İslamcı basında Vakko kırılması
İşadamı Vitali Hakko'nun ölümünü 'Şapka çıkartılacak adamdı' başlığıyla duyuran İslamcı çizgideki Yeni Şafak, Vakit yazarı Karakaya'nın gazabına uğradı. Anti-semitist görüşleriyle bilinen Karakaya, yazısında Yeni Şafak'ı ağır dille eleştirirken, Yahudilere açıkça küfretti
Vakko'nun kurucusu Vitali Hakko'nun ölümü Türkiye'de büyük üzüntü yarattı. Türk basını, Hakko'nun ölümünü matem havası içinde duyururken, İslamcı muhafazakâr basında da ciddi bir kırılma yaşandı.
Şöyle ki; Fethullah Gülen cemaatine yakınlığıyla bilinen Zaman gazetesi, Hakko'nun ölüm haberini ertesi günü birinci sayfasından sürmanşette "Vakko'nun kurucusu 94 yaşında öldü" başlığıyla verdi. Hükümete en yakın gazete konumundaki Yeni Şafak ise birinci sayfasından "Şapka çıkartılacak adamdı" başlığıyla duyurdu ölüm haberini ve içeride yarım sayfadan büyük bir yer ayırdı. Üçüncü sayfadaki haber "Moda öksüz kaldı" başlığı ile verilmişti.
Vakit nasıl duyurdu?
Her iki gazete de Hakko'nun cenaze törene ilişkin haberlere ilgisiz kalmadılar. Örneğin Yeni Şafak, yine birinci sayfada sürmanşetinde "Beyaz Çiçeklerle Uğurlandı" başlığını attı. Köktendinci çizgideki Vakit ise, "Şapkalardan Zengin Olan Hakko Öldü" başlığıyla duyurdu Hakko'nun ölümünü.
Necmettin Erbakan çizgisindeki SP'nin yayın organı Milli Gazete ise yedinci sayfasında "Yahudi İşadamı Vitali Hakko Öldü / Atatürk Devrimleriyle Zengin Olmuştu" başlığıyla duyurdu. Zaman ve Yeni Şafak Hakko'nun Yahudiliğine herhangi bir atıf yapmazken, Milli Gazete ve Vakit Yahudiliğini özellikle vurguluyorlardı. İş bununla kalmadı. Vakit yazarı Hasan Karakaya ise aynı gün kaleme aldığı yazıda, Atatürk'ün şapka devrimi ile ilişkilendirdiği Hakko'ya ağır bir saldırı yöneltti, hatta bu saldırısını Vakko'nun eşarplarından "kan damladığını" yazacak kadar ileri götürdü.
İlginç olan, Vakit yazarının bu eleştiriyle yetinmeyip ertesi günü (14 Aralık Cuma) "Bazı Müslümanlar"a saldırmasıydı.
Karakaya'nın bu yazıda Yahudilere açıkça küfrederken, muhafazakâr kesimdeki bazı gazetelere de Yahudilerle işbirliği yaptıkları için çattığı açık. Çünkü, Karakaya adını vermese de Yeni Şafak'ın manşetine açıkça atıf yaparak, eleştirinin adresini belli ediyordu. İlginç olan bu eleştirilere maruz kalan bu gazetelerin, özellikle Yeni Şafak'ın düne kadar sessiz kalmayı tercih etmeleriydi.
Başbakanın yanında
Bu hakaretamiz ve saldırgan dili kullanan Hasan Karakaya, Başbakan Erdoğan'ın uçağının müdavimi olan gazeteciler arasında yer alıyor. Pek çok yurtdışı gezisinde Erdoğan'ın davetlisi olarak kendisine eşlik eden, hatta uçakta Başbakan'ın masada yanına oturtarak "en ziyade müsadeye mazhar yazar" muamelesi gören bir gazeteci.
Üstelik Ahmet Hakan'ın Hürriyet'te yazdığına bakılırsa, Erdoğan'ın "yüreğimi soğutuyor" diyerek hayranlık beslediği bir gazeteci... Anlaşıldığı kadarıyla, Vakit gazetesiyle olan samimiyeti son olaylardan sonra Başbakan Erdoğan'ı bazı tercihlere zorlayabilir.
Kimleri nasıl suçladı?
Karakaya'nın yazısının başlığı: "Kartel görevini yapıyor... Ya Müslüman?!?"
Yazıda özetle şöyle deniyor:
"Eğer tavır koymazsan, eğer sürekli taviz verirsen, seni adam yerine koymazlar ve sürekli ezilirsin. Evet sürekli horlanır, sürekli dışlanır ve sürekli ezilirsin.
Ama eğer at kıçındaki sinek gibi; oradan çıkan "Necaset"ten beslenme yolunu tercih edersen, bütün dünyan at kıçı ile sınırlı kalır ve bir b.k uğruna atın kuyruk darbeleri ile yaşamaya alışırsın!
Tıpkı "bazı Müslümanlar" gibi...
Önceki günkü kartel gazetelerine bakınca ne yalan söyleyeyim, "Müslümanlar" adına üzüldüm, "Müslümanlar" adına kahroldum! Nevrim döndü. Tüylerim diken diken oldu desem yalan olmaz.
Musevi işadamı Vitali Hakko'nun ölümü manşetlerden, sürmanşetlerden verilmiş. Hem de üzüntü ve övgü ifadeleri ile...
Mesela denilmiş ki şapka çıkartılacak adamdı (Yeni Şafak'ın manşeti) ... Benim derdim Vitali Hakko değil, benim derdim onun ardından kartel gazetelerinin ağıt yakması da değil. Benim derdim "Müslümanlar"la... Benim derdim bir türlü hacı olamayan, ama hacıağa olmaktan da kurtulamayan "Müslümanlar"la..."
Erdoğan ne demek istedi?
Türk siyasetçilerin uçakta yaptıkları açıklamaları sonradan geri almaları, "Öyle dememiştik, yanlış anlaşıldık" diye çark etmeleri Türk siyasetinin yerleşmiş geleneklerinden biridir. Eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller, bu konuda kuvvetli bir külliyat bırakmışlardır.
Bunun son dönemdeki çarpıcı bir örneği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün geçenlerde Pakistan'a giderken YÖK konusunda yaptığı açıklama oldu. Gül, gazetecilere YÖK'ün kendisine gönderdiği resmi bir yazıda, bir rektör adayıyla ilgili "eşi kara çarşaflıdır" diye not düştüğünü söyleyince, kıyamet koptu. YÖK böyle bir not göndermediğini açıklarken, rektör adayının da zaten bekâr olduğu ortaya çıktı.
Gül, böyle bir açıklama yaptığını inkâr edince, uçakta kendisine eşlik etmiş olan gazeteciler Gül'ün bu sözlerini bir kez daha yayımlayarak Cumhurbaşkanı'nın tekzibini geçersiz kıldılar.
Buna yakın bir durum geçen hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 7 Aralık Cuma günü Portekiz'e giderken uçakta gazetecilere eve dönüş yasasıyla ilgili söylediği sözlerle ilgili olarak sonradan 12 Aralık tarihinde U dönüşü yapmasıydı. Erdoğan'a eşlik eden gazetecilerin yazdıkları ve sonradan Erdoğan'ın açıklaması şöyle:
HÜRRİYET Gazetesi Yazarı Enis Berberoğlu: "Başbakan Erdoğan, uzun zamandır tartışılan PKK'yı dağdan indirme planını aralarında Hürriyet'in de bulunduğu az sayıda gazeteye açıkladı. Eve Dönüş Yasası'nı geliştirmekten ve yeni bir yasadan söz eden Başbakan, hazırlığın Türk Silahlı Kuvvetleri'yle birlikte yapıldığını anlattı."
ZAMAN Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı: "Portekiz yolunda gazetecilerin sorularını cevaplayan Erdoğan, terörle ilgili çalışmalarını anlattı. Kanlı teröre bulaşmamış gençlere, 'eve dönün' çağrısı yapan Erdoğan, yeni bir pişmanlık yasasının çıkartılabileceğini söyledi."
AKŞAM Gazetesi Ankara Temsilcisi İsmail Küçükkaya: "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terörle mücadele kapsamında yeni bir yasa çıkarılabileceğini ve teröristlerin dağdan inmesini hedefleyen yeni yasa için Genelkurmay'la birlikte çalışma yürüttüklerini açıkladı."
STAR Gazetesi Yazarı Şamil Tayyar: "Başbakan Erdoğan, terörle mücadelede yeni bir Eve Dönüş Projesi'ni hayata geçirmek için kanun çıkarmayı planladıklarını açıkladı. TSK ile birlikte çalıştıkları bu proje sayesinde hem dağdan inişi, hem dağa çıkışı minimize etmeyi düşündüklerini belirten Erdoğan, yeni kanun tasarısının en yüksek verimi alabilecek şekilde hazırlanacağını bildirdi"
BAŞBAKAN ERDOĞAN: "Eve dönüş yasası olarak benim uçak seyahatinde gazeteci arkadaşlarıma, bu yasaki 221, bununla ilgili çalışma yapılabilir dediğim bu yasa konusunda yapılıyor ya da çalışma sürdürülüyor gibi bazı açıklamaları gazetelerde okuyorum. Böyle bir çalışma yapılıyor diye benim bir açıklamam yok. Sadece 221 ile ilgili eve dönüş yasası ile alakalı olarak bu madde üzerinde bazı çalışmalar yapılabilir dedim. Eve dönüş yasası kalkmamıştır, şu anda var yürürlükte. Ama bunun üzerinde onu daha esnetebiliriz, daha farklı hale getirebiliriz. Bu çalışmalar yapılabilir."
Gazeteciler mi haklı, yoksa başbakan mı? Gelin çıkın içinden... Galiba Erdoğan'ın sözlerini anlamak için özel bir "dekoder" gerekiyor...