Bu gün yine aynı şeyleri yaptım! tıpkı seni kaybettiğim günden beri yaptıklarımı.Yine hep seni düşündüm. Sensiz ne yapıcağımı düşündüm. yine tek başıma gezdim sokaklarda ağlıyarak yine şarkımızı dinledim her zaman olduğu gibi. Ilık bir rüzgar esti yüzüme doğru sanki senin beni ufak öpüşün gibi okşadı yanağımı, yağmur başladı arkasından ve ben ıslandım dudağıma düşen yağmur damlalarının serinliği seni hatrlattı bana. Senin yokluğun gerçeğini kabul edemiyorum bir türlü hayır diyorum olamaz o hala beni seviyo sadece zamna ihtiyacı var diyorum, sonra bi bakıyorum bu hayal dünya sona eriyor, gerçeklerle yüzleşiyorum senin beni unutuşunla, terkedişinle işte o acı dayanılmaz oluyo benim için ben hergün aynı acıyı milyonlarca kez tatıdıyorum senin gidişinden beri. Ben hergün ölüp diriliyorum ve ardında tekrar ölüyorum ve her ölümümde daha fazala acı çekiyor daha fazla yıkılıyorum her ölümde sanki işgence çekiyorum hemde giderek artan işgenceler. Hep keşke der oldum senin gidişinden bu yana, keşkelerle dolu bi hayatım oldu senin terkedişinle, Her keşke diyişim beni dahada yıktı dahada üzdü. Hep senin için yaşamıştım, senin sayende var olmuştum, senin içindi herşey, içimdeki sevgi nefrete dönüşsün diye uğraştım hep, senden nefret etmek istedim ama olmadı. Benim aşkım ölesine büyüktü ki hiç bişey beni senden vazgeçiremedi, seni benden koparamadı artık yüreğim seni tek başına seviyor, umutsuca, dönmiceni bilerek, acı çekerek. Bazen diyorumki değermi acaba, değrmi bunca acıya değermi kendimi kahretememe, bi ölü gibi yaşamama. Sonra sen geliyosun aklıma, her zaman olduğu gibi ve şöle diyorum aşkım için herşey değer sonunda hiç bişeyden pişmanlık duymasaydım keşke bak yine keşke dedim. İşte artık hayatım hep böle keşke keşke keşke...!
Bazen diyorum kendime niçin yaşıyorumki? Niçin varımki? Kim için? Ne için? Ve hiç bi cvp alamıyorum. Ama yüreğimi avutuyorum, senin mutlu olduğnu bilerek avunuyor yüreğim, bu sayede hala yaşıyabiliyorum, her nekadar bi ölü gibi olsamda. Ama biliyorum sende beni unutmadın, unutanmadın. Nekadarda eğlenirdik seninle, ne kadarda harika vakitlerimiz geçti. İnanırmısın kavgalarımızı bile özledim, ama en çok neyi özledim biliyomusun; gözlerime bakıp "Seni Seviyorum" diyişini özleidm. Bana yaşam verdiğin anları özledim. Aşkımız bir çiçek gibi soldu, sen soldurdun, beni susuz bırktın, beni erittin, yok ettin. Lütfen geri dön! Beni susuz bırakma! Beni bu yaşama tekrar bağla! Tekrar gülmeyi hatırlat bana! Artık üzüntüden, acıdan değil, gülmekten gelsin gözümden o yaşlar! Tekrar aşkın güzelliklerini yaşat bana, tekrar kavga et benimle, tekrar değerli oldumu hissettir, sevildimi hatırlat, tekrar yaşaat beni, aşkınla büyüt sosuza dek tekrar! Geri dön! Evet, tekrar geri dön bana...
Sen giderken beni dipsiz karanlık katedrallerden kurtarmıştın, şimdi beni tekrar o katedrallere geri yolladın ama yalvarırım beni tekrar kurtar bu sonsuzluktan, bu karanlıklardan. Senin yokluğunda korkuyor ve acı çekiyorum, üşüyorum burda lütfen dön aşkım seni çoooook özledim...!
Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
Satırlara sığmayacak kadar güzel şeyler yaşamadık biz senle… Küçük sevinçlerden büyük keyifler alsak da birkaç dakikalık bile olsa sefasını süremedik hiçbir zaman.
Ya güvensizliği konuştuk ya ayrılığı. Ve sen hep kendine yenildin ben sana yenilmemek için kendime tutunurken.
İyi yanlarından çok, kötü yanlarıyla koskoca bir dört yılı paylaştık. Ben gelecek kaygısıyla sen tutarsızca yaşadın hep.
Ben seni senle aldatırken her gece yatağımda sen bir başkasının koynundaydın. Ve hak etmediğin kadar çok sevilmekteydin.
Önce kendini aldın içimden, sonra vahşice yavrumu. Ve ayrılırken bile gözyaşlarımdan mutluluklar dünyası kurdun kendine.
Ve sana yüreğim suskun kalırken annelik içgüdüsüyle tek bir ah ettim. Aldığın canın hesabını ver” diye.
Ve sen gülümseyerek cevap verdin “bana ait tek bir şey kalmayacak sende” diye.
Ve şimdi hesap veriyorsun kendine. Üstelik ölümle savaşırken.
Hadi göster kendini… Göster gücünü… Hadi ölümü de yenecek kadar yürekli ol…
Hadi kanser denilen illete kafa tut… Hadi başarabilirsin sen bunu.
Beni, sevgimi ve minicik yavrumu yok etmeyi başaracak kadar güçlü olan senin önünde ne durabilir ki…
Hadi tutun hayata ne olsa sen kendinden başka iki hayata daha sahipsin. Ben ve yavrumun tüm ömrü seninle…
“Tüm yaşatmışlıklarına, tüm yaşamışlıklarıma rağmen bugün hala senin için ağlayabiliyorsam bu seni hala çok sevdiğim için değil… Bu yaşayıp da göremediklerini görebilmen
[font=Impact]
Rengini al kanla vermiş her şehit.
Üstünde ay yıldız en büyük şahit.
Bayraksız bir millet köle nihayet.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.
Tarihler boyunca bayrak tacımız.
Can verir uğruna ana bacımız.
Bayrak için ölür yaşlı gencimiz.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.
Bayrak için kükrer asil kanımız.
Bayrağın uğruna feda canımız.
Her taşı bir destan çevre yanımız.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.
Bayrak baş tacıdır ey gafil zalim.
Ebedi bu ulus, yok asla ölüm.
Çanakkale yazar her zaman elim.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.
Bayraksız yaşamaz uluslar asla.
Özgürlük uğruna çok çektik yasla.
Bayrağa kalkan el kırılır sesle.
Bayrak bağımsızlık, bayrak vatandır.
arkadaşlar ben yeniyim;
aşk aşk
daha ilk defa aşık oluyorum iluyorum
hayatımda ilk
ama 5 kıza birdan aşık oldum
not:bu hikayem herkes için geçerlidir
artık kendimi tanımıyorum sanki onlar
için yaşıyorum
diyebilirim onlar o kadar temiz
o kadar iyi ki
bırakılmayacak kadar iyi
söyleyin hangisini bırakayım?
kızlara bile sölüyom ama anlamıyolar
bani bırakmak isteyen varmı?
yok
naparsın şimdi
insanın kkafası bozuluya yahu
insan hayattan bıkıyo
gelin isterseniz bi konuşalımmm!!!
not:hasanxxyy@hotmail.com