Yavru köpekler aşılama öncesinde iç (kılkurtları, kancalıkurtlar, tenyalar) ve diş ( bit, pire, kene, uyuz) parazitlerden arındırılmış olmadır. Bu amaçla sütten kesme döneminde bir Veteriner hekim kontrolünde iç ve diş parazitlere karşı ilaçlamalar yapılmalıdır. Bu uygulamalar tenyalar için en az bir hafta ara ile iki kez, kılkurtları için 15-21 günlük aralıklarla en az üç kez tekrarlanmalıdır. Kontroller üçer aylık aralıklarla sürmelidir.
Damızlık köpeklerin çiftleşme döneminden önce parazitlerden arındırılmış olmalıdır. Zira yavrular parazitleri ve hastalıkları gebelik sırasında ve sonrasında süt yoluyla alabilirler. Çiftleşme dönemi (sonbahar ve ilkbahar ayları) geldiğinde damızlık köpeklerin aşı ve parazitlerle ilgili sorunları olmamalıdır. Büyük köpekler için ilk paraziter uygulamalar yavru köpekler de olduğu gibi tekrar üçer aylık aralıklarla yapılır.
Köpekte görülen dış parazitler pire,bit, kene, uyuzdur.Pire herkesin tanıdığı bir parazittir. Bunlar sıçrayan, sürekli yer değiştiren ve köpeğin kanını emmekle kalmayıp hastalık bulaşmasına sebep olan parazitlerdir. Köpek piresi Pulex serraticeps adını taşır ve insanda köpekteki kadar barınamaz. Her pire 500 kadar yumurta bırakabilir ve aylarca beslenmeden yaşayabilir. Pireye karşı veteriner hekimin tavsiye ettiği ilaçlar kullanılabilir. Veya köpeğin boynuna takılabilen, pireye karşı geçici bir süre koruma sağlayan tasmalar kullanılabilir. Pireyle mücadele komple olmalıdır. Sadece köpek üzerinde pire mücadelesi yapmak yeterli değildir. Pireye ve larvalarına karşı toz veya sıvı ilaçlar, köpeğin bulunduğu her yere uygulanmalıdır.
Bit pireye nazaran daha az görülür. Daha çok, çok pis, bakımsız yerlerde barındırılan köpeklerde rastlanır. Pire mücadelesinde olduğu gibi mücadele edilmelidir.
Kene, Kangal köpeklerinde koyunlarla birlikte yaşadıkları için yaygın olarak görünür. Kene gözle görülebilir küçük bir karpuz çekirdeği şeklindedir. Köpeğin kanını emer. Kene sabit durduğu için köpeğin üzerinden temizlenmesi kolaydır. Bunun için üzerine benzin veya yoğun tuzlu su damlatılan kene, cımbız yardımıyla temizlenebilir. Kenenin parçalanmamasına dikkat edilmelidir. Keneye karşı ilaçlarla banyo yaptırılarak da mücadele yapılabilir. Banyo hem köpeğin üzerindeki keneleri yok ettiği gibi, geçici bir süre içinde keneleri köpeğe yaklaştırmaz.
Son zamanlarda iç ve dış parazitlere karşı etkili, değişik kullanım kolaylığında ilaçlar piyasada mevcuttur. Veteriner hekimin köpeğiniz için uygun göreceği ilaçları kullanmanızda fayda vardır.
Köpeklerdeki dış parazitlerin en kötüsü uyuzdur. Deri, kabarcıklar halinde kırmızı döküntülerle kaplanır. Kaşıntıyla karakterize, deri üzerinde kepeklenme, kabuklanma, kıl dökülmesi ve sonrada deride kıvrımların meydana geldiği ve kaşınma neticesinde deride sıyrıklar meydana gelir. Uyuza karşı antiparaziter ilaçlar kullanılmalıdır.
Bir köpeğin hayatında çeşitli tehlikeler vardır. Bunlardan biri zehirlenmedir. Zehirlenme ; sindirim, dolaşım ve sinir sistemlerinde büyük tahribata yol açar. Fare zehrinin yanı sıra, aşırı dozda ilaçlar, bozuk yiyecekler ve temizlikte kullanılan maddelerde zehirlemeye neden olabilir.Bu listeye kasıtlı olarak verilen zehirleri de ekleyebiliriz. Köpek toksik bir madde aldıktan sonra kusma eğilimi gösterir. Kendiliğinden kusmazsa köpek sahibi 2-3 çay kaşığı tuzu hayvanın dilinin gerisine yerleştirerek yada bir bardak suya 3-4 çorba kaşığı kömür tozu katıp, zorla hayvanın boğazından akıtarak kusmasını sağlamalıdır. Bu uygulamadan hemen sonra bir Veteriner hekime gidilmelidir.
İlk Yardım : Her şeyden önce acil durumlarda lazım olacak çeşitli malzemelerin bulunduğu bir ilk yardım çantasının veya ecza dolabının evde bulundurulması gereklidir. Bu kutuda 5cc ‘lik steril plastik enjektör, alkol, dezenfektan, antibiyotikli yara tozu, absorbant ve tampon, pamuk, sargı bezi, bir makas, cımbız, köpeğin kulak içleri temizlemek için pamuklu çubuk, turnike uygulamaya yarayacak sıkı sargı ve bir de termometre bulundurulmalıdır.
Yüzeyde yada derin yaralanmalarda, hafif yırtılmalarda daima yaranın etrafındaki tüyler kesilmeli, yara akar suyla yıkanmalı, dezenfekte edilmeli ve sarılmalıdır.Yara büyük ise bir Veteriner hekim tarafından dikilmelidir.Ağır kan kaybı durumlarında yaranın üzerine turnike uygulanarak, kanı durdurmak gerekir. Yaralı köpek başına gelen olay sebebiyle korkmuş, ürkmüş ve ısırma eğiliminde olabilir. Bu durumlarda köpeğin sahibi, hayvanın ağzına ağızlık takmalı veya uygun bir bezle ağzını bağlamalıdır. Yaralı köpek mümkün mertebe az hareket ettirilmeli ve bir şey yedirilip içirilmemelidir. Vakit kaybetmeden yaralı köpeği Veteriner hekime teşekkürlerürmelisiniz.
İnsan yaşına göre köpeğin kaç yaşında olduğunu bulmak için; köpeğin yaşını 7 ile çarpmak doğru bir sonuç vermez. Her şeyden önce bir yaşına gelmiş dişi yavru köpek, yavrulayacak kadar olgunlaşmıştır. Oysa yedi yaşında bir çocuk çok küçüktür. Aşağıdaki tablo insan yaşı ile köpek yaşı arasındaki ilişkiyi daha uygun göstermektedir. Köpeğin insana göre yaşını bulmak için, tabloda verilen katsayı köpeğin yaşıyla çarpılır. Böylesine değerli bir hayat arkadaşı için bu yaşama süreci çok kısadır. Köpek üç ile beş yaşına geldiğinde tam olarak olgunlaşmıştır. Bu dönemde fiziksel enerjisi ve düzeyi zirvededir. 7 ve 8 yaşına doğru hafif çökme belirtileri gösterir. Bu yaşa gelmiş köpek rahat ve huzur arar. Daha çok uyur. Sıcak bir yer arar. Artık gençlik çağlarında olduğu kadar dirençli ve atik değildir. Yaşlanma sürecindeki köpekte sağırlık kaçınılmaz olur. Katarakt olabilir, dişleri dökülebilir. Bu durumda zorlukla çiğner. Erkekler prostat büyümesi nedeni ile işeme zorluğu çekerler. Karakter özellikleri değişebilir, daha inatçı olabilirler. Yaşlı köpeğin sağlığı gençliğinde gördüğü bakıma ve hayat tarzına önemli ölçüde bağlıdır. Gençliğinde egzersiz yapmış, temiz havadan ve güneş ışığından yararlanmış, temizliğine özen gösterilmiş, iyi beslenmiş, düzenli Veteriner hekim kontrolünden geçmiş bir köpek, yaşlılığında daha sağlıklı olur.
Köpek eğitimi, köpeğin insanla buluşup kaynaştığı günlerde başlamıştır. Köpek eğitiminin temel kaidesi insan- köpek ikilisinin psikolojik yönden anlaşmasıdır. Bu nedenle köpek eğiticisi, köpeğin anatomisini, fizyolojisini ve psikolojisini öğrenmeli ve eğitim uygulamalarını bu doğrultuda yapmalıdır.
Bütün köpekler ırk özelliklerinin gerektirdiği görevleri hiç eğitilmeden yaparlar. Örneğin bir çoban köpeği, eğitilmeden hayvanların korunmasını bilir. Av köpeği de aynı şekilde eğitilmeden, avın izini bulmakta ve çıkardığı seslerle onu izlemektedir. Yalnız ırk özelliği dışındaki görevleri yapabilmesi için köpeklerin özel bir eğitimden geçmesi gerekir.
Köpeklerden daha çok yararlanılmak amacıyla 1930 ‘lu yıllarda özel eğitim yöntemleri geliştirilmiştir. Özellikle askeri amaçla (bekçi, devriye, keşif ve benzeri gibi) hizmetlerde eğitilen köpekler Almanlar ve Ruslar tarafından birinci ve ikinci dünya savaşında kullanılmıştır. Amerika’da da 1942 yılında bu amaçla köpek eğitimi okulu açılmıştır.
Bugün bütün medeni ülkelerde askeri ve polisiye ve diğer amaçlarla köpek eğitim okulları mevcuttur.
Türklerde köpek eğitimi av köpeğinin eğitilmesiyle başlamıştır. Bunun dışında koyun sürülerini korumak amacıyla köpek eğittikleri bilinmektedir.
Eğitimde insan ve köpek ilişkisinin rolü : İnsan ve hayvanın gerek eğitim gerekse sportif faaliyetlerdeki çalışmalardaki başarıları birbirleri ile kurdukları ruhsal ilişkiye bağlıdır. Köpek eğiticisinin herhangi bir köpeği eğitebilmesi için, çok iyi bir psikolojik yapıya sahip olması gerekir. Kendisi ile köpeğin en iyi şekilde nasıl uyum sağlayacağını anlamalı ve bu nokta üzerinde önemle durmalıdır. Köpekte de bazı özellikler bulunmalıdır. Örneğin, bir köpek bedenen ve psikolojik yönden sağlıklı olmalı ve normal bir zeka, dikkat ve cesarete sahip olmalıdır.
Eğitimde kalıtımın rolü : Her köpek ırk özelliklerini yavrularına kalıtsal olarak verir. Bir yavru köpek gelişme çağını tamamladıktan kısa bir süre sonra ana ve babadan gördüğü tüm hareketleri taklit eder.
Köpeğin özel yeteneklerinin rolü : Köpeklerin koku alma duyuları hiçbir canlı ile kıyas edemeyecek kadar gelişmiştir. Eğitimde köpeğin bu özelliğinin rolü büyüktür. Çünkü köpekler kokusunu aldığı bir canlıyı asla unutmazlar.
Her canlı kendine has bir vücut kokusu çıkarır ve bu koku parmak izi gibi her canlıda ayrı özellikler gösterir. Örneğin, hiçbir insanın kokusu diğer insanlarla en ufak bir benzerlik göstermez.
Koku alma duyusu çok gelişmiş olan köpek, herhangi bir yere saklanmış bir kişiye, ona ait bir eşyayı koklattıktan sonra geçtiği yerleri izleyerek onu ortaya çıkarır. Kangal köpeğinde koku alma duyusu çok iyi gelişmiştir. Bu sayede sürüye yaklaşan kurt veya başka bir zararlının (hırsız vs) kokusunu daha uzaktayken müdahale ederek sürüyü korur.
Eğitimde Eğitici Personelin Rolü : Köpek eğitimini yapacak kişinin en başta hayvanları sevmesi, sabırlı ve köpeklerden korkmayan, otoritesini hayvana kabul ettirebilecek birinin olması gereklidir. Eğitici köpeği sevmelidir. Köpeğin hareketlerinden, jestlerinden, bakışlarından veya ses tonundan ne istediğini anlamalı ve davranışlarını ona göre ayarlamalıdır. Köpek eğiticisi ani ve kesin kararlıdır. Bir emrin uygulanmasında nerede, ne zaman ve nasıl karar vereceğini mutlaka bilmelidir. Köpek eğiticisi korkak, çekingen ve tehlike karşısında görevi terk eden bir yapıda olmamalıdır. Aksine cesur, kararlı ve kendisi kadar köpeği de düşünen ve koruyan bir karaktere sahip olmalıdır.
Eğitici, karşısındaki canlının kendi düzeyinde bir beyin ve anlayış gücü olmadığını bilmeli ve onu eğitirken bir konuyu bir çok defa tekrarlamak zorunda kalacağını unutmamalıdır. Bu durumda asla sinirlenmemeli ve köpeğe kötü davranışlarda bulunmamalıdır. Köpek eğiticisi son derece sabırlı ve yüksek tahammül gücüne sahip olmalıdır.
Köpeğe komut verirken bununla ondan ne istendiğini anlayabileceği şekilde açıklanmalıdır. Köpek ile insan arasında bir iletişim eksikliği bulunmaktadır. Konuştuğumuz dil köpek için geçersizdir. Bu nedenle, verilen komutun ne anlama geldiğini işaret ederek , göstererek, yaptırarak ona anlatmalıyız.
Komutlar; kısa, açık ve kesin olmalıdır. Daima klişeleşmiş biçim ve tonda verilmelidir. Köpekten istenen yaptırımlarla ilgili komutlar, genellikle tek heceli olmalı aynı zamanda aynı ses tonuyla söylenmelidir.
Komutlar verilirken sesli emirler uygun bir hareketle desteklenmelidir.
Komutların iyi bir şekilde öğrenilmesi için sürekli tekrarlar yapılmalıdır. Köpek bazen öğretilmek istenen yaptırımı kavramakta güçlük çeker.Bu gibi durumlarda usanmadan tekrarlamak ve istenen davranışı yapmasını beklemek gerekir. yaptırımdan vazgeçerek eğitimi bırakmak yanlış olur.
Eğitim süreleri köpeğin ilgisini sürdürmesine göre belirlenmelidir.Bu süre genellikle 10-20 dakika arasında değişmektedir.
Başarılı hareketlerinden sonra köpekler ödüllendirilmelidir.
Eğitici köpeğin her başarılı davranışından sonra onu adıyla çağırarak ,sevgiyle okşarsa ,köpek istenileni yerine getirmek için daima büyük çaba gösterir.başarılı bir hareketten sonra köpeğin hoşlandığı etkinliklerde bulunmak,onunla oynamak,serbest bırakmak,dinlendirmekte birer ödüldür.
Köpeğin hoşlanmayacağı her türlü davranış onun için bir cezadır.İstenmeyen yanlış bir davranış karşısında sertçe söylenen hayır sözcüğü ,köpeğe o davranışın yapılmaması gerektiğini anlatır.Sebebi ne olursa olsun köpek dövülmemelidir.
Köpek eğitiminde; köpeğin sahip olduğu yetenekler göz önüne alınarak ve köpeğin özelliklerine göre saptanması gerekir. Bu özellikler:
Köpeğin bedensel özelliklerine
Duyu ve algılamalarıyla ilgili yeteneklerini (görme, işitme, koku alma)
Mizacı ile ilgili özelliklerine
Zekası ile ilgili özelliklerine göre yapılmalıdır.