Yıllar öncesinin fırça darbelerine dokunuyor eller.Geleceğe kalma kaygısındaki ressamla gizli sözleşme yapmış gibiler.Ressamın kimbilir hangi ruh haliyle ürettiği eserlerin koruyucusu onlar.Mesleklerinin yedi yüz yıllık tarihi içinde sıfatları,sanatçı ile teknik eleman arasında gidip gelse de;yaptıkları iş kimi zaman ahlaki bulunmasa da,resim restoratörlerini asıl ilgilendiren bunlar değil.Onlar,boyaları dökülmüş,saramış,beyazlamış,delinmiş resimlerin ömrünü uzatma çabasında.Kirden tozdan görünmez haldeki bir resmi,binbir emekle temizliyor;tarihin renklerini aydınlatıyorlar.
İzmir'de,biri Kültür Bakanlığı'na bağlı,biri emekli,diğeri sertifikalı serbest çalışan üç profesyonel resim restoratörü var.Devlet Resim ve Heykel Müzesi Müdür Yardımcısı Ali Açıkalın,emekli Namık Çekal ile Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi(DEÜ GSF) Resim Bölümü master öğrencisi Pınar Ünal.
Açıkalın,İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olduktan sonra kurs alarak başladığı meslekte 15 yıllık.Sanatsal değer taşıtan eserlerin geleceğe taşınması için yapılan restorasyonun koruma aşamasında başladığını anlatıyor:"Müzeler sabit nem ve ısıda olmalı,doğal ışıktan korunmalı.Koşullar ve malzeme kötüyse,resim çabuk hasar görüyor.Doğal ışık kullanılacaksa,perdeli,kat kat olmalı.Tozun yerleşmesini önlemek için kuş tüyünden süpürge kullanılıyor..Yaş bez kullanmıyoruz.Eser hastalıklı duruma geldiyse restorasyon atölyesine alınıyor."
Atölyesi Arkeoloji Müzesi'nde olan Açıkalın,çalışma ortamının sakin olması gerektiğini,"Yabancı ülkelerdeki atölyeler tek kişilik"diyerek vurguluyor.Restoratörün ise duyarlı,işini seven ve yüksek moralli olmasının önemine değiniyor.Resim Heykel Müzesi,kendi kolleksiyonunu onarırken,üniversiteler,belediyeler ve bakanlık gibi resmi kurumların başvurularını da değerlendiriyor.Açıkalın'ın buluştuğu ressamlar arasında Hoca Ali Rıza,Süleyman Seyit,Sami Yetik,Şeker Ahmet Paşa,İbrahim Çallı var.Açıkalın resimle başbaşa iken "estetik bir haz"alıyor.Resmi kendine yakın bulursa,hazzı daha da artıyor.Sevdiği eser sehpadan kalktığında ise,boşluğunu hissediyor.
Türkiye'de hala bu işin okulu yok.İtalya Catania Üniversitesi Abadır Güzel Sanatlar Fakültesi,2000'de Aliağa Belediyesi ile işbirliği yaparak,Türkiye'de resim eğitimi alan 15 öğrenciye seminer veriyor.Belediye finansörlüğündeki organizasyona katılan Pınar Ünal,bir aylık eğitimi birinci olarak tamamladığından beri bu işi yapıyor.Ünal "Bu güzel bir şanstı.Hep böyle bir fırsat aramıştım fakat Türkiye de çok zor bu eğitimi almak"diyor.İtalyanlar,okullarını adeta bir kamyonla taşımış Aliağa'ya.Ünal,"Hiç görmediği aletleri,malzemeleri"görmüş.Ve teorik bilgiler alıp döneceklerini sanırlarken 200 yıllık iki tablonun restorasyonuyla başlamışlar işe.
Ünal,"Resimleri elime ilk aldığımda tutamadım.Gözlerimiz dolmuştu,kendimize gelemedik bir süre.Birisi,150-200 yıl önce sizin gibi düşünerek eline boyayı almış,bir şeyler yaratmış.İnsan ürperiyor.O kişinin dünyada belki tozu bile kalmamış ama siz bıraktığı esere bir şeyler katıyorsunuz.Belki benim eserimde birilerinin eline geçecek"diye anlatıyor duygularını.Bu eğitim Ünal'a Türkiye'deki durumla ilgili fikir vermiş:"İnanılmaz kötü uygulamaların olduğunu öğrendik.Birçoğunun hakkını yemek istemem fakat restoratör adı altındaki bazı kişilerin ayakkabı boyası gibi malzemelerle restorasyon yaptığını biliyoruz.Bir Osmanlı Padişahı'nın 100-200 yıllık resmine,yani organik yüzeye sentetik malzeme ile müdahale ederseniz boya tabakasının ölmesine neden olursunuz.Bu insanlar katliam yapıyor ve resimlerin 10 yıllık ömrü varsa 5 yıla indiriyor."
Ünal,bu işlemin resmin özgünlüğünü bozmadığını anlatıyor:"Restorasyon aslında bir resmi tam anlamıyla kurtarma operasyonu değildir.Çünkü her işlem,resme travma yaşatır.Ama bu,resmin kendiliğinden yaşadığı travmadan çok daha hafiftir.Eserin 10 yılı kaldıysa,biz onu 100 yıla çıkarıyoruz."
Yapılacak işlem,resmin gördüğü tahribata göre değişiyor.Üzerinde sadece boyanın kustuğu bir tabaka oluşan resimle,çok kirli olanın restorasyonu ayrı.Genel olarak hepsi ön temizlik aşamasından geçiyor.Sonra restorasyonu belirleyen nem provası yapılıyor.Bu sırada boyalar atılabiliyor."Travma"denilen bu durumda,"çera"adlı özel bir mum ve ağır ütüyle atmalar durduruluyor.
Resmin bir köşesi şaseden sökülüyor,bu alan fırçanın uçuyla ıslatılıyor.Resim suya ters tepki verirse reçine kullanılıyor;hareket göstermezse kola ile.Ardından boyaların dökülmesini engellemek için yüzey velina kağıtlarıyla kumaşa tutturuluyor Kumaşın arkasındaki temizlik bitince resim şasesinden sökülüyor,yeni şase yapılıyor.Kumaş çok eskimişse,resim kenarlarından kesilerek,orjinaline yakın kumaşa,özel aletle gerilerek yapıştırılıyor.Bu da eserin ömrünü uzatıyor.Delik varsa,yine aslına benzer kumaş,bir çeşit doğal reçine olan bevayla monte ediliyor.Restorasyon işlemi bitmeye yakın yeni şase geçirildikten sonra,öndeki veline kağıtları çıkarılıyor.Montajlanan deliklerin üzerine resimin alt yüzeyinin kıvamına yakın bir malzeme olan ştuko sıvanıyor.Üzerinde bir çeşit renklendirme olan rigetina işlemi yapılıyor.Kaba temizlikten ve koruyucu vernik atılmasından sonra işlem bitiyor.
Bir resmin restorasyon geçirdiğinin belli olması gerekiyor.Bu nedenle palette renkteki tonlar uygulanıyor.Tüm bu işlemler ortalama bir ay sürüyor.
İzmir'in diplomalı tek resim restoratörü Ünal'a gelen resimlerin çoğu depolarda,çöplerde bulunup,duyarlı insanlar tarafından getirilenler."Maalesef Türkiye'de eskiyen resim atılıyor.Tamir edip yeniden asalım diyen yok.Normal bir insanın da böyle bir masrafı karşılaması zor"diyen Ünal'ın bu işten aldığı karşılık da,500-800 milyon lira arasında değişen masraf."Çünkü hala işi öğrenme aşamasında olduğumu düşünüyorum"diyor.Koleksiyonerlerin ise Türkiye dışında restorasyon yaptırmayı tercih ettiklerini ekliyor.Avrupa'da,"Resmi öldürmek mi yoksa kurtarmak mıdır"tartışmaları sürerken,burada "Bu işi becerebilecek misin"yaklaşımı görmekten şikayetçi genç restoratör.Zanaat olan restorasyon işini sanat olan resimle sürdürüyor Ünal.Ve,seminer aldığı İtalyanların,"Biz size bunu tek şartla öğretiyoruz;başkalarına öğreteceksiniz"uyarısını gerçekleştirmeye çabalıyor.GSF Resim Bölümü'ne restorasyon dersi konulması için dilekçe verecek;gerçekleşirse bilgilerini yeni kuşaklara aktaracak.