Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
GEMİLER
04-08-2008 04:51 PM
C.Ronaldo
Forumiz Üyesi
*
Kayıtlı Üye

Üye No: 940
Mesajlar: 498
Karma Puanı: 55
Cinsiyet: Bay
Nereden: Eskişehir
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #1
GEMİLER

Yıllardır susuyordu. Hep onu suskun kız olarak bilirdiler. Güzel kızdı Allah için.Esmer, mavi gözlü. Ama hep susardı. Yine öyle yaptı.
Denizde dalgalar boğuşuyordu.Köprü üstünde ellerini iki yana bağlamış, mutlu yüz ifadesi, üşüyordu. Sessizliğini dalgalar bozuyordu. Konuş benimle diyordu, şarkı, türkü söyle ama konuş artık...
Yüzü düşmüş bir ara. Onun için koşmuş yanındaki çocuk. Neden asıldı diye. Uzun boylu bir delikanlıydı bizimkine göre. Yüzü düşmüş. Karşıdan gelen gemiye bakmış. İçinde kendini görmüş. Ağlamaya başladı. Halbuki ne vardı ki ağlanacak?... Yanında birileri varmış. Hoplamış yerinden genç yüreği, bir anda ağlamaya başlamış.
Delikanlı koştu yanına. Yüzüne baktı, kolunu tuttu kızın, hafif sarsınca normale döndü. Gülümseyemedi, oğlan gitti.
Hızlı yürümeye başladı çabucak. Mutlaka koşmalıydı.Aslında yüreğinde uçmak vardı uzun uzun. Devler gibi birilerine bakmak yukardan. Nedendi ki? Aradığı bir şeyler olmalıydı. Elbette vardı. Ama kendi de bulamamıştı henüz. Delikanlı arkasından yavaşça yürüyordu.
Saçları dalga dalga oldu. Mutlaka gülmeliydi ve yaptı bunu. Ama bağırmak istedi her zamanki gibi. Hiç tattığını hatırlamadı genç kız bu duyguyu. Tam bir martıyı andırıyordu. Yoldan karşıya geçmek istedi. Arabalara baktığı anda delikanlı kolundan yakalayıverdi. Kızı hem uzaktan, hem yakından izliyordu. "Gidelim mi artık?" dedi. Kız başını salladı.
Kolundan tutup sahil yolunu terk ettiler. Yemek yiyeceklerini söyledi genç adam.Kız karşılık vermedi. Onunla birlikte devam etti. Ama gözlerindeki donukluğu bir türlü çözememişti genç kızın. İlk defa karşılaştı kızın bu durumuyla. Ne yapacağını şaşırdı. İkisi de susmuşlar tabakları bekliyorlardı.
Tıpkı bir çocuğun gözünün içine bakarcasına, genç adam dikkat ediyordu. Güzel şeylerden bahsediyordu. Kızın hoşlandığı şeylerden. Ama hiç işe yaramadı... Çünkü dinlenilmiyordu.
Kız gemide kendini gördü. İğne oyalı, beyaz bir tülbent vardı elinde. Yanındakiler tanıdık, ama çıkaramadı bir türlü.Bir daha gitmek istedi ama korktu. Dönelim anlamında bir baktı adama. "Hesap lütfen!"
Tekrar arabaya bindiler. Adam bir müzik açtı. İçli söylüyordu kadın. Yanık ve ciğerden. Tekrar görüntü aklına geldi ve bir damla daha yaş boşandı. Delikanlı radyoyu kapattı. Sanki her şey inadına onu ağlatıyordu. "Şansa bak" dedi içinden adam.
Arabayı otoparka park ettiler. Geniş bahçede hala oturanlar vardı. Mutlu gözüküyorlardı bazıları, sürekli gülüyorlar. Bazıları derin derin düşünüyorlar. "Çok büyük filozoflar çıktı buradan" diye işaret etti gen kıza. Hafif bir gülümseme karşılık geldi.
Koca binanın içine girdiler. Burası bir klinikti. Genç adam kızı sıkı sıkı kolundan tutuyordu. "Hoş geldiniz" dedi bir kadın. "Nasıl geçti bakalım geziniz?"
Doktor gözleriyle hemşireyi durdurmaya çalıştı. "Odanıza çıkabilirsin. Ben birazdan geleceğim. Hemşire Hanım sizde oda servisini arayın." Dedi. "Peki doktor bey" dedi genç adama hemşire.
Hemşire ve genç kız merdivenlerden çıktı. "Şanslısın canım benim. Bakalım nereyi gezdiniz bugün" dedi. Kız yine cevap veremedi. "Neden üzgünsün?" diye sordu hemşire. "Yoksa doktor bey sana rahat ettirmedi mi?" Kız hızla odasına koştu ve bir soru daha çekmek niyetinde değildi doğrusu. Yatağa yattı ve sırtını döndü. "İyi geceler, şimdi doktor bey de gelir." Deyip odadan çıktı hemşire. Çok sevecendi bu çok. Kızda severdi aslında ama çok konuşmasını sevmiyordu. Halbuki bu bir tesadüf değildi. Çok konuşan, neşeli bir hemşire tam da kız içindi.
Az sonra doktor geldi. "Bir ihtiyacın var mı?" dedi ama cevap alamayınca "İyi uykular" deyip ısrar etmedi ve odadan çıktı.
Kız, herkesin odadan çıktığını görünce, büyük aynanın karşısına geçip ağlamaya başladı. Hem de delicesine bir ağlamaktı bu. Ama hemen toparladı kendini. Banyoya girdi ve uzun zaman çıkmak istemedi. Banyodan çıktığında masada yemeği vardı. Hemşirenin gelmesine daha yarım saat vardı. Her akşam ki konuşmalar için. Gerekirse... Hatırlamak istemedi. Hemen üstünü değiştirip yemeğe koyuldu.
Yarım saat olmuştu. Hemşire geldi. "Bir misafirimiz daha var ama görmek ister misin?." Kız gözlerini hemşireye dikti. "Deden geldi." Dedi. Kız başını salladı ve yüzü güldü. Kapıya koştu. Dedesi elinde paketlerle kapıda bekliyordu. Boynuna atıldı. Kız 18 yaşındaydı nerdeyse. Bir çocuk gibiydi. Ne zamandan beri çocuk gibi sevilmemişti.
Dedesi koltuğa oturdu. "Nasılmış benim güzelim? Kusura bakma yavrucuğum, işler yüzünden seni ihmal ettim. Affet beni." Dedi. Kız dedesinin boynuna atıldı. Çoktan affetmişti. Dedesi saçlarını okşadı. Hemşire uzaktan izliyordu onları.
Sonra doktor geldi. Üzerinde önlüğü yoktu. Tam çıkıyormuş, bir uğrayayım demiş dedesinin geldiğini öğrenince. Hemşireyi dışarı çağırdı ve ona bu akşam kızı serbest bırakmak istediğini söyledi. "Dedesiyle hasret gidersin."
Dede konuşuyor, kız dinliyordu. Ufak tefekti zaten, hala çocuktu onun gözünde. Bir çocuk gibi seviyordu onu. Doktor veda edip gitti. Hemşire yalnız bırakmadı bütün akşam boyu.Dedesinin gitme vakti gelince kız ağlamaya başladı. Neden ağlıyorsun deyince kız hemen bir kağıt kalem getirdi. Bu sırada hemşire ve dede konuşuyorlardı.
Kız şu satırları yazdı:
"Dedeciğim, bugün kendimi bir gemide gördüm. Beyaz tülbent vardı. Yanımda birileri vardı. Ama tanıyamadım. Ağladım. Doktora da bir şey demedim. Seni çok özlüyorum. Herkesi çok özlüyorum. Ne olur beni bırakma."
Dedesine verdi, dedesi okumaya başladı. Tam üç yıldan beri bu hastanedeydi kız. İlk defa yazı yazmıştı. Hemşire çok şaşırdı ve buna bir gelişme gözüyle baktı. Ya yakında...
Dedesi ikna etmeye çalıştı kızı ama kız bırakmadı ellerini. "Yavrucuğum ben hiç bırakır mıyım seni? Bundan sonra daha sık geleceğim. Tamam mı güzelim?" dedi. Kız başını salladı. Yaşlı adam onu öptü, vedalaşıp odadan çıktı. Hemşire de çıkması gerektiğini söyledi ve çıktı. Kız bu sefer mutluydu sanki. Aynaya geçip saçlarını düzeltti.
Hemşire dedenin arkasından gitti hemen. Kızın yazdığı kağıdı aldı ve "İlk defa yazdı." Dedi. Dedesi iyi akşamlar dileyip gitti.
Sabah kahvaltıdan sonra doktor gelip ona da yazmasını söyledi. Yazdıklarını okuduğunu, artık ona da yazmasını istediğini söyledi. Kendi iyiliği için olduğunu da anlattı. Kız yazdı yazdı. Doktor konuştu. Okudu, yorum yaptı, kız başıyla yanıt verdi ve öğle vakti gelince yemek yediler.
Bir hafta öyle geçti. Kız anlattı, doktor dinledi. Ama sürekli yazdı. Tek çaresiydi. Hem doktorun hem de kızın çünkü yaşadıkları...
Bir yaz günüydü.Bundan dört yıl önce.Babası annesiyle birlikte tatile çıkmışlardı. Tek kızlarını dedesine emanet etmişlerdi. Dedesi de yalnız yaşıyordu. Arada sırada seyahatlere çıkardı. Bu sefer esmer kızla beraber kalmışlardı.
Gemiyle gezi çok hoşlarına giderdi anne babasının. O yüzden yine gemiyi tercih ettiler ve Akdeniz'e doğru açıldılar. Dede ve torun onları limandan yolcu ettiler. Herkesin yüzü gülüyordu.
Çok konuşmazdı mavi gözlü kız. Anlatacakları vardı fakat çok değil. Dersleri iyiydi ama çok fazla konuşmazdı yinede. En çok dedesiyle konuşurdu. O gün limanda da en çok onunla konuşmuştu. El salladılar anne babasına. Annesinin boynunda beyaz iğne oyalı bir tülbent vardı. Çok güzel görünüyordu.
Gemiyi yolcu ettiler. Evlerine döndüler. Zaman geçti annesiyle konuştu kız telefonda. Sesi bir tuhafı sanki. Ya da kız öyle hatırladı. Kapattı telefonu. Birkaç saat geçmedi ki haber düştü ajanslara. "Akdeniz açıklarında bir yolcu gemisine yerleştirilen saatli bombalar büyük patlama yaptı. Gemideki Türk yolcuların güvenliği hakkında bilgi yok. Geminin adı..."
Bir çığlık attı kız. Hiçbir zaman atmadığı bir çığlıktı bu. Dedesinin boynuna atladı ve ağlamaya başladı. Dedesi "Belki bir şey olmamıştır" diyordu sürekli. Kızı koltuğa bıraktı. Telefona sarıldı ama bir sonuç elde edemiyordu zavallı adam. Sonunda oturup beklemeye başladı. Kız ağlıyordu sürekli. Telefon çaldı. Yaşlı adam titreyerek açtı ve o anda haber geldi.
Cenaze işlemleri için sonra arayacaklarını bildirdiler. O sırada amcası telefon etti ve son durumu öğrendiğini söyledi. Hemen yola koyuldu. Cenazeleri amca halletti. Kız ağlıyordu. Dedesi ona sahip çıkmaya çalışsa da onunda hali kalmamıştı. Güzel kız, son bir kez anne ve babasını görmek istedi, istemeyerek de olsa mecbur kalındı. Kız son kez onları yüzüne baktığında tanıyamamıştı. Yüzleri, vücutları yanıktı. Annesinin de tek kolu yokmuş gelen cenazede.
O anda çığlık atmak istedi kız. Ama atamadı. O günden beri atamadı. Kendi de istemedi bir daha ne konuşmayı ne de çığlık atmayı.
Dedesiyle beraber birkaç ay yurtdışında kaldılar. Üç yıldan beri bu hastanenin siyah saçlı, mavi gözlü, güzel kızı. Dedesi de gelir görmeye arada bir. Ama o konuşacaktır. Kendini gördüğünden beri o gemide, konuşacaktır, ama mutlaka konuşacaktır.



Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

www.sitemerkezi.net

iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması | Aşk Şiirleri | Kadın hastalıkları | Grup Hepsi | Favori Forum | FarKVaR | Kahramanmaraş | Ogrish Korku | zeytinburnu | DJ Sound | Tolga Yalçın | Emlak ilan | 7den77ye.net

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net