Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
hayal-et
12-21-2007 06:36 PM
The PEst.
ฮ ĐΣŊĕďĩм ờŁмλđĮ ้ گڤ
*
Co Admin

Üye No: 62
Mesajlar: 10,903
Karma Puanı: 4675
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #1
hayal-et

Onun için bir çiçek daha koparırsam bana gülümseyecektir. Bir çiçek daha koparacağım: gül. Aslında o kırmızısını sever; ama bu düşte sadece pembesi var.

Oldu. Dikenlerini temizlemeyelim, ya batarsa etine. Beyaz eline, uzun parmaklı, badem tırnaklı eline. Yumuşak eline batmamalı. Acımamalı, kırmızı ojeli parmakları. Ona bir gül koparacağım. O bunun karşılığında dudaklarını çiçeklenmiş yüzüne yayıp bana gülümseyecektir.

İşte bir ortanca… Varoluşundan ötürü, ortanca ‘çok çiçek’ demek. Ona bir ortanca koparacağım. Belinde iki tane yaprak kalmasına dikkat edeceğim. İki kişilik bir çiçek olmasına dikkat edeceğim. Mavi ne güzel bir renk. Beyazından da var burada. Bir tane mavi ortanca, bir tane beyaz ortanca… Çok çiçek demek. Bana hep gülümseyecek demek. Suyun yanında aslanağızları da vardı. Evet, tam orda. Çingene pembesi, sarı ve beyaz… Birer dalda onlardan koparacağım. Aslan ağızlarının yanaklarından iki parmağımla bastıracağım, konuşacaklar. O aslan ağızlarının konuştuklarını görünce şaşıracak. Kıskanacak. O da ağzını açıp, dikip gözlerini gözlerime, bana sevi cümleleri sıralayacak. Ben ‘unutmak’ ı eylemsiz kılıp, sesini kulaklarıma kazıyacağım.

Bir iki tane de kuş tutmak lazım. O zaman saçlarını parmaklarıma dolamama izin verecektir. Saçlarının bir ırmak kayganlığında parmaklarımın arasından akmasına izin verecektir. Onun için bir kuş tutmam lazım. Kırlangıç tercihidir. Kırlangıçlar avuca gelmez ama. Kırlangıçlar maviye gelir, gök yüzüne gelir. Kırlangıçlar tutulmaz. Kırlangıçlar kanatlarıyla kendi göklerini kendi çizerler, kendi mavilerini boyarlar. Keyifleri olursa, bir insan gönlüne konarlar. Adı umut olan, adı neşe olan, adı yaşam olan bir şarkı yazarlar kanatlarıyla. Vazgeçtim kuş tutmaktan. Kırlangıçlar bile onun neşesinin yanında kanatsız kalırlar. Kırlangıçlar onun yanında naçar… Mutluluk perisi… Kırlangıçlar uçuşlarıyla çizmeye dururken, onun sesinden bulaşır tabiata yaşamak sevinci. Ona kuş tutmam, ‘kuş’ derim, o saçlarını elime verir.

Islak su… Artık eskimiş bu ışıklar, söylemeli tanrıya. Yenileri dikilmeli gezegenin çevresine. Balıkların kırmızısı görülmüyor suda. Basbayağı karanlık sudaki renk. Görebilseydim balıkları, bir tane yakalar teşekkürlerürürdüm ona. Avucumun içinde, bir denizin içinde teşekkürlerürürdüm. O, muhakkak beni evrenine davet ederdi o vakit. Bir balık yakalamalıyım ona. Kırmızı. Kırmızı çok yakışır ona. Sabahları güneş hep onun penceresinden doğmaz mı? Güneş de biliyor. Kırmızı ona çok yakışıyor.

Ama vakit gece şimdi. Dünyamın, dünyasının üzerinde her yanı dolun ay. Bu gece o dolunayı nasıl teşekkürlerürürüm evine? Eğer ayı teşekkürlerürebilseydim beni öperdi. Aslan ağzına özenip sıraladığı cümleler tükenince cebimden çıkarırdım ayı. Onun birer ateş böceği gibi parıldayan gözleri daha da parlamak için ıslanır, bakışları kayganlaşırdı. Ben benimkileri çevirmezdim onunkilerden. Hiç kaçırmazdım gözlerimi. Bu sefer utanmazdım. Sonra elini elime alırdım. O bir an ellerimize bakardı. Ben ayırmazdım bakışlarımı gözlerinin ateşinden. Sonra yine dikerdi gözlerini gözlerime. Ufacık bir iç çekerdi. Dudakları hafif aralanır, bir şey diyecek olur, nefesi yetmezdi, diyemezdi. Araladığı, üstü altına göre az biraz ince, pembe dudakları kapanırdı. Gözleri de kapanırdı. Eli hala elimde. Eli biraz serince. Benim avuçlarım sıcak içinde. Ağzını uzatmaya başlardı ağzıma. Sanki diyemediklerini bulaştıracaktı içime ağız yoluyla. Gözleri kapalı. Ben de kapardım sonra. Dudağının tadı gelmeden dudağıma, kokusu gelirdi burnuma. Burnumdan beynime. Beynim anlamlandıramazdı, matematik gibi değildi aşk. Hesabı olmazdı. Doğru kalbime…

Nihayet değerdi, konuşmaktan çok bir başka çiftine değmek için yaratılmış yumuşak, tatlı, sulu, pembe ten parçaları. Bir değerdi ki şimşek mi görmüş gökyüzü? Bir değerdi ki deprem mi denir dünya kırılıp kendi içine düşse? Şimşek nedir, deprem nedir anlat yerinde duramayan yüreğim, anlat işte. Onun da koynunda benimkinin aynı bir kuş pırpır etmekte.

Ayırırız teni tenden kısa bir süre. İlk kez görüyormuşuz gibi bakardık, yeniden, birbirimize. İlk kez düşüyormuş gibi olurdu gözlerimin aynasına güzelliği. O, beni ilk kez görmüş de aşık olmuş gibi hissederdi. Sonra ben ufacık ufacık öpmeye başlardım yüzündeki çilleri. Birini bile atlamadan, hiç kolaya kaçmadan minicik, minnacık öperdim her biri yıldızdan benekleri. Belki birkaç asır sürerdi bu sevme işleri. Yorgun düşerdi. O çağrıldığı uykulara gider, kapardı gözlerini. Ben boş durmazdım. Ben uyumazdım. Bu seferde gözünün kapağından öperdim. Tam bin kere öperdim. Uyanırdı o zaman. Ben bir şiir çıkarırdım cebimden, tam giderken.

Elveda.

Hayalciler için ne kötü dünya.




|^^^^^^^^^^^^ ||
| ALAYINA GİDER ___| ||'""|""\__,
| _____________ l | |__|__|___| )
(@!)!(@)"""""**|(@) (@)****|(@) __




کΛĢюρą ҝ∂ĵмξ®   ЖØℓΣяẵ

                                          

Ťħз ΡΣىť.

  
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

www.sitemerkezi.net

iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması | Aşk Şiirleri | Kadın hastalıkları | Grup Hepsi | Favori Forum | FarKVaR | Kahramanmaraş | Ogrish Korku | zeytinburnu | DJ Sound | Tolga Yalçın | Emlak ilan | 7den77ye.net

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net