Son dört Fenerbahçe-Galatarasay derbisinin üçünü yöneten Fırat Aydınus maça konsantre olmaktan taraftarın ne dediğini duymuyormuş
Fırat Aydınus
Habere yorum yaz
Arkadaşına gönder
Sitene ekle
Sayfayı yazdır
DERBİ maçlarının hakemi Fırat Aydınus beş yıldır Süper Lig’te maç yönetiyor. Üç yıl önceki ilk derbi maçı sonrasında babası yapılan eleştirilere dayanamayıp, beyin kanaması geçirmiş. Geçenlerde alışveriş yaparken, yeni doğum yapmış eşine ve kendisine ağza alınmayacak hareketler edilince tartışma karakolda sonlanmış.
Maç sırasında çok tepki alıyor ancak o kadar stresli bir ortamda gülümseyerek kart çıkarıyor. Kendisine edilen küfürlere kulakları kapalı. Aydınus “Taraftarlı maç herkesi motive ediyor ama hakem olarak o kadar konsantre oluyorsunuz ki, taraftarı duymuyorsunuz. Eve gelip, TV’yi seyredince “A ne zaman söylemişler böyle” dediğini söylüyor.
Sezen Aksu stada gelirse dağılırım
Beş yıldır Süper Lig’de maç yöneten, derbi maçlarının hakemi Fırat Aydınus “Maçta hakem olarak o kadar konsantre oluyorsunuz ki, taraftarı duymuyorsunuz. Sezen Aksu gelirse dağılırım” diyor
Süperlig’in şampiyonu dün akşam belli oldu. Ancak bu lig, şampiyon takım kadar bir hakemin adını da zirveye taşıdı: Fırat Aydınus.
Cibali Tekel Fabrikası’ndan emekli işçi babası sayesinde hakem olan Aydınus, beş yıldır Süper Lig’de maç yönetiyor. Çoğuna göre, tarafsızlığı ve uzlaşmacı tavrı nedeniyle “yılın hakemi” olacak nitelikte. Yaşına göre, hatırı sayılır bir çıkış yaptı. Ama bu başarının bir de bedeli var:
Üç yıl önceki ilk derbi maçı sonrasında babası yapılan eleştirilere dayanamayıp, beyin kanaması geçirmiş. Maçlarda 50 bin kişi bir ağızdan annesine küfür ediyor. Geçenlerde alışveriş yaparken, yeni doğum yapmış eşine ve kendisine ağza alınmayacak hareketler edilince tartışma karakolda sonlanmış. Birkaç gün önce bebeğinin de olduğu otomobilinde kaza geçirip aşağı indiğinde, ilk duyduğu belediye otobüsünden kendisine bağıran taraftar olmuş: “Hocaaa yaktın bizi”...
Bunca zahmete, hakarete, baskıya değer mi soruyor insan. Yanıt çok net: “Her başarının bir bedeli vardır. Türk futbolu olarak elbet daha iyiye gideceğiz”...
Aslında jeofizik mühendisiymişsiniz... Hakem olmaya nasıl karar verdiniz?
Üniversite sınavına girerken İstanbul’da olmak ve mühendislik okumayı istiyordum. Son tercihimi kazandım. Oysa çocukkken kendimi hep bir öğretmen olarak hayal ederdim.
Futbol merakı nasıl başladı?
12 yaşında mahalle aralarında. Fatihliyiz, ben de yakın diye Davutpaşa Kulübü’nde miniklerde başladım, 20 yaşına kadar sağ bek, orta saha ve forvet ile devam ettim.
Nasıl bir futbolcuydunuz?
Hırslı ve deli doluydum. Kavgacı değil ama oyunun gerektirdiği bir enerji vardı.
Hakemin üzerine yürüyüp, “Hocam bu da yapılır mı” demişliğiniz var mı?
Ağabeyim, benim oynadığım bir maçın hakemiydi, bana bir kart gösterdi, sonrasında tatsız bir hatıramız var. Ama sonuçta birlikte otobüse binip, eve döndük.
Niye oynamayı bırakıp, maçı yönetmeye karar verdiniz?
Çok enterasan bir hikâye bu. Sekiz yıllık futbol hayatım boyunca babam hep futbolun eğitimi ikinci planda bıraktığını dikte etti. Kulüpten almak için, maçlara gitmemem için ısrar etti. 20 yaşıma kadar idare ettik. Üniversiteye başlayınca, futbolu bıraktım, babam da hakemlik kursunu duymuş, benim adıma dilekçe vermiş.
Futbol içinizde uhde midir?
Daha ziyade, bir yerde olabilir miydim diye merak ediyorum. Ama “vah vah” noktasında değilim.
Maç yönetirken içinizden “Versene pas”, “Vur, gol olsun” gibi yorumlar yapıyor musunuz?
Yönetirken asla. O sırada bambaşka bir konsantrasyonum var. Ama izlerken çok yapıyorum. Ben sadece hakem değilim, aynı zamanda futbol severim.
Son dört Fenerbahçe-Galatarasay derbisinin üçünü siz yönettiniz. Kalan birinde de kartlar havada uçuştu, bir sürü tartışma çıktı. Niye siz özellikle derbiler için tercih ediliyorsunuz?
Bunun değerlendirmesini de ben yapamam. Beni bu göreve atayanlara sormak lazım.
Siz hiç mi düşünmediniz üzerinde?
Hakemler kendilerini bilir. Hazırlıklarıyla, performanslarıyla... Şaşırma ya da üzülme olmaz, sadece hazırım duygusu hakimdir psikolojimde.
Yönettiğiniz maçları izliyor musunuz sonrasında?
Özeleştiri yapabilmeniz için maçlarınızı izlemeniz lazım, hatalarınızı da. Kendinizi geliştirebilmek için dünyadaki hakemleri de sürekli izlemeniz gerekli.
Son üç derbi içinde yanlış düdüğü hangi pozisyona çalmıştınız?
“Tüh” dediğim bir durum olmadı. Futbol hatalar oyunudur. Futbolu güzelleştiren, golü attıran hatadır. Bu hataları, bu işi ifa edenler yapar; futbolcusu, teknik adamı ve hakemi de... Bu hatalar neticesinde futbol güzelleşiyor. Elbet verdiğiniz onca karar içerisinde hatalı olduğunuz durumlar olacaktır. Ama neden bu hatayı yaptım, açım mı, yardımcılarımla iletişim mi neden oldu, bunu görebildim mi, önemli olan bu.
İlk derbi maçımdan sonra babam beyin kanaması geçirdi
Maç sırasında çok tepki alıyorsunuz, yeri geliyor 50 bin kişi size bir ağızdan küfür ediyor. Bu sizin psikolojisinizi nasıl etkiliyor?
Taraftarlı maç herkesi motive ediyor ama hakem olarak o kadar konsantre oluyorsunuz ki, taraftarı duymuyorsunuz. Eve gelip, TV’yi seyredince “A ne zaman söylemişler böyle” diye şaşırdığım oluyor.
Küfürcü taraftar, kendini paralamasın yani...
Bakın bir gün maçtan sonra annemlerde buluştuk. Annem maçı seyretmemiş, sadece “Bugün kulaklarım çok çınladı, hayırdır” dedi. Abim de “Oooo, sana koca stad durmadan küfretti” dedi. (Gözleri doluyor) Sonrasında çok kötü oldum. Benim değerlerim çok farklıdır. Bana o küfür eden taraftarın annesine bir gün öncesinde belediye otobüsünde yer vermiş, alışveriş merkezinde poşetlerini taşımış, kapısını açmış olabilirim. Ailemle ilgili sözler beni çok üzüyor.
Babanızla ilgili de tatsız bir anınız var...
İlk derbim üç yıl önce Fenerbahçe-Beşiktaş maçıydı. Ertesi gün babamın zamanında tuttuğu bir takımla ilgili bir yazı çıktı. Olay öyle büyüdü, babam öyle üzüldü ki, beyin kanaması geçirdi. Şimdi çok iyi ama.
ARTI EKSİ
Sizi hakem yapan özelliğiniz hangisi?
Bunu bu işin erbapları değerlendirsin.
Çok mu mütevazısınız siz?
Estağfurullah.
Maça nasıl hazırlanıyorsunuz?
Bazen derbi için ciddi kampa girerim, bazen evden çıkıp, bazen arkadaşlarla buluştuktan sonra sahaya giderim.
Batıl inancınız var mı?
Maçlardan iki saat önce telefonumuzu kapatmak zorundayız. Kapatmadan önce mutlaka annemi ve eşimi, maçtan çıktıktan sonra da mutlaka babamı ararım. Bir de maça dua etmeden çıkmam.
Maçta ne olursa, dağılırsınız?
Sezen Aksu stada gelirse...
Anlaşıldı. İlk derbiye getireceğiz zorla.
Sakın, sakın. Elim ayağım boşalır.
Kadınlar size hayranmış, maça sizi izlemek için geliyorlarmış?
Bilmiyorum. Duymadım. Görmedim.
Kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?
Bunu eşime sormanız lazım.
Tek tek kişilere göre tavır belirleyemem
Diyelim bir futbolcuya kart gösterdiniz ama hata yaptınız. O hatayı deftere yazar, bir sonraki karşılaşmanızda telafi eder misiniz?
İşte onu yaparsam en büyük hatayı yapmış olurum. O futbolcunun aleyhine de olabilir bu durum. Pozisyon yaşandığı an unutulup, maça devam edilmesi gerekir. Muhakemesi orada biter.
Futbolcularla bir duygusal bağ, arkadaşlık oluşmaz mı zamanla aranızda?
Neden kurulsun öyle bir bağ? Platonik olur böyle bir şey. Zaten deklare ederseniz yanlış olur. Bunu futbolcunun bile anlamaması gerekir.
Nasıl oluyor da sizin kararlarınız sonrasında futbolcular üzerinize doğru koşmuyor? Ve siz nasıl oluyor o kadar stresli bir ortamda gülümseyerek kart çıkıyorsunuz?
Belli teknik konuları öğrenebilirsiniz ama tavır öğrenemezsiniz. Bu hakemin kabiliyetidir. Ben nasıl kart göstermem gerektiğini hiç düşünmedim. Sonuçta siz o sahayı yönetiyorsunuz, etki-tepki mekanizması çok etkilidir sahalarda. Bağırdığınız bir kişinin size uzlaşmacı davranmasını bekleyemezsiniz. Suratım asık olsa daha iyi mi olur?
Ama sizin gülümsemeniz bazı futbolcuları çileden çıkarıyor olabilir?
Ben tek tek kişilere göre tavır belirleyemem. Genel durumum bu.
Özel hayatınızda da böyle misiniz, yoksa bu gördüğümüz sizin sahadaki yüzünüz mü?
Bir psikolog arkadaşım, stres durumunda ortaya çıkanın gerçek kişilik olduğunu söylemişti. Benim de gerçek yüzüm odur.