Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Mustafa Armağan
10-21-2007 01:54 PM
MCsonsuzluk
Really Süper Admin
*
Kurucu

Üye No: 4
Mesajlar: 5,653
Karma Puanı: 3350
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #1
Mustafa Armağan

Kültür Atlası
Mustafa Armağan
Siyasal İslam'ın iflası!
Geçenlerde Hürriyet gazetesinin manşetine kadar çıktı. Siyasal İslam'dan, daha doğrusu İslam'ın bir devlet talebi olduğu fikrinden rücu ettiklerini "itiraf eden" Recep Tayyip Erdoğan ve FP'li Milletvekili Bülent Arınç'ın fotoğrafları yan yana neredeyse bütün sayfaya taşmış durumdaydı. Belli ki gazete bu durumdan son derece memnundu. "Nasıl da dize getirdik?" edası kendini açığa vurmaktaydı alt yazılarda.
Geçen yıl Abant'ta hatırlıyorum Bülent Arınç, yaptığı uzun bir konuşmada geçmişte bir İslam devleti olabileceğine kendisinin de inanmış olduğunu; fakat bugün böyle bir şeyin İslam'ın gereklerinden olmadığı kanaatine vardığını söylemişti. Tayyip Erdoğan da Zaman'da yayınlanan Eyüp Can'ın yazı dizisinde kendisini yenilediğini söyleyerek benzer fikirler serdediyordu.

Bu konu üzerinde uzun boylu durmak ve tartışmak için köşemiz müsait olmamakla birlikte şahsen İslam'ın bir hukuk sistemi, bir yönetim mantığı ve inananların önündeki engellerin kaldırılması gibi kamusal alana, hatta milletlerarası plana müteallik birtakım taleplerinin olduğunu da unutmamak gerektiği kanaatindeyim.

Peygamber Efendimiz (sas) elbette "ilk hedefiniz devlet kurmaktır, ileri!" demedi mü'minlerine. Hayreddin Karaman hocanın yine geçen yılki Abant Platformu'nda dile getirdiği gibi isterseniz meseleyi tarihselleştirelim biraz. Mesela Mekke'deki müşrikler Peygamber Efendimiz'e zorluk çıkartmasaydı ve peygamberliğini ilan ettiğinde ona tabi olsalar ve yönetime davet etselerdi acaba yine de başka bir yere hicret edip ayrı bir devlet kurmak ihtiyacını hissedecek miydi? Bu soru anlamlı olmakla birlikte Mekkeli müşriklerin ortak bir yönetime razı olduklarına dair bilgiler de mevcut elimizde. Bu teklifi kabul etmeyen ise Peygamberimiz olmuştur. Hatta bir eline Ay'ı, öbürüne Güneş'i verseler bile buna razı olmayacağına dair meşhur bir rivayet, siyerlerde yer almıştır.

Burada Muhammed Esed'in dikkatimizi çektiği bir hususa işaret etmekte fayda var. Esed, Mekke dışındaki şehirlerde Müslümanlara karşı fiili bir muhalefet olmadığını vurgulamakta, bunun sebebini ise şöyle açıklamaktadır:

"Bu düşmanlığın nedeni, Mekke oligarşisinin kendi şehirlerinin, Arabistan'ın ana kutsal bölgesi olma konumundan hatırı sayılır maddi menfaatler elde etmesi ve bununla bağlantılı avantajları yitirme tehlikesiyle karşı karşıya olmalarıydı. Bu, Hz. Peygamber'e karşı amansız düşmanlıklarının sebebini de açıklamaktadır. Hz. Peygamber sadece vahyi tebliğ eden birisi olarak ortaya çıktığı zaman zarfında ona ılımlı bir istihza (alay) ile muamele ettiler; fakat onun öğretilerine ameli (pratik) bir şekil vermekte olduğunu ve o zamana kadar Mekke'ye son derece karlı bir işi cezbetmiş olan (Kabe'deki) tanrılar pantheonunu tahrip etmeye yöneldiğini fark eder etmez, aleyhine döndüler, onu kutsalların kutsalına, yani paralarına isyan etmiş bir asi olarak görmeye başladılar. Fakat İslam'ın en feci biçimde işkenceye tabi tutulduğu sırada bile bu gidişattan samimi olarak üzüntü duyan pek çok insan vardı Mekkeliler arasında. Onlar az veya çok açıkça farkındaydılar ki, Hz. Peygamber, İbrahim ve İsmail'in şahsiyetleri etrafında dönen bulanık bir şekilde hatırladıkları kendi gelenekleriyle uyum içinde hareket ediyordu; Kur'an'ın ilk inen ayetlerinde bu şahıslara sık sık yapılan atıflar göstermektedir ki, Avrupalı Oryantalistlerin söyleyegeldikleri gibi "İbrahim efsanesi" İslamiyet'ten önceki Arapların zihinlerinde daima canlıydı ve yükselen İslam'ı ezmek yolundaki girişimlerinde dara vazifesi görüyordu."

Mekkeli müşriklerin Peygamber Efendimiz'in tebliğini bir ölçüde zararsız kabul etmelerine karşılık asıl bunların uygulamalarının kendi menfaatlerini zedeleyeceğini fark ettikleri zaman Müslümanlara eziyete başlamaları da gösteriyor ki, aslında bu öğretiler kamusal alanı yeniden düzenlemeye yönelik birtakım emirler içermektedir. Biz istediğimiz kadar olmadığını savunsak da İslam sadece ahlak ve ibadetten ibaret bir din değildir. Zaten böyle bir dinin "semavi" dinlerin içinden çıkmasını da beklememek gerekir.

Fakat bunu söyleyince hemen İslam'ın mutlaka kendisine ait bir devleti olması gerektiği sonucunu çıkarmak da yanlış bana göre. Zira açın İslam tarihindeki siyasi düşünürlerin kitaplarını, bugün anladığımız anlamda bir "İslam devleti" tarifini bulamayacaksınızdır. Bugün Vahhabilerin üstad olarak kabul ettikleri İbn Teymiyye'den adı rasyonaliste (akılcıya) çıkmış bulunan İbn Rüşd'e kadar inceleyin, göreceksiniz ki İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) etiketli İslam devleti formülasyonu çok nevzuhur bir hadisedir.

Modern anlamdaki İslam devleti formülünün başlangıç tarihi de gariptir, bizim hilafeti ilga ettiğimiz ve halifeyi yurt dışına gönderdiğimiz tarih olan 1924'ten sonraya rastlar. İslamcılık tarihi uzmanı İsmail Kara'ya göre, İslam devleti kavramı ve teorisi, gerçekte Osmanlı Devleti'ne ve hilafetine karşı üretilmiştir. (Osmanlı Devleti versus İslam Devleti!?)

Osmanlı'da hilafet güçsüzleştikçe özellikle Mısır'da Reşid Rıza, Hasan el-Benna ve Ali Abdurrazık tarafından bir karşı devlet modeli olarak ortaya konulmuştur İslam devleti. 1965'lerden itibaren Cumhuriyet'in din alanında bıraktığı boşluk sayesinde Seyyid Kutup'ların, Hasan el-Benna'ların salgın halinde tercüme edilmesiyle belli bir çevrenin kafasında İslam devleti kavramı ortaya çıktı ve yayıldı. İsmail Kara'nın bir de çarpıcı sorusu var: "Bugün Türkiye'de İslam devleti denince, namazında niyazında bir insanın veya insanların işbaşına gelmesini, bakanlık koltuğuna oturmasını anlayan kişilerin kafasını büyük ölçüde bu temayüller müşevveş hale getirmedi mi?"

Gerek Tayyip Erdoğan, gerekse Bülent Arınç ve benzerlerinin bugün ulaştıkları noktanın o bir zamanlar "ecmain" diye küçümsenen insanların zaten bulundukları nokta olması yeterince garip gelmiyor mu size de?

"İslam devleti" bir kurgu mu?

"Modern bir temayül olarak İslam devleti, bütün modern temayüller gibi coğrafyaları, yerel tarihi tecrübeleri ve farklı siyasi kültürleri hesaba katmadan, bunları önemsemeden kurgulanmış bir karakter arz etmektedir ki bu özelliğiyle Batılılaşma ve modernleşme hadisesinin çok üst düzeyde tezahür ettiği alanlardan birini oluşturmaktadır. Parlak; fakat ne olduğu tam belli değil; kuşatıcı bir proje gibi gözüküyor; fakat uygulanabilirlik kabiliyeti hayli belirsiz."

İsmail Kara, Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye, İstanbul 1998, Kitabevi Yayınları, s. 177.



''HERGÜN TÜRK OLDUĞUNUZ İÇİN MÜSLÜMAN DOĞDUĞUNUZ İÇİN
TÜRKİYEDE YAŞADIĞINIZ İÇİN ŞÜKÜRLER OLSUN DİYİN YARADANA''

                 mccsonsuzluk@hotmail.com

Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.


Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.  Kayit Olmadan Linki Göremezsiniz. Lütfen Linki Görebilmek Için Kayit Olun.

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



« Daha Eski | Daha Yeni »


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Mustafa Armağan MCsonsuzluk 0 6 10-21-2007 01:54 PM
Son Mesaj: MCsonsuzluk
  Mustafa Ünal MCsonsuzluk 0 13 10-21-2007 01:50 PM
Son Mesaj: MCsonsuzluk
  MUSTAFA ÜNAL The PEst. 0 10 09-23-2007 09:14 PM
Son Mesaj: The PEst.

Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net

Yeni Sayfa 1
Uyarı!!! Frmİz isminden de anlaşılacağı üzere bir forum sitesidir ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. Frmİz yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir, tüm sorumluluk mesajı yazan kişilere aittir. Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber corleon@forumiz.net adresine bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır.. For English: Please let us know any illegal activity to corleon@forumiz.net