Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Şeytanın Okulu 4(Okulun Sonu)
02-27-2008 02:43 AM
**__genco__**
Forumiz Üyesi
*
Kayıtlı Üye

Üye No: 764
Mesajlar: 629
Karma Puanı: 630
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
Lütfen Konulara Mesaj Yazınız....
Mesaj: #1
Şeytanın Okulu 4(Okulun Sonu)

ahmet yurdun önünde durdu. Bu yurda gelmeyeli uzun zaman olmuştu. Pek bir şey değişmemişti. Nerden gideceğini ve kiminle konuşacağı dosyada yazıyordu. En üst kata çıktı. Kapıyı çaldı. İçerden gür bir ses ‘gel’ dedi. Kapıdan içeri girdi. Şişman, kısa boylu ve mide bulandırıcı gülüşüyle yurdun müdürü tayfun şimşek karşısındaydı. Ahmet’i görünce hemen yer gösterdi. Ahmet’in neden buraya geldiği bazı kimselerce ona bildirilmişti. O da Ahmet’e yardım etmekle yükümlüydü. Ahmet içeri girince;
- Sen klon musun? Diye sordu. Müdürün yüzünde bir tebessüm belirdi.
- neyi değiştirir ki. Şimdi merak ettiğin soruyu sorabilirsin- Ahmet, şu klonlama işini anlat bakalım. dediMüdür;
-klonlama, bitki,hayvan veya insan gibi yaşayan bir organizmanın orijinal (aslının aynı) bir kopyasını yapmaktır.İnsan klonlama, insanın kendisinin bir kopyasını yapmasıdır. Tek bir insan, bu kimseden yaşayan bir hücresinin alınması, bu hücreden nükleusun(hücre çekirdeği) çıkarılması ve nukleusu alınmış bir kadın yumurtasına enjekte edilmesiyle kopyalanabiliyor. Bu yöntem, bir insanın vücudundan alınan nukleusu çıkarılmış hücre ile; bir kadından alınan yumurtanın özel kimyasal maddeler ve özel elektirik akımlarıyla biraraya getirilmesi ile tamamlanan bir işlemler zinciridir ve döllenme veya suni döllenme denilen yöntemlere benzer bir yöntemdir. Bu laboratuvar işleminden sonra (hücre çekirdeğine sahip) yumurta bir kadının rahmine yerleştiriliyor ki, yeniden oluşsun, gelişsin ve bölünme gerçekleşsin. Böylece tamamlanmış fetüs (cenin) formu doğal bir şekilde doğsun.Bu şekilde bir kadının yumurtasına, nukleusu çıkarılmış hücresi yerleştirilen kimsenin bir kopyası elde edilmiş oluyor.
Klonlama işleminde ise bebeğin karakteristiğini belirleyen bu 46 kromozomun tamamı kendisinden hücre alınan kimseden gelir. Böylece bebek tüm kalıtsal ve karakteristik özelliklerini bu kimseden almış olur. Klonlama sonucu doğan bebek, sadece hücresinin nukleusu kullanılan kimsenin karakteristiğini miras alır. Bu şekilde bebek, bu kimsenin jenerik bir kopyası olur. Bu aynen sizin bir fotoğrafınızı renkli fotokopi ile çoğaltmanıza benzer bir şeydir.Ahmet.-nerede yapılıyor klonlama ve kimler biliyor bu işi?Müdür;-aslında ben bu konu fazla bir şey bilmem.biz doğan klonları türkiyeye geldikleri zaman kayıt altına alırız.bu çocukları yasallaştırmak için hastanelerde çalışan bazı arkadaşlar bu çocukları oradaki çoçuklarla değiştirir.böylece klon yasal olur.aile ise çocugu hiçbirşeyden habersiz büyütür.çocuk on yaşına gelince biz alırız.bügünlerde haberlerde duymuşsundur.bazı çocuklar evlerinin önünden kaçırıldı diye.aslında bu medyaya yansıyan kısmı.-ahmet,türkiyede kimler klonlandı?-müdür,bize bazı isimler verildi sadece.genelde önemli insanlar klonlanır.ecevit klonlanmıştıştı.ama klonla yer degiştiremedik.ecevit eski etkisini kaybetmişti.kimsede ugraşmak istemedi.televizyona çıktı hatta birara belki görmüşsündür.sanatcılardan ibrahim tatlısesin klonu yapılmıştı.emel sayın neden yaşlanmıyor sence yada şener şen... 1975 yılında bu insanlar kopyalarıyla yer degiştidi.başbakan recep tayip erdoğanında kopyalandıgını biliyorum ama yer yegiştirildimi emin degilim.daha aklına gelmeyen pek çok ünlü var türkiyede.klonlama işleriyle en çok ilgilenen ırakın devrik lideri saddamdı.çok para yatırdı bu işe üç veya dört komyasının oldugunu biliyorum.costroda kendini kopyalatırmaya çalıştıgı söyleniyor. -ahmet,klonlar da bir sorun yaşanmıyor mu? -müdür,yaşanıyor tabi.çogu başarısızlıkla sonuçlanıyor.kimisi garip davranışlar sergilemeye başliyor.ruhsal olarakta etkilenen de oluyor.şu televizyonlarda ben barış mançoyum diyen velet bir klon.onu verdigimiz aile barış manço hayranıymış.ögrendigi bilgileri gercekle karıştırıyor.şimdide gündemde.klonlar gerçek insandan pek ayırt edilmez.onun için pek başımız agrımıyor. -ahmet,bana söylemek istegin son bir şey var mı? -müdür,şuanda bilim adamları yeni bir deney yapıyorlar.klonlar kendi başlarına çogalabilirler mi?dünyada bir bu konuda pek çok deney yapıldı.ama bunlar sanki normal insanmış gibi gösterildi.iki klon birlikte olunca çocuklar genelde özürlü oluyor.avrupa da vucutları bitişik çocuklar,iranda kafaları bitişik,hindistanda üç kollu üç bacaklı çocuklar,kafası bilmem nerede dogan çocuklar,beyinleri veye kalpleri dışarda dogan çocuklar.....her seferinde başarısızlıkla sonuçlandı. -ahmet, neden klonlama yapıyorlar ki?-müdür,bütün insanları tek bir çatı altında toplayamassın.bunun içinde onlar üzerinde bir hakimiyet kuramıyorsun.ama bir düşün senin yarattıgın klonlarla bir dünya.sadece belirli sayıda gerçek insan olcak onalarda kendini tanrı ilan edenler tabiki.dünyaya hakim olmak için insanlara hakim olmak gerekir.yada insanları yönetenlere hakim olmak.... ahmet daha fazla soru somadı.pekte anlamazdı bu işleri.aslında merak ettigi konu kendisinin ne olduguydu.bu kabul etmesinin tek nedeni buydu. şimdi gitmesi gereken bir yer vardı.tüyleri diken diken olmuştu... saat gece yarısını geçmişti.villanın önünde biraz durdu.villanın kapısı kilitliydi.biraz zor kullanarak kapıyı açtı.villada her şey aynıydı.koltuklar,çekkatlar,duvardaki resimlerim,mumların yerleri bile.villanın sahibiyle(murat beytaş) ilk kahve içtikleri koltuga oturdu.burada neyi bulmayı umuyordu acaba.etrafa baktı.kitab raflarında gezdirdi gözlerini.her türlü kitab vardı.ama gözü bir kitaba takıldı.kuranını kerimin mealine .villa sahibi sürekli elinde gezdirgi bu kitab.ahmet ayaga kaltı.meali eline aldı.sayfalarına hızlı bir şekilde göz gezdirdi.garip bir şey yoktu.ama birkaç ayetin altı çizilmişti. Şeytan) “Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar), şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler" (dedi). Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür. İbn Abbas(r.a.) Allah Rasulü(s.a.v.)’in şöyle dediğini söyledi: Her kim akrabalığını babasından başkasına nispet eder ve diğerlerinden olduğunu iddia ederse, Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti o kimsenin üzerine olur. Babası olmadığını bildiği halde, babasından başkasından olduğunu (onun soyuna mensup olduğunu) iddia eder ve böyle söylerse, o kimseye cennet haram olur. ahmet bir şey anlamamıştı.birkaç kelime daire içine alınmıştı.ahmet hemen bir kagıt birde kalem aldı.yuvarlak içinene alınan kelimeleri bir kagıda yazdı. land,erac,odvi,noi...pek bir şey ifade etmiyordu.en üstteki satırtan başlayarak alt alta yazdı
l A D N
E R A C
O D V İ
N O İ
sagdan okudu,soldan okudu,aşgıdan yukarı dogru okudu pek bir şey bulamadı. başka bir şeyler aradı evde.her odayı tek tek gezdi.villa sahibinin odasına girdiginde biraz durdu.sadece bir yatak ve bir masa vardı.masanın üzerindede bir mum.yatagın baş ucundaki duvarda bir resim vardı. leonardo da vinci'nin bir emriyo çalışması(1510-1513) vardı.onun dışında da hiç bir şey yoktu.elindeki kagıda baktı kelimeleri bir daha okudu bir şey çahrıştırmadı.
....villayı terk ettiginde sabah olmak üzereydi.evine gitti birkaç saat uyudu.kalkar kalkmaz ona verilen dosyaya bir göz attı.bu dosyada yazılan her şeyi ezberlemişti ama bir ip ucu bulamadı.bir kör dügümünle karşı karşıyaydı.

birden aklına bir şey geldi.üzerine bir şey altı hemen dışarı çıktı.çok heycanlanmıştı.şeytan okulunda egitim görürken tanıştıgı biri vardı.oda şeytan okulundan mezundu.okulun anlayışında pek çok degişmeye neden olmuştur.fikirleri hala şeytan okulunun degişmez yasalarındandır.

kapı açıktı içeri girdi.salona dogru ilerledi.koltukta oturan yenç görülüşlü bir kadın vardı.önce terettüt etti.ama kadın.-ahmet gel.gelecegin bana haber verildi.buyur otur.yeni çay yapmıştım.

ahmet kadının hemen karşısındaki koltuga oturdu.kadın ahmetin önüne bir pardak çay koyu.sonrada ahmedin gözlerinin içine bakmaya başladı.ahmet her şeyi bir bir anlatti.kadın zaten pek çok şeyi biliyordu.konuşmaya başlamadan önce kadın derin bir nefes aldı.

-insanlar kendi fizik yapıları üstünde hiç bir bilgiye sahip olmadıkları çaglarda,düşlerindeki gördüklerine dayanarak şu düşünçeye varmışlardı.duygu ve düşünçeleri gövdelerinde degil,gövdelerinin içinde bulunan ve ölümle beraber gövdelerini bırakıp giden 'ruh'tan gelmektedir.işte ozamandan beri 'ruh' la dış dünya arasındaki ilişkiler üstünde kafa yormaları gerekti.ruh,ölümle gövdeden ayrıldıgına ve yaşamaya devam ettigine göre demek ki ölmüyordu.ruhun ölmezligi düşünçesi böylece dogdu.ruhun ölmezligi, çogunlukla,özellikle eski yunanlarda bir mutsuzluk sayılmıştır.bu sıkıntı o zaman içinde bulunan genel bilgisizlikten ve gövdenin ölümünden sonrada yaşadıgı bir kez kabul edilince ardından insanın ölümsüzlügü gibi can sıkıcı bir konuyu dogal olarak getirecek olan ruh'a ne yapılması gerektigini bilememekten dogan bir sıkındıdır.ruh kavramı, dış dünyaya uyabilmeyi gerçekleştiren bu öznel yapıyı dile getirir.insalıgın galile,darvin,einstein türündeki birkaç büyük bilim adamının destekledigi bir konudur bu.

ahmet her şeyi dikkatlice dinledi.aklına bir şey geliyordu ama bunu söylemek bile istemiyordu.çünkü bu korkunç bir şeydi.kadın ayaga kalktı.bir çekmeceden bir kagıt parcası çıkardı ve üzerine bir şeyler yazdı.onu ahmete uzattı.ahmet kagıda baktı ve üzerindeki yazıyı okudu. nil-tolga yıldız.214 sok.no 47 yazıyordu.ahmet kadının suratına baktı.

-kadın,bu kişiler senin klon olarak türkiyeye geldiginde çocuklarıyla yer degiştirdigin anne ve baba.aile hastaneden çıkınca senle birlikte bir süre kayboldu.sonra bulundu ama seni bir cami avlusuna bırakmaya kalktı.oldukça fakir insanlardı.klonlar genelde fakir insanların çocuklarıyla degiştirilirdi zaten.çünkü onlardan geri alması daha kolaydı.sonra biz seni bırakılan yerden aldık ve yurda verdik.gerisini biliyosun.belki işine yarar.

ahmet çok heycanlanmıştı.anlattıkları için çok teşekur etti.sürekli elindeki yazıyı okudu.nil-tolga yıldız.214 sok.no 47


.. ............kafasını kaldırdıgında bir evin kapındaydı.kapının üzerinde 47 yazıyordu.biraz kararsızdı ama artık geri dönüş yoktu.kapıyı yaşlı bir kadın açtı.buyrun dedi.oldugu yerde donum kalmıştı bir şey söylemek istedi ama başaramadı.sonunda size bir kaç soru sormam gerek dedi.buyrun dedi kapıdaki kadın.adınız nil yıldız mı?kadın evet .dedi.ahmet,yıllar önce dogan çocugunuz hakkında birkaç soru soracaktım.kadın(nil yıldız) biraz heycanlandı. birden gözleri doldu.ahmeti içeri davet etti.

evin tabanı topraktı.tek odalı bir evdi.yatak odasıda,mutfakta,banyo da aynı odadaydı.kadın hemen ahmetin karşısına oturdu.ahmetin ne diyecegini merak etmişti.

-ahmet,yılar önce dogan çocugunuz hakkında...
kadın birden aglamaya başladı.aglamaklı birşekilde konuşuyordu.
-kadın,bu vicdan azabıyla artık daha fazla yaşayamayacagım.eşimle hiç istemedigimiz bir çocuk sahibi olmuştuk.bu çocuktan önce iki çocugumuz açlıktan ölmüştü.bu nekar acı bir şey biliyomusun?çaresizce cocugunuz son nefesini verirken onu izlemek.hastaneden çıkınca sag olsun hayır sever bir kurum bütün masraflarımızı ödemiş,önce önu denize atmak istedik ama yapamadık.ana yüregi dayanmıyor işte.bir parkta oturmuştuk.bir kadın çocuk arabasıyla karşımızdan geliyordu.eşimin (tolga)bir anda aklına bir fikir geldi.bebegi benden aldı.bana çocuk arabalı kadının dikkatini çekmemi söyledi.ben onun dikkatini çekerken o arabadki çocukla benim bebegimin yerini degiştirdi.yaptıgı şeye inanamıyordum.şimdi kolunda başkasının bebegiyle yanıma geldi.arabalı kadın pek bir şeyden şüphelenmedi.bebek zaten beni emmiyordu.büyük ihtimal bir süre sonra açlıktan ölecekti.bizde onu cami avlusuna bıraktık.sonrada kaçtık.eşim o kadının oturdugu evi buldu.sürekli orayı izliyorduk.sonrada çocugumuzun ölüm haberi geldi.şimdi iki ailede çocuksuz kalmıştı.sonradan ögrendigimize göre o aileninin ikinci bir çocuga hahip olamazlarmış.

-ahmet duyduklarına inanamıyordu.bu anlatılanlar dogru ise o bir klon olamazdı.kadına defalaca sordu 'eminmisin' diye kadında defalarca aynı olayı anlattı.ayaklarında takat kalmamıştı.o ailenin adını istedi.kadın,yanılmıyorsam kadını adı esra polat adamınkini hatırlamıyorum.ama onlar burdan taşınalı çok olmuştu.iki sokak aşşagıda oturuyorlardı.mor badanalı bir ev görmüştursun.

ahmet cebinden bir kagıt çıkardı ismi yazdı.esra polat...yan odadan 10yaşlarında bir çocuk geldi.uykudan yeni kalmış bir hali vardı .gözlerini ovuşturdu.annesiin yanına geldi.ahmet kalkmak üzereydi.çebinden bir kagıt koltugun üzerine düştü.kapıdan çıkarken bir ses duydu.leon arda vinci .....birden arkasına baktı.küçük çocuk elindeki bir kagıdı okuyordu.hızlıca yanına yaklaştı.çocuk kagıtı ters tutu yordu.ve kelimeliri aşşagıdan yukarıya dogru bibirleştirerek okumuştu.
.......LEONAR DA VİNCİ....

ahmet hemen dışarı fırladı.her şey yoluna girmişti.insan oldugunu ögrendigi için çok mutluydu.ve gidecegi yer belliydi. vilaldan içeri hızlıca girdi.villa sahbinin yetak odasına daldı.leonar da vinci emriyo çalışmasına(1510-1513) adlı tablosuna baktı.tobloyu kaldırdı.tablonun altında bir kasa vardı.ama kasayı açmak için bir şifre gerekiyordu.birden dokuza kadar numaralar vardı.hemen kelimeleri buldugu meali aldı.o sayfayı birkere daha okudu.rakama benzer bir ip ucu aradı.ama yoktu.meali yerine koydu.kitaplıga yeniden göz attı.şifrenin bu raflarda bir yerde oldugunu biliyordu.her şey çok düzenliydi.tek bir şey dışında islam anksilopedilerin sırası.yirmi cildi vardı.on cildin sırası karışık ondan sonraki ciltlerin sırası düzgündü.bu olabilirdi.diger anksilopedilerin hepsi dogru sıraya göre sıralanmıştı.cebinden bir kagıt ve kalem çıkardı.cıltleri raflardaki sıraya göre yazdı.sonrada kasanın yanına geldi şifreyi girdi.954632178 ama kasa açılmamıştı.biraz durdu ve bekledi.sonra tersten girdi numaraları 871236459 kasa bir çıt sesinden sonra açılı verdi.küçük bir sandık vardı.sandıgı açtı bir zarf vardı.zarfın içindeki mektubu açtı ve okudu.
başladıgım yerde bittim


dogdugum yerde öldüm
konuştugun yerde sustum
var oldugum yerde yoktum
umudumun bittigi yerde yanımda oldun
aradıgım zenginligi o zaman buldum

ahmet tam bittigini sandıgı anda her şey yeniden başladı.ahmet defalarca okudu.ama bir anlam veremedi.ahmet kendini bu satırlara kaptırmıştı.ama arkasında bir gölge onu izliyordu. -afferin deli kanlı.oldukça zeki birisin.?

ahmet hemen arkasına döndü.kapıya yaslanış yüzü karanlıkta seçilemeyen biri vardı.adam yavaşça ışıga çıktı.ahmet küçük dilini yutacaktı.karşısındaki adam sevgilisinin öldügü sırasında onu sorguya çeken polisti.ahmet diyecek tek kelime bile bulamadı. -polis,bukadar zeki oldugunu tahmin etmemiştik.kafandaki karışıklıgı biraz gidereyim istersen.murat beytaşla bir anlaşma yaptık bu meshebin demir başlarını bana verecekti.ama onunla konuştuktan iki gün sonra bogazı kesilmiş bir şekilde bulduk.acaba bunu sen yapmış olabilirmisin ahmet .bana bazı eşyalardan bahsetmişti.on üçlere ait bir şeyden.ama ne oldugunu söylemedi.bize bazı ayrıcalıklar karşılıgı yardım ediyordu.bazı yasa dışı olaylarına göz yumuyorduk.benim düşüncem öldürenin bir daha bu villaya gelecegiydi.uzun zaman oldu ahmet...herkezi oldürdügün gece küçük bir şey dışında her şeyi temizlemişsin.kanlı elbiselerin.buradaki ölen kimseye ait degildi kanlar.ama öldürenin burada yaşadıgı ve yaşın hakkında oldukça bilgi verdi.ama ben seni zaten tanıyordum.murat beytaş senden oldukça bahsederdi.büyüklere erişmek için seni kullanacagını söylemişti.etrafta fazla cinayet işlememiş olsaydın bu olay başarıya ulaşacaktı.senin yüzünden meslek hayatım son buldu.şuçluyla ortaklık kurdugum gerekçeyle beni polislikten attılar.ama bir kahraman olabilirdim.şimdi senin sayende istegimi yeniden alacagım.bana bu örgütün başındakileri vereceksin.şeytan okullarını kim kuruyor ve kim destekliyor bana anlat.

-ahmet,senden fazla bir şey bilmiyorum.bende kendi hayatımı kurtarmak için burdayım.benden bir şeyi bulmamı istediler.on üçlerin spermimi,bir parçası mı tam bilmiyorum.ama ikimizinde aradıgı aynı şey olabilir.ve senin tek başına baş edeceginden daha büyükler komserim.sen bu sevdadan vaz geç.

-ozaman senin bilmem gereken bir şey var.dedi komser. tam bir şey söyleyeckti ki.polisisin arkasından bir silah sesi geldi.ahmet hemen egildi.ateş eden kaçmıştı.ahmette tam odadan çıkacakken bir el baçagından kavradı.polis ölmemişti.elindeki bir şeyi ona uzatıyordu.bu bir anahtardı.ahmet anahtarı aldı.poliste ölmüştü.hemen dışarı çıktı.her attıgı adımı biliyorlardı.ahmet karanlıklar içinde yok oldu.

.............uzun süre yürüdü karanlıkta.şimdide elinde bir anahtar vardı.zaten yazılan şiirden bir şey anlamamıştı.'dogdugum yerde öldüm'
neydi şimdi bu.böyle olaylar sadece bir macara romanında olur.ya da filmlerde ip uclarını takip et aradıgını bul.bir faz geçmeyi düşündü ortadan kaybolabilirdi.bukadar olay onun için bile fazlaydı.ama içindeki merak,neyi bulacagını umuyordu yeni bir hayat mı?artık çok geçti.şimdi elinde birde anahtar vardı?aca polis bu olayların neresinde.belki oda bir klon...ama bu anahtar...anahtara baktı ufak bir kasa anahtarıydı büyük ihtimal.ama şindi ne yapmalıydı.villaya yeniden gidemezdi.evine gitmeyi düşündü hayır onu orada bulurlardı.oldukça yorulmuştu biraz uyumaya ihtiyacı vardı.tam oanda bir parkın yanından geçiyordu.hemen bir bankın üzerine uzandı.hava soguktu korku ve heycan bunu unutturmuştu.şimdi skindi ve içinde bir üşüme hissetti.çok rahatsız edici bir durumdu ama o böyle yaşamaya alışkındı.sadece uzun zamandan beri unutmuştu bu yaşamı.
aklına öldürdügü insanlar geldi.kafasın içindeki bir ses pişmanmısın diye sordu.verecegi cevap onu ürkütmüştü.evet diye bilirid ama o şoyle bir silkindi.ve kafasını yeniden banka koydu.vicdanı yeniden hayat bulmuştu.birden gözleri doldu. aglamamk için kendini zor dutuyordu.neydi şimdi bu.içindeki nefret göz yaşı olup akıyordu sanki.onca insan...sadece egonu tatmin etmek için .belkide o gune kadar yaşamak için bir amacı yoktu ve yaşamak için yaşamdan zevk almak bir yöntendi.belki iyi bir şeyde yapabilirdi ama onun hiç tatmadıgı bir duyduydu bu.yemediginiz yemeğin tadını alamassınız.ben hep karanlıgın içindeydim belkide en iyi yaptıgım işi şeçtim.zaten bir kere karar verdiniz mi geridonuşu olmuyordu.artık sürekli yapma ihtiyacı duyuyorsunuz.şimdi çoooooook pişmanım..dedi.göz yaşlarını tutmaya çalışmıyordu.özgürce akıyordu.ilk defa aglamıştı. birden içinde önüne geçılmez bir mutluluk hissetti ve gülümsedi.bunu istemeden yapmıştı.üzerinden büyük bir yüükn kaltıgını fark etti.ama hala yreginde bir acı vardı.böyle yaşamak..gerçekten dogruymuş ihanet edene verilen en büyük ceza daha fazla yaşamsı....ve bir daha tekrarladı.ihanetin bedeli yaşamaktır.......

...............bilinmeyen bir yer.........
yuvarlak bir masanın etrafında birkaç kişi toplanmıştı.son olan olayları degerlendiriliyordu.içlerinden biri...
-bu şeytan okulu ile yaptıgımız ortaklık bize zarar veriyor.pek çok yerde biz konuşulmaya başladık.kimsenin şeytan okulundan haberi yok tabi olan bize oluyor.biz iyi ve kötünün savaşında tarafsız kalmamız gerekirdi.iki tarfıda dengede tutmalıydık.digeri...
-dünya ya degişiyor.küresel bir dünyayada dogru ve yanlış zaten içiçe.biz bu okulu seçtik çünkü paramız olmasına rahmen bizim sadık insanlara ihtiyacımız var.bu okulun mezunları şimdi ülkeler yönetiyorlar.bak amerikaya bush tek bir isteklerini geri çevirmiyor.ıragı aldılar,filistin dagıldı,mısırda hakimiyetleri var.bir iran onuda muhalefetle baskı altında tutuyorlar.amaç kabeyi ele geçirip yok etmek...yani hedefleri islam....
bir başkası;
-yıksınlar bizene.biz bir dine mensup degiliz ki.biz her zaman güçlünün yanındayız.bizim çıkarlarımız korundugu zaman bizim için bir şey fark etmez.digeri.
-olmaz öyle şey.islam dininin sarsılması dengeleri bozar.biz bütün dünyada kullandıgımız tek koz islam ve hiristiyanlık arasınadeki çekişme.bakın türkiye her zaman iktıdarsız hale getire biliriz.bir çamiye bomba at.insanlar solugu klisenini kapısında alsınlar.byle bir avantajdan vaz geçmemiz aptalık olur.
başkası.
--ülkeleri yönetmek için dinden daha önemli şeylerde var.para,ırk,toplusal kuruluşlar,mezhep çatışamları bunlarıda unutmamak gerekir.
---bu şeytan okulu bizim işlerimizeda burnunu sokuyor.okudan mezun olanlar hep bizim işlerimizde . silah kaçakçıgı .uyuşturuçu,petrol,kara para aklamak...adamlar bizim gibi kuralara uymuyor her hangi bir rajonları yok.beni bilirsiniz kendi huyumdan hiç hazetmem.
--asıl soru neden onlar için yıllarca üzerinde çalıştıgımız klonlama teknigini paylaştıgımız.birde bu insanların uzun yaşamasını neden saglıyoruz ki.
liderleri.(içinde en güçlü olan).
----birincisi biz kimseyle ortak degiliz.bu dünya bize ait.dünya istedigimiz gibi yönete biliriz.şeytanın okuluna ihtiyacımız var çünkü islam oldukça kuvvetlendi.her geçen günde sayıları artıyor.orta dogudaki devletler birliktelik kurup duyuyorlar.türkiyede kendi açısından bunların en büyük destekçisi.aslında bu devletleri birbirine baylalan tek şey türkiye...şeytan okulu bu ülkeleri istikrarsız hale getirecek.bırakın yapsın üstelik bunun için bizden bişeyde taleb etmediler.klonlama teknigi bizim fikrimizdi ama şeytan okulunun bilim adamları onu bu aşamaya getirdi.

--ama biz daha hi klonlamayı kullamadık neden?sürekli onlar birilerini klonyayım duruyorlar.
liderleri.
----öyle olması gerekli.bir düşün şu anda şeytan okulunun başındaki herkez klon.gerçek insanlar 1930 öldüler.bügüne kadar kendilerini dört kez klonladılar.klonlama işini onlar yapıyor ama klonlama işini biz yürütüyoruz.onları istesek beşinci klon neslinde yok ederiz.üstelik onları ihtiyacı olan şeyde bizim elimizde...

........masadaki herkes pis pis gülüyordu.
--bu kozun elimizde olması güzel ama onu arayan biri var.ahmet eski şeytan okulu üyesi.onlara ihanet etmiş.şimdi ihanetin bedeli olarak istedikler şey o.....
---kimse yerini bilmiyor murat beytaş(villasahibi) çok özel bir yere sakladıgını söyledi.muratta öldügüne göre o koz bizim elimizde degil.
----ama onlarınade ellerinde degil.en fazla onların yok olması biraz hızlanır.ha ha ha...korkaçak bişeyde yok en iyi adamız da o şeyi arıyor.
----ahmet bu konuda bizimkinden hızlı.kasayı buldu ve açtı.duyduguna göre yeni bir şifre varmış.bir şiir galiba.dodugum yerde öldüm' gibi bir şeymiş.amöldürülecektia şiirin hepsi ahmetin elinde..bizden çabuk davranırsa ne olur..
bir anda bir suskunluk oldu....herkes iliklerinde bir üşüme hissetti.
---bizim sonumuz.ahmeti ortadan kaldırsak her şey halolur...
karar verilmişti...

........
ahmet gözlerini açtı.güneş dogmuştu.dogruldu.yola koyuldu.garip bir rüya görmüştü.birden şiir aklına geldi.yolda yürürken sürekli tekrarlıyordu.ama bir şey bulamamıştı.'konuştugum yerde sustum..
cebinden anahtarı çıkardı.inceledi inceledi...
ahmet aradıgı şeyin bir sperm olmadıgını anlamıştı.ama ne oldugunu bilmiyordu.bir lokantada karnını doyurdu.aklı hala o şiirdeydi hala bir şey bulamamıştı.tam karşısında bir kızda yemek yiyordu.kıza bakarken kızda ona bakmaya başlmıştı.kız gülmseye başladı.ahmet kaasını hemen yere egdi.ne yaptıgını sonradan farkına vardı.kafasını kaldırdı hala kız ona bakıyordu.
kız masadn kalttı ahmetin masasına geldi.daha önce tanışıyormuyuz diye sordu.ahmet hayır dedi.kız elini uzattı ben filiz dedi.ahmette kızın elini sıktı bende ahmet, tanıştıgımıza memnun oldum dedi. kımasasına davet etti.kız oldukça fazla konuşuyordu.ahmetin aklı başka yerdeydi.o hala şiiri içinden okuyordu.kız çok samimi gelmişti ahmete.edebiyet ögrencisiymiş kız.sürekli yazarlardan bahsediyordu.ahmet iyice daldıgı sırada kız ahmeti turttu.o tedirginlikle ahmet 'dogdugum yerde öldüm' dey verdi.kızda hemen şiirin geri kalan kısımları okumaya başladı.konuştugum yerde sustum,var oldugum yerde yoktum..........kız şiiri okudu.ahmetin şaşkınlı iyice artmıştı.şiiri iki kişi biliyordu ve biri ölmüştü.şakın bakışlarla kıza baktı.ahmet heycanla nerden biliyosun bu şiiri dedi.ve ayaga kalktı.kız biraz korkmuştu.kız bu şiirin aziz nesinin bir şiiri oldugunu söyledi.ahmet biraz sakinleşti.aziz nesinin bir şiirimi.kız,evet.şiirin adıda annemin mezarıdır.ahmet hemen lokantadan çıktı.ilk gelen ötöbüse atladı.
ahmet parayı şöföre uzatırken. ......... mezarlıga lütfen dedi.ötöbüs ahmeti tam mezarlıgın girişinde bıraktı.nereye gidecegini biliyordu.mezarları tek tek geçti.en sonunda bir mezarın önünde durdu.mezarın üstünde bir demet gül duruyordu.güller yeni kondugu belliydi.mezar taşını birdaha okudu. esma beytaş...aslında bu aklına gelmeliydi murat beytaş aradıgı şeyi annesinin mezarına saklamıştı.ama nereye.etrafa baktı bir iz bir işaret yoktu.mezarın üstünü biraz eşeledi hiç bir şey bulamadı.
mezar taşını yakından izlerken bir şeyin farkına vardı.mezar taşının üzerinde harfler sıralıydı.0JDY AJY DD OP bir kagıda yazdı.etrafa iyice yeniden kontrol etti.hiç bir şey bulamadı.çiçek demetini eline aldı ve içine bakmaya başladı.bir şey yoktu.gülleri bir arada dutan kagının üstünde bir şey yazıyordu.gülleri mezarın içine bırakarak mezarlıktan ayrıldi.
elindeki harflern bir şey çagrıştırıyordu ama ne.kafasını kaldırdı önünde bir yazı.'buse çiçekçilik' mezardaki çiçekler burdan gönderilmiş olmalıydı.içeri girdi.güler yüzlü bir şekilde merhaba dedi.şey birisi benim annemin mezarına çiçek koymuşta.gönderilen çiçek demetinin üzerinde sizin adresiniz vardı.kim oldugunu ögrene bilirmiyiz.ora yaşlı,sarışın ve oldukça çekiçi olan kadın önce ahmeti süzdü.sonra bir ajanda çıkardı.ne zaman gönderildigini biliyomusunuz.ahmet hayır. bügün saat 11 00 den önce gönderildigini tahmin ediyorum.kadın ajandaya baktı o saatlerde gönderilen bir sipariş yok.
kadın cep telefonunu aldı ve bir numara ceviri.ahmet kadın numarayı cevirirken ellerine bakıyordu.dikkatini telefonun üzerindeki harflercekti.aklına bir şey geldi.kadın birini ararken oda telefonu çıkardı.mezar taşındaki harflerin oldugunu numaraları tıkladı.05392593307 bir cep telefonuydu hemen aradı.telefon bir telesekretere baglıydı ve ses villa sahibine aitti.
tele sekreter;
bu numarayı arıyosanız ben büyük ihtimal ölmüşümdür.aradıgınız şey ............................. her şeyi anlatıyordu.telsekretere yirmi dakika boyunca dinledi ahmet.villa sahibi her şeyi telesekretere kaydetmişti.ve aradıgı şeyin nerde oldugunu söylüyordu telefonda.
................bilinmeyen bir yer.......
adam ahmeti gölge gibi izlemişti.onun çiçekçiye girigini görünce hemen birilerini aradı.telefonda ahmetin aradıgımızı buldugunu söyledi.telefonun daki ses gerekeni yapın komutunu verdi ve telefon görüşmesi kesildi.
........ ahmet köprü altına geldi.uzun zaman olmuştu buralara gelmeyeli.saat gece yarısını geçmişti.hiç aklına gelmemişti burası.köprü aldında ilerledi.büyük bir taş vardı her zaman gelir onun üzerinde otururdu.taşı itti.eliyle biraz kazdıktan sonra eli bir şeye çerpti.daha hızlı kazdı.ufak plastikten yapılma bir sandıktı bu.ama kilitliydi.kilit deyince hemen aklına cebindeki anahtar geldi.evet anahtar kasyı açmıştı.ne bulaçagını çok merak ediyordu..kapagını yavaşça açtı.bir şişe kan vardı.bir zarf ve bir kaç resim..resimlere baktı bir kızın resmi vardı...mektubu açtı..
kim bulduysa.umarım ahmet sen bulmuşsundur. diye başlıyordu.
dernege desatüfen üye oldum .gençtim ve para hırsım yüzünden gözlerim kör olmüştü.nasıl bir işe girdigimin farkında degildim.çok çalışmıştım büyüklerin gözünde bir ihtibar kazanmak için.bana çok güveniyorlardı.genç çocukları bilmedikleri bir gelecege sürüklerken onların sırtından kazandıgım parayla günü mü gün ediyordum.ama para hırsım hiç azalmadı her seferinde daha fazlasını istedim.bir gün birileriyle tanıştım bana çok para teklif ettiler kendilerini şahsen tanımadıgım bu insanlara bazı iyilikler yapmamı istemişlerdi.ilbaşlarda basit bir iş geldi bana ama daha sonra yapamayacagım şeyler istediler benden.üstelik şeytanın okulunun bundan hiç haberi olmadı.sorumlu oldugumşeytan okulunun ögrencilerini bu insanların çıkarları dogrultusunda kullanıyordum.bu insanlar kendilerine dünyanın bekçileri diyorlardı.iki örgütü idare etmek zor olsada kimsenin ruhu bile duymadan her şeyi yapabiliyordum.ama bir yakalandım.devletin içindeki gizli örgütlerden bir olan 'yeşil yol' beni yakaladı.asıl adını bilmedigim kendisine hakan olarak hikap ettigim yeşil yol şefiyle ozaman tanıştım.bana bazı ayrıcalıklar verebileceklerini söylemişlerdi.buna karşılık iki örgütü türkiyedeki sorumlularını onlara verecektim. ama bir çocuk her şeyi mafetti.öldürme hırsını önune gecemeyen bu çocuk(ahmet) polislerin dikkatini bu bölgeye çekmişti.bende eskisi gibi rahat hareket edemiyordum.ahmetin evden kaçacagını tahmin ediyorum.ama şimdilik hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorum.o çoçugun kesinlikle benimle kalması gerekiyor...
şeytan okulun on üçleri bana teslim ettikleri şişeyi istediler.okulun kurucusu müsted-a aleyn in canlı dokuları vardı.ölü kemik hünresinden yıllarca yapılan çalışmam sonuçlanmıştı.artık şeytanın yandaşı yeniden hayat bulabilirdi.ama bu hiç içimden gelmiyordu.on üçleri sürekli oyalıyordum.dünyanın bekçierini ise istekleri bambaşkaydı.artık dayanamayacaktım çok çaresizdim.yeşil yolun şefi artık operasyon gunü geldi dedi.bende o konuşmadan bir gün sonra bu mektubu yazdım.buraya koydum çünkü bulmasını istedigim bir kişi vardı.
bu mektumta şeytanın okulu nasıl örgütlendigi ,nasıl üye topladıgı,nerede okullar kurdukları tek tek açıklanmıştır.on üçlerin hakkında bende bir bilgiye sahip olmadıgım için onlar hakkında bir şey yazmıyorum.
dünya bekçilerinde daha şeytanın okuluyla işbirligi yaptıgını anladım.ama bunlar sadece paraya deger veren bir örgütü.sadece çok para kazanmak istiyorlardı.onlar ben le hep mesafeli kaldıkları için onlar hakında ufak tefek bilgiden başka bir şey yok.
bügüne kadar yaptıgım her şeyden çok pişmanım.allah beni affetsin..
......... mektubun altında bir not vardı.
ahmet eger bu mettubu bulduysan resimdeki kızı bul.aradıgın diger cevaplar onda.onu bulman için gerekli ip ucu bu sandıkta olcak.

ahmet satırları okudukça onlanları daha net anlamıştı.köprünün altında yanlız degildi ahmet biri arkasın dan hafifçe yaklaştı.silahı ahmetin kafasına dayadı.
-onlar sana ait degil dostum.dedi
ahmetin elindedi herşeyi aldı.geri geri uzaklaştı.bir anda silah patladı.her sonu delmişti ama ahmet için degil.arkasındaki adam yere düşüvermişti.başka bir gölge yaklaştı ahmete dogru.yüzü ışıkta belli olunca ahmet,sen ha.dedi.lokantadaki kızdı bu.
kız,
--adım filiz çolak yeşıl yolun bir mensubuyum.uzun süredir bu olayın üstünde çalışıyorduk.önce villa sahibini sonrada şefimizin ölümü,senin kolarında ölen polisten bahsediyorum,bizi asla yıldırmadı.bütün şifreleri çözdük amma telesekreterdeki ''hazineyi seni buldugum yerdeki kayanın altında''bu cümle sadece senin çözeçegin birşifreydi.sana hers eferinde yadım ettik çünkü bizim açelemiz vardı.hiç bir şey söyleme seni tutuklamak zorundayım.kelepçeyi ahmetin eline geçirecekken vurulan adm ölmemişti kafasını dogrultu silahını kaltırdı bir el ateş etti.polis kızı vurmuştu adam.ahmet hiç terettüt bile etmede kasa kızın elinden aldı ve hızlıca karanlıkta kayboldu.

ahmet gene deniz kenarındaki bankın üzerine oturdu.nefes nefeseydı.şimdi elinde bir resim vardı.gök yüzüne baktı ve gülümsedi...
yeniden dogan ahmete gülümsüyordü.

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



« Daha Eski | Daha Yeni »


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  şeytanın oglu **__genco__** 1 42 02-27-2008 11:54 AM
Son Mesaj: BLACK-LEADER
  Şeytanın Okulu 3(Bilinmeyen Gerçekler) **__genco__** 0 60 02-27-2008 02:43 AM
Son Mesaj: **__genco__**
  şeytanın okulu 2(seri katilin doguşu) **__genco__** 0 30 02-27-2008 02:42 AM
Son Mesaj: **__genco__**

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

www.sitemerkezi.net

iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması | Aşk Şiirleri | Kadın hastalıkları | Grup Hepsi | Favori Forum | FarKVaR | Kahramanmaraş | Ogrish Korku | zeytinburnu | DJ Sound | Tolga Yalçın | Emlak ilan | 7den77ye.net

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net