Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
KARANLIK ODA
02-27-2008 02:14 AM
**__genco__**
Forumiz Üyesi
*
Kayıtlı Üye

Üye No: 764
Mesajlar: 629
Karma Puanı: 630
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #1
KARANLIK ODA

Hayatından çalınan her dakika için ailesine lanet ediyordu. Oturduğu karanlık sokağın sonundaki evinin merdivenlerinde sıcak rüzgarın tadını çıkarıyordu. Bir yandan da ailesi aklına gedikçe elindeki çekirdekleri daha hızlı çıtlatmaya başladı. Gelen ayak seslerini duyuncaya kadar da kafasını çekirdeklerinden kaldırmadı. Sema o gece evden kaçtığı için bu kadar pişman olacağını bilmiyordu. Büyük şehre kaçarken bir çok arkadaşı onu birçok şey için uyarmıştı. Birazdan başına gelecekler için onu kimse uyaramazdı.
Sema gözlerini açmaya çalıştı. Yavaşça gözlerini araladığında etrafında bir değişiklik olmadığını gördü.Hala her yer karanlıktı. Sonra kafasında bir şimşek çaktı. Ağrı o kadar ani gelmişti ki kendinden geçer gibi oldu. Sonra kollarını kıpırdatmak istediğinde başaramadığını gördü. Ayakları da aynı şekilde hareketsizdi. Bir sandalyeye bağlı, oturuyor ve kıpırdayamıyordu. Kafasında ki bulutlar dağılamaya başlamıştı. Artık düşünebiliyordu ve panik dalgası onu etkisi almaya başladı. Çırpındı, bağırmaya başladı. Ağlamaktan ve bağırmaktan sesi kısılmaya başladığı zaman; sesini kimsesin duymadığını fark etti. Durup karanlığın içinde dinlemeye başladı. Havada garip bir ağırlık fark etti sonra, ardından da kendi üstüne bir ağırlık çöktü. Sema bilincini kaybederken içerde geçirdiği ilk 12 saatin sonuna geliyordu.
Sema tekrar gözlerini açtığında bu sefer etrafı biraz görebildiğini fark etti. İyice ayılmaya ve vücudunu hissetmeye başladığında ayaklarının çözülmüş olduğunu gördü. Bilekleri zonklama başlamıştı;belikli çözüleli fazla olmamıştı. Panik yapmamaya karar verdi.” Buradan çıkmanın bir yolunu bulmalısın kızım” dedi kendi kendine. Ne kadar zamandır o sandalyede olduğunu bilmiyordu. Hiç kalkmamıştı, tutmayı denese de en sonunda tuvaletini oturduğu yere yapmak zorunda kalmıştı. Hatta hatırladığı kadarıyla uyanıkken su içmemiş ve yemekte yememişti ama ne açlık nede susuzluk hissediyordu Etrafına baktı. Sağı ve solundaki duvar arası mesafe yaklaşık üç metre olmalıydı. Bu hafif ışığı nerden geldiğini çözmek için tavana baktı ama ışık oradan gelmiyordu. Sanki duvarların arasından sızıyor gibiydi. Ayaklarını kullanmaya karar verdi. Kolları hala sandalyeye bağlıyken ayaklarıyla, doğrulup duvara doğru yavaşça yürüdü. Her yeri o kadar ağrıyordu ki her bir adımında durmak zorunda kalıyordu. Ağrılara ve küçücük kapısız ve camsız bir odada olduğunu anlaması tekrardan ağlamaya başlamasına neden oluyordu. Bir yandan da kendine bağırıyordu. “Salak kız kim sana kaç dedi evden ha nerden geldin ki bu kahrolası şehre bok vardı di mi tutturdun manken olacağım diye şimdi buradasın” diye söyleniyor kelimeleri hıçkırıklarıyla bölünüyordu. Çığlık atmaya başladı, korkuyordu, hatta korkudan ölebilirdi. “Kimse yok mu ne olur biri cevap versin ben size ne yaptım.” Sesi yine odanın dışına ulaşamamış gibiydi. Sema odaya gireli 36 saat oluyordu. Bu sırada dışarıda Sema’nın dokunarak bulamadığı duvardaki camın arkasında bir adam silueti onu izliyordu.Bu adam Her gün 12 saat dolunca havalandırmadan verdiği gazla Sema’yı uyutuyor ve onu serumla besliyordu
Sema üçüncü defa aynı odada gözlerini açtı. Bu sefer oda nerdeyse tamamen aydınlanmıştı. Yosunlaşmış taş duvarları ve üstündeki lekeleri seçebiliyordu. Hala sandalyede oturuyordu. Artık elerlide çözülmüştü. Baygınken sandalyeden kaymaması için sadece belinden bağlanmıştı. Kafasını eğip yere baktığında bacaklarının arasındaki bıçağı gördü. Hemen onu alıp belindeki ipi keserek kendini kurtardı.. Tam karşınındaki siyah camı gördü sonra camın arkasını görülmüyordu. Gözleri doldu,ağlayarak camı yumruklamaya başladı. “Kimsiniz bende ne istiyorsunuz?” diyordu. Daha fazla dayanamayıp yumrukladığı camın önünde kayarak yere diz çöktü ağlıyordu. Sema evden ayrıldığına, mankenlik için feda ettiği her dakikasına şu an lanet ediyordu. Duvarların arkasında bir ses geldi. Mikrofonun açılma sesi ardından tiz bir ses çıktı. Sema kafasını kaldırıp sesin nerden geldiğini çözmeye çalıştı. Ses odanın her yerinden geliyordu. Gür bir erkek sesi, fazla ekoyla konuşmaya başladı. “Hayatında ki zamanın içerisinde sadece 48 saatini çaldım benden nefret edebilirsin aynı ailenden nefret ettiğin gibi ama kendinden de nefret edebilirsin çalınan o dakikaları telafi etmek yerine isteyerek mahvettiğin için. Ama şunu bil ailen şu an sesin podyuma çıkabilmek için menajerinle yattığı, ev tutabilmek için tefecilerden aldığın parayı, gittiğin partilerde çektiğin kokainleri biliyor. Artık pişmansın ve geri dönme şansında yok ilk defa ailen kaybettikleri kızlarına üzülmüyor ve sende ilk defa yalnızlığı gerçek anlamda hissediyorsun güzelim.”
Adam susmuştu. Sema hıçkırarak çığlık atmaya başladı. Mikrofon kapandı. Işıklar bir anda söndü sadece Sema’nın çaresiz hıçkırıkları yankılandı karanlık odada.

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

www.sitemerkezi.net

iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması | Aşk Şiirleri | Kadın hastalıkları | Grup Hepsi | Favori Forum | FarKVaR | Kahramanmaraş | Ogrish Korku | zeytinburnu | DJ Sound | Tolga Yalçın | Emlak ilan | 7den77ye.net

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net