O gün, mü’min erkekler ile mü’min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. “Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir.” İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: “(Ne olur) Bize bir bakın, sizin nurunuzdan birazcık alıp-yararlanalım.” Onlara: “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir nur arayıp-bulmaya çalışın” denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azab vardır. (Hadid Suresi, 12-13)
O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır; Güler ve sevinç içindedir. (Abese Suresi, 38-39)
Ey iman edenler, Allah’a kesin (nasuh) bir tevbe ile tevbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve altından ırmaklar akan cennetlere sokar. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar. Derler ki: “Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin.” (Tahrim Suresi, 8 )
KIYAMET GÜNÜ ALLAH'IN İZNİ OLMADAN KİMSE SÖZ SÖYLEYEMEZ
(Kıyametin) Geleceği günde, O’nun izni olmaksızın, hiç kimse söz söyleyemez. Artık onlardan kimi ‘bedbaht ve mutsuz’, (kimi de) mutlu ve bahtiyardır. (Hud Suresi, 105)
O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hırıltıdan başka bir şey işitemezsin. (Taha Suresi, 108 )
ALLAH’IN İZNİ OLMADAN KİMSE KİMSEYE BİR YARAR SAĞLAYAMAZ
O gün, Rahman (olan Allah)’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz. (Taha Suresi, 109)
(Böyle bir günde) Hiç bir yakın dost bir yakın dostu sormaz. (Mearic Suresi, 10)
Kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar; Annesinden ve babasından, (Abese Suresi, 34-35)
O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır. (Abese Suresi, 37)
“Siz, O’nun dışında dilediklerinize ibadet edin.” De ki: “Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir.”
(Zümer Suresi, 15)
KIYAMET GÜNÜ SORGULANIRLAR VE ALLAH’A EŞ KOŞTUKLARI ORTAKLARINDAN AYRILIRLAR
“Ve onları durdurup-tutuklayın, çünkü sorguya çekileceklerdir.” (Saffat Suresi, 24)
Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: “Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınızş” (Bundan) Sonra onların: “Rabbimiz olan Allah’a and olsun ki, biz müşriklerden değildik” demelerinden başka bir fitneleri olmadı (kalmadı.) Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup-uzaklaştı. (En’am Suresi, 22-24)
Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: Allah “Bu, gerçek değil miş” dedi. Onlar: “Evet, Rabbimiz hakkı için” dediler.Allah “Öyleyse inkâr edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın” dedi.
(En’am Suresi, 30)
(Kafirlere) “Benim ortaklarım sandığınız şeyleri çağırın” diyeceği gün; işte onları çağırmışlardır, ama onlar, kendilerine cevap vermemişlerdir. Biz onların aralarında bir uçurum koyduk. (Kehf Suresi, 52)
Kıyamet-saatinin kopacağı gün, suçlu-günahkarlar umutsuzca yıkılırlar. (Allah’a eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur; onlar, ortaklarını inkar ediyorlar. (Rum Suresi, 12-13)
O gün, onların tümünü bir arada toplayacağız, sonra şirk katanlara: “Yerinizden ayrılmayınız; siz de, şirk koştuklarınız da” diyeceğiz. Artık onların arasını açmışızdır. şirk koştukları derler ki: “Siz bize ibadet ediyor değildiniz.” “Bizim ile sizin aranızda şahid olarak Allah yeter. Gerçekten biz, sizin ibadetinizden habersizdik.” İşte orada, her nefis önceden yaptıklarıyla imtihana çekilmiş olacak ve onlar asıl-gerçek mevlaları olan Allah’a döndürülecekler. Yalan yere uydurdukları da, kendilerinden kaybolup uzaklaşacaklar.
(Yunus Suresi, 28-30)
O şirk koşanlar, şirk koştuklarını gördükleri zaman: “Rabbimiz, seni bırakıp bizim taptığımız ortaklarımız bunlardır” diyecekler. Onlar da bunlara “Siz gerçekten yalan söyleyenlersiniz” diye sözü (geri çevirip) fırlatacaklar. O gün (artık) Allah’a teslim olmuşlardır ve uydurdukları (yalancı ilahlar) da onlardan çekilip-uzaklaşmıştır. (Nahl Suresi, 86-87)
Ve onlara: “Tapmakta olduklarınız neredeş” denilir; “Allah’ın dışında olan (ilah)lar; size yardımları dokunuyor mu, veya kendilerine yardımları oluyor muş (Şuara Suresi, 92-93)
O gün Allah (c.c) onlara seslenerek: “Bana ortak olarak öne sürdükleriniz nerede” der.
Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: “Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi. Denir ki: “Ortaklarınızı çağırın.” Böylelikle çağırırlar, ama kendilerine cevap vermezler ve azabı görürler. Hidayet bulmuş olsalardı ne olurdu. O gün Allah (c.c) onlara seslenerek: “Gönderilen (elçilere) ne cevab verdiniz” der. (Kasas Suresi, 62-65)
O gün (Allah) onlara seslenerek: “Bana ortak olarak öne sürdükleriniz nerede” der. (Kasas Suresi, 74)
Ve onların hepsi, kıyamet günü O’na, ‘yapayalnız, tek başlarına’ geleceklerdir.
(Meryem Suresi, 95)
Ve resuller de (şahitlik için) belli bir vakitte getirildiği zaman (Bu,) Hangi gün için ertelenmiştir (Mü’mini müşrikten, haklıyı haksızdan) Ayırma günü için.
(Mürselat Suresi, 11-13)