bağlantısını kurmuştur.
Önemli bir yerleşim merkezi olan Ulaş İlçesi, Cumhuriyet döneminde doğudan gelen göçmenler ile Bulgaristan ve Yugoslavya'dan gelen göçmenlerin iskanı ile nüfus yoğunluğunu artırmıştır. Bu dönemde yapılan doğu transit yolu da Ulaş ilçesinden geçmektedir. 1968 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş, 20 Mayıs 1990 tarihinde de ilçe teşkilatı kurulmuştur.
Coğrafi Konum : İç Anadolu bölgesinde yukarı Kızılırmak bölümünde Sivas ilinin batısında, ilçe toprakları ve merkez, batıda Almus ilçesi ve Artova, doğuda Sivas'ın Hafik ve merkez, batıda Yozgat'ın Akdağmadeni, güneyde ise Şarkışla ilçeleri ile çevrilidir. Sivas ilinin en geniş topraklarına sahiptir. Yüzölçümü 4095 km2, rakımı 1400 metredir. Bu toprakların ürün getirebilir arazisi 156.013 %38.3 mera arazisi 140000 %34.2 ormanlık arazisi, 22.225 hektar %19.8 dekar, taban arazi 9.340 dekar %2.3'üdür. İlçede kara iklim hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlıdır. Yeryüzü şekilleri Çal Dağı, Çamlıbel Dağları, Yıldız Dağı, Tura ve Gürcü Dağları bulunmaktadır. Önemli akarsuları Han deresi, Kümbet Suyu, Yıldız Irmağı ve Kızılırmak bulunmaktadır. Ayrıca onbir adet sulama göledi vardır. Bunların sıralanması şöyledir : Sarıçal, Altınoluk, Kerimumum, Çağlar, Aşağı Çakınak, Ilıca, Avcıpınarı, Kaman Etyemez, Demirözü, Yusufoğlan göletleridir.
İlçenin Tarihçesi : Yıldızeli ilçesi Osmanlı padişahlarından IV. Murat'ın Bağdat Seferi sırasında 1639 yılında Sadrazamlarından Kemenkeş Kara Mustafa Paşa tarafından askerlerin konaklama merkezi olarak kurulmuştur. Halen günümüze kadar camii ve hamam tarihi eser olarak korunmaktadır. İlçenin ilk ismi "Yenihan" olarak verildi ise de daha sonra Yıldız Dağından esinlenerek "Yıldızeli" olarak değiştirilmiştir. Yahu, Çırçır ve Direkli isminde üç nahiyesi ve 128 köyü bulunmaktadır.
Tarihi Değerleri :
Kemankeş Kara Mustafa Paşa Camii : Kemankeş Kara Mustafa Paşa 1640'ta camii,iki han ve bir de hamamdan oluşan bir külliye yaptırmıştır.
Camii, kuzey-güney doğrultuda dikdörtgen planlıdır. Tavanı yuvarlak ahşapların yanyana getirilmesiyle yapılmıştır. Tavanı beden duvarları ve iki büyük ahşap sütun taşımaktadır. Kuzeyde son cemaat yeri ile asıl ibadet alanı arasında kesme taş örgülü tek şerefeli minaresi yer almaktadır. Sarı kesme taştan inşa edilen camii büyük çapta onarım görmüştür.
Hamam : Camiinin güney batısında hükümet konağının arka kısmındadır. Kuzey güney doğrultuda camii ye paralel olup dikdörtgen planlıdır. Güney köşeleri kesme taş diğer cepheleri moloz taş örgülüdür. Soğukluk ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşmaktadır.
Han : bugünkü hükümet konağının yerinde olan han yıkılmış sadece güneyde bazı duvar izleri vardır.
Şeyh Halil Türbesi : Aynı adla anılan köydedir. Dıştan kare planlı üzeri kubbe ile örtülü olup kubbeye geçişler tromplarla sağlanmıştır. Türbe iç duvarlarından ve kubbe eteğinde kalem işi süslemeler yer alır. Mihrap nişinin batısında köşk resmi ile üzerinde 1858 tarihi yazılıdır.
Akçakoca Köyü Türbesi : Türbe tamamen yenilenmiştir. Çevresinde devşirme antik parçalara rastlanmaktadır.
Banaz Köyü türbesi : 6*6 metre ebadında kare planlı dıştan sekizgen kasnaklı içten köşe üçgenleri yardımıyla kubbeye geçilmektedir.0.80m kalınlığındaki beden duvarları kesme taş kasnak ve kubbe moloz taş örgülüdür. İçten sıvalı olup mihrap nişi sadedir. Plan tertibi malzeme ve mimari açıdan 15. yüzyıl yapısı olduğu inbahı vermektedir.
Kümbet Köyü Kalesi : Kümbet köyünün güney-batı yönünde kayalık üzerindedir. Kaleye ait duvar ve temel kalmamıştır. Yüzey buluntularına göre Roma döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Kayaların oyulması ile merdivenli su yolu yapılmıştır. Yarıya kadar toprak ve taş doldurulmuştur. Bunlardan başka ilçe ve çevresinde höyük ve mağaralar bulunmaktadır.
Coğrafi Konumu : İlçenin yüzölçümü 2456 km karedir. Zara’nın kuzey bölümü Kara Bölgesine girmekle beraber genellikle toprakları Kızılırmak havzasındadır . Kızılırmak'ın geçtiği ve aynı yönde uzanmış geniş ve ovamsı bir vadi; Kızılırmak vadisi içerisinde kalan ilçe merkezinde yükseklik 1350 m. olduğu halde bu havza dışında ortalama yükseklikler 2000-2500 m. civarındadır. Karadeniz bölgesinin ikinci sıradağları Zara sınırları içerisine girerler. Kuzey yönünde Karaçam, Tekeli (2621 m.) Beydağı (2792 m.), Gürlevik Dağı (2676m.)
Yılanlı (2200 m.) ve Karababa Dağlarıyla çevrilidir.
İlçenin Tarihçesi : Yapılan son araştırmalara göre ilçe ve çevresinde ilk olarak neolitik dönemde yerleşildiği sanılmaktadır. Zara- Hafik arasında höyük de yapılan kazıda neolitik dönem özellikleri gösteren çakmak taşından minik uçlar, el değirmeni taşları ve hayvan kemikleri gibi buluntular çıkmıştır.
Zara 1888 Devlet salnamesine göre Kanuni Sultan Süleyman’ın 1539 yılında bir fermanla Koçgiri Aşiretinin yerleştirildiği 1836 yılında Koçgiri adıyla nahiye , 1886 yılında kaza olmuştur. O yıllarda Zara'da biri orta öğretim okulu almak üzere 40 öğrencili Rüştiye ile toplam 16 okul bulunmaktaydı.
Erzurum Kongresine Zara Recep Efendiyi temsilci olarak göndermiş; Atatürk 2 Eylül 1919'da Erzurum'dan Sivas'a geçerken Zara'ya uğramıştır.
Milli Mücadele esnasındaki önemli olaylardan birisi de Koçgiri ayaklanması idi. O zamanlara Zara'ya bağlı İmranlı'da nahiye müdürü Haydar Beyin Kuruçay Kazası kaymakamlığına ilişkin talebinin reddedilmesi üzerine başlayan ayaklanma 6 Mart-17 Haziran 1921 tarihleri arasında meydana gelmiş olup olay büyümeden sona ermiş, bölgede Nurattin Paşa komutasında sıkı yönetim ilan edilmiş, TBMM'nin kendi içinden seçtiği bir kurul yerinde incelemeler yapmak üzere Kasım 1921'de Zara'ya gönderilmiştir.
Atatürk, eşi Latife Hanım ve beraberinde bir heyetle birlikte Sivas'tan Erzincan'a giderken 28 Eylül 1924'te Zara'ya uğramıştır. Buradaki istirahatleri esnasında Latife Hanım yörede çocuk doğum ve bakım adetleriyle ilgili olarak çevresindekilere sorular sormuş bunun üzerine getirilen mahalli ebelerden birisi konu hakkında bilgi vermiştir. Bu seyahatin dönüşünde Atatürk ve beraberindekiler Şebinkarahisar'dan Sivas'a giderken 12 Ekim 1924 günü tekrar Zara'ya uğramıştır.
Tarihi Değerleri :
Şehitlik : 39. piyade alayı, talimgah birliği askerlerinden 1915 yılında başlayan salgın hastalığın önü alınamamış ve çok sayıda asker cephede bu nedenle ölmüştür. Bu nedenle aynı yılda herbiri 50-60 cenaze alan büyük toplu mezarlar yapılarak Zara Şehitliği kurulmuştur. Aynı yıl bir anıt yapımına başlanmış, büyük sanat değerine sahip bu anıt 1917 yılında tamamen bitirilmiştir.1939 depreminde hasar gören ve 1974 yılında tamamen yıktırılan bu anıtın yerine sembol olarak dikdörtgen şeklinde bir anıt yapılmıştır.1987 yılında ise aslına benzer bir anıt yapılmaktadır.
Çarşı Camii : Kuzey-güney doğrultuda, dikdörtgen planlıdır. Asıl ibadet alanı içerisinde dört sütun üzerine kubbe ile dikey eksenlerinde uzun kubbe ve çapraz eksenlerinde oval kubbeyle örtülü Sahınlar yer almaktadır. Kuzeybatı köşesinde çift şerefeli, kesme taş örgülü minare yer alır. Minare kaidesinde minareyi Zaralı Zade Lütfullah'ın 1809 yılında yaptırdığı yazılıdır.
Şeyh Merzuban türbesi : Zara'nın güneyinde Tekke köyü girişindedir. Kapı üzerindeki kitabeye göre 1528 yılında Şeyh Merzuban adına yaptırılmıştır. Sekizgen gövdeli üzeri kubbeyle örtülüdür. Kuzeydoğuya sonradan bir eyvan ilave edilmiştir. Kubbe üzeri pramidal sivri külaha ve çinko malzeme ile kaplanmıştır. Türbe içerisinde bir sanduka ve güneyde mihrap nişi yer alır. Alçı malzeme ile yapılmış yaldız boyalı ay yıldız ve kıvrım motifleri sonradan yapılmıştır. Türbe içinde iki kitabe vardır. Birinci kitabe 1792 tarihli olup, Şeyh İbrahim ve Şeyh Mehmet efendiler tarafından,1889 tarihli ikinci kitabede ise Şeyh Osman, Şeyh Mehmet, Şeyh İbrahim ve Şeyh Mahmut Efendiler tarafından tekrar tamir edildiği yazılıdır.
Şeyh İbrahim El Aziz Camii : Büyük bir ihtimalle türbe içerisinde tamir kitabesinde ismi geçen Şeyh İbrahim tarafından 18. yüzyıl sonlarında yaptırılmış olmalıdır. Kuzey-güney doğrultuda, dikdörtgen planlı ve kırma çatılıdır.
Demiryurt Köyü Camii : Ası1 ibadet alanındaki ahşap direklerden birinin üzerinde "Said Ağa 1332 (1914) diğerinde ise 1916 tarihi yazılmıştır. Kuzey-güney doğrultuda dikdörtgen planlı ve üç sahanlıdır. Tavan ve kadınlar mahfili'de ahşap üzeri ajur tekniği ile yapılmış süslemeler vardır.
Acısu Köprüsü : Zara-Tekke köyüne girerken Acısu çayı üzerinde iki gözlü ve yuvarlak kemerlidir. Genç Osmanlılar dönemine ait olduğu sanılmaktadır.
Demiryurt Mağaraları : Sivas-Erzurum karayolunun 55. km.'sinde E-23 uluslararası karayoluna 1 km. kadar yakınında bulunmaktadır. Kızılırmak'ın her iki tarafına bakıldığında sayılan kırk-elliyi bulan kaya Mağaraları dikkati çekmektedir.