MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUKTA DÜŞÜNCE, DUYGU VE DAVRANIŞ
DÜŞÜNCELER
Düşüncelerde yavaşlama, sesin alçalması ve hafiflemesi, geç cevap verme, konuşma azlığı yanında ölüm ve kötü haber bekleme gibi konularda konuşurlar. Olumsuz düşünceler, tek bir olaydan genelleme yapma ( Bir komşusu sabah günaydın dememişse “Kimse beni sevmiyor“ diye düşünmek ). Ufak aksilikleri büyütme, hiçbir şeyin değişmeyeceği inancı, umutsuzluk içinde olma düşünceleri ile yüklüdürler. Düşünce içerikleri kendini eleştirme, geçmişteki başarısızlıklar, kendine güvensizlik, sorumluluk almaktan kaçınma üzerinde yoğunlaşmıştır.
Hiçbir şeyi haketmediklerine dair düşüncelerle iyileşmek istemeyebilirler.
Depresyona eğilimli kişiler genelde hem kendilerine, hem de başkalarına karşı katı, mükemmellik beklentileri içinde olan bireylerdir. Yaşamı tek boyutlu ve siyah-beyaz gören bir inanç sistemleri vardır. Ya hep, ya hiç düşünce sistemlerini şöyle örnekleyebiliriz :
1- Yaptığım işin bir değer taşıması için mükemmel olması gerekir.
2- Mutlu olabilmek için yaptığım bu işte başarılı olmalıyım.
3- Hata yaparsam bu benim yetersiz, beceriksiz olduğumu gösterir.
4- Sensiz yaşayamam.
5- Benimle aynı fikirde olunmazsa bu benim sevilmediğimi gösterir.
6- Bir insan olarak değerimin göstergesi, başkalarının benim hakkımda düşünceleridir.
7- Birine kızdıysam, artık onu sevemem.
8- Birini sevmek demek ona hiç kızamamak demektir.
9- Birinden birşey istersem ona bağımlı kalırım.
RET (Rasyonel Emotif Terapi) terapist Beck, depresif kişilerde üç alanda hataların ortaya çıktığını söylemiştir.
1- Kendi benliğine
2- Geleceğine
3- Dünyaya karşı olumsuz bakış açısında
Bunları üçlü (triad) yakınma olarak sınıflamıştır.
Depresyona özellikle yaşlı hastalarda % 25 hipokondriazis (Hastalık hastalığı) eşlik eder. Tedaviye en dirençli kabul edilen hasta grubudur. Sürekli yakınan, sızlanan ve geçmek bilmeyen ağrılarından şikayet eden kişilerdir. Ağrı genelde baş, göğüs, karın, omuz, sırt ağrıları şeklinde görülür. Omuz ve sırtta görülen uzun süreli ağrılar, inatçı bir somatizasyondur. Diz ağrıları eklem yerlerinde sızlamalar, kramp, bulantı ve kusma, hazımsızlık, gaz şikayetleri, kabızlık, mide yanması, görme bulanıklığı, depresyonun farkedilmeyerek bir organda somatize olmasıyla oluşabilir.
Kuruntular, iyi anne baba, eş, evlat olamama, sürekli gelecekle ilgili karamsar düşünceler (işsiz kalma, parasız kalma endişeleri), ileriye yönelik gereksiz bir para biriktirme endişesi ile para harcadığında kendini suçlama düşünceleri geliştirirler. Psikolojik kuramlar sürekli tekrarlanan bu karamsar ve mutsuz düşünceleri “Geviş getirme“ şeklinde tanımlamışlardır.
DUYGULAR
Kararsizlik nedeniyle çaresizlik ve bağımlı hissetme, acı duyma, üzüntülü hal tüm depresyonlarda ortak bir belirtidir. Ailelerine, sevdiklerine, hobilerine karşı duygusal bağları gittikçe azalmaya başlayabilir. Boşluk duygusu ve anlamsızlık daha geniş yer tutar. Zevk alınan etkinlikler azalarak, yük gibi hissedilmeye başlanır. Genel bir isteksizlik ve ilgisizlik, tepkisizlik, zamanın zor geçmesi, cinsel etkinliğe karşı duyarsızlık görülebilir. Bencillik başlar. Diğer insanların duygu ve düşünceleri ile ilgilenmezler. Yalnız kalmayı isterler ama gittikçe çocuklaştıkları için kendilerine bakım verenlere bağımlılıkları vardır (Regresif Bağımlılık).
Bu hastaların yaklaşık yarısı depresif duyguları inkar ederler (Maskeli Depresyon ya da Gülümseyen Depresyon). Genelde aile ve iş arkadaşları tarafından kendilerinde yaşamdan geriye çekilme, düşmanca duygular farkedilirse tedaviye getirilirler.
Bir gün içinde duygudurumları değişiklik gösterir. Bazıları sabahları çok kötü hissedip akşama doğru daha iyi hissedebilirken, bazen de tersi görülebilir.
DAVRANIŞ
Depresyonun başlaması ile fiziksel etkinlikler azalır. Hasta çok alçak sesle ve monoton konuşmaya başlar. Her davranış için aşırı bir çaba gösteriyor gibidir. Bazen ileri derecede hareketsizlik, yemek yememek, tırnak yeme, el oğuşturma, saç teli koparma, masaya parmaları ile ritmik bir şekilde vurma veya bir şeyle sürekli oynama, bacakları sallama, ileri geri sallanma hareketi, çok sigara içme, aşağı yukarı gezinme görülebilir.
Bu hastalar zamanla bağımlı, hareketsiz ve çaresiz hale gelebilirler ve yardım görürler. Ancak yardımı reddedebilirler; çünkü hem kendilerini güvensiz hissederler, hem de başkalarına muhtaç olmaktan ötürü kendilerini aşağılanmış hissederler. Destek aldıkları, kendilerine bakım veren kişilere karşı, kendi çaresizliklerini hatırlattığı için düşmanca duygular beslerler. Reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık kazanmışlardır.
Depresyonda birey kişilerarası ilişkilerinde güçlükler yaşamaya başladığı için, çözüm üretme yetisi de azalmıştır. Yetersizlik duyguları nedeniyle başkalarıyla iletişime girmekten kaçınarak uzak durur. Bu da yalnızlık ve reddedilme duygularının artmasına neden olur. Hasta hem ilişkiye girmek ister, hem de terkederek kendisine zarar verecek ilişkilerden uzak durmaya çalışarak bir kısır döngünün içine girer. İnsanlardan veya yakınlarından yüzeysel olarak uzak, çekingen durur ve düşmanca davranabilir. Kronik depresyondaki kişilerde kaza geçirmeye yatkınlık gibi kendine zarar verici davranışlar da görülebilir.
Sigaranın aşırı tüketimi, alkol kullanımının artması, depresyonun başlangıç noktası olabildiği gibi, depresyona giren kişilerde alınan alkolün azalması da görülebilir.
Depresyon tedavi edilmez ve uzun süreli (kronik) bir hale dönüşürse, birey hiç istemediği, sevilmediği, aşağılandığı gibi duygulara kapılarak, kendisine destek ve bakım veren kimselere karşı suçlayıcı ve düşmanca davranarak, uzaklaşabilir. Evlilik yaşamını, işini ve yakınlarını terkedebilir. Cinsel isteksizlik nedeniyle, erkeklerde cinsel yönden uyarılma , erotize olma güçlüğü (empotans), erken boşalma görülür. Bu da hastanın daha fazla yetersizlik hissetmesine neden oluşturur ve hasta partnerinden uzaklaşır. Kadınlarda cinsel ilgi ve istek olmadan cinsel yaşam sürdürülebilir. Regl (adet) kanamaları düzensizlik gösterebilir.
MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK
GİDİŞ VE TEDAVİ
GİDİŞ
Her yaşta başlayabilen ama çoğu kez 20’li yaşların ortalarında görülen Majör Depresyon tedavi edilmezse, 6 ay ve daha uzun sürebilir. Kimi belirtiler (semtomlar) aylar ya da yıllarca sürebilir.
Majör Depresif Bozukluk boşanma, iş kaybı, aileden sevilen birinin ölümü gibi nedenler sonrası ortaya çıkar. Alkol, uyuşturucu madde kullanımı da ortaya çıkmasını kolaylaştırır.
Ağır Majör depresif bozukluk geçirenlerden yaklaşık %15’inin intihar ettiği belirtilmiştir.
Majör Depresif Bozukluk öncesinde “Distimik Bozukluk” (Bakınız Distimik Bozukluk) görülebilir. Organik bir hastalığa bağlı olarak ve Borderline, Obsesif-Kompulsif Bozukluk, Anorexia Nervoza, Bulimia Nervoza gibi bozukluklardan da sıklıkla ortaya çıkabilir.
TEDAVİ
Tedavi Psikoterapi ve ilaç tedavisi ile birliktedir. Destekleyici Psikoterapi ve Dinamik Psikoterapi’den yarar sağlanır.
İlaç tedavisinde Antidepresanlar yüksek oranda yarar sağlarlar ve hastalığın iyileşme sürecinin kısaldığı bildirilmiştir. ( 1999 Trabzon Kongresi – Editör)
1.2- DİSTİMİK BOZUKLUK
Distimik Bozukluğun başlıca özelliği, en az 2 yıl, hemen her gün, yaklaşık gün boyunca süren, kronik depresif bir duygudurumun varlığıdır. Bu insanlar kendilerini kederli ya da hüzünlü olarak tanımlarlar. Çocuklarda irrite hal ile ortaya çıkabilir. Bir yıl sürmesi durumunda bu tanıyı alabilir (DSM IV). İştahsızlık veya aşırı yemek yeme, uykusuzluk ya da aşırı uyku uyuma, enerjinin düşük olması, yorgunluk, benlik saygısının düşmesi, düşünceleri yoğunlaştıramama, umutsuzluk duyguları ve karar vermede güçlük çekme görülür. Bu kişiler sürekli kendilerini eleştirirler ve ilgileri azalır. Kendilerini yetersiz bulurlar, çekici hissetmezler. Bu depresif durum bir parçaları olduğu için de, sorulmadıkça yakınmazlar; çünkü hep böyledirler.
İki yıl içinde ( çocuklar ve ergenler için 1 yıl ) iyi hissedilen ara dönemler, 2 aydan daha uzun sürmez.
Depresif durum toplumsal ve mesleki alanda, üretkenlikte sıkıntıya neden olur.
Distimik bozuklukta en sık yetersizlik duyguları, genel bir ilgi kaybı ve hiçbir şeyden zevk alamama, toplumdan uzaklaşma, suçluluk duyguları ya da geçmişle ilgili düşüncelere dalmalar, yaşam etkinliklerinde ve üretkenliğinde azalma, etkin olamama görülür; ayrıca hızlı göz hareketleri vardır.
Ailelerinde Majör Depresif Bozukluk olanlarda daha sık görülür.
Çocuklarda her iki cinste eşit görülür. Çoğu kez okul başarısında ve toplumsal etkinliklerde bozulmalara neden olur. Bu çocuklar irrite, ters, huysuz ve “asabi” dirler. Benlik saygıları ve toplumsal becerileri düşüktür; karamsardırlar. Kadınlarda erkeklerden 2 – 3 kat fazla görülür. Sıklıkla Kişilik Bozukluğu’yla birlikte görülebilir. İlaç tedavisinde anti-depresanlardan yararlanılır.
2. İKİ UÇLU BOZUKLUKLAR - MANİ - DEPRESYON
MANİK EPİZOD (UÇUŞMA – YÜKSELME)
Kişide, normal kendilik çizgisi dışında, olağanüstü kendini çok iyi hissetme, neşe, coşku, keyifli hal, taşkınlık ile ortaya çıkar. Birey herşeye kahkahalarla gülmeye, şarkılar söylemeye, içi içine sığmaz bir heyecan duymaya, neşesinden mutluluğundan sözetmeye başlar. Çabuk sinirlenme, irite hal, aşırı bir taşkınlık, kızgınlık, öfke, saldırganlık görülebilir. Bir üstünlük duygusu ile diğer insanlara saygısızca davranma, eşyalara zarar verme, vurup kırmalar, küfürlü konuşma görülür. Coşku, heyecan ile kısa süren üzüntülü hal ve ağlama arasında dalgalanan bir duygudurumu gösterir. Aşırı kendine güvenme ve büyük görme, çocuksu bir “herşeye gücü yeterlilik” hissetme ile kendini sergileyen davranışlar ortaya çıkar. Sosyal mesafeleri umursamayan bir rahatlık, girişkenlik içindedir. Sürekli heyecan içinde yeni projeler üreterek, durmadan konuşur. Yeni alanlara ilgi ve istek duymaya başlar. Metafizik ve Felsefe içeren konulara doğru kayabilir.
Konuşma hızlanmıştır. Bir konuyu anlatırken çağrışımları çok hızlandığı için düşünceden düşünceye sıçrar. Ana konu kaybolur. Örneğin bir tekneden bahsedilirken, bir tekne seyahatinden konuşmaya başlayarak, Amerika’nın keşfi, Kristof Kolomb, oradan iletişim ağına, internet üzerinden çeşitli projelere geçebilir. Zihninin berraklığından ve tıkır tıkır işleyişinden sözeder. İnce ayrıntıları büyük bir dikkatle görür ve anlatır. Dikkat artmış, her şeye yönelmiş, bellek artmış ve güçlenmiştir. Bir konuya konsantre olup yoğunlaşamaz. Kendine güven aşırı derecede arttığı için riskli davranışlar ortaya çıkar. Kendinin ve diğer insanların yaşamını dikkate almaksızın hızlı araba kullanma, aşırı para harcama ve riskli yatırımlar yapma görülür. İlerleyen boyutta (Psikotik düzeyde) dünyayı kurtaracak kişi (Kurtarıcı peygamber, Atatürk, Başbakan v.s.) olmak gibi Megalomanyak sanılar (hezeyan) ortaya çıkabilir. Veya paranoid (şüpheci) düşünceler; "Beni izliyorlar, dinleme aygıtları yerleştiriyorlar, düşmanlarım bana komplo kuruyor" düzeyinde olabilir. İlerleyen kronik (uzun süren) durumda, Psikiyatride “Schneider” belirtisi adı verilen “Bana emir veren ve yöneten sesler duyuyorum” belirtileri ortaya çıkabilir.
Konuşma hızlanmış ve artmıştır. Yüksek sesle, karşısındakini dinlemeden ve söz hakkı vermeden, bu duruma hiç aldırış etmeden konuşur. Çağrışımları çok arttığı için konudan konuya, düşünceden düşünceye sıçrayarak gider. Hareketleri hızlanmış, enerjisi yükselmiş ve hiç tükenmeyecek gibidir. Gece gündüz geç saatlere kadar çalışıp yazılar yazıp, projeler düzenleyip, çizimlerini duvarlara yapıştırabilir. Yerinde duramayıp, aşağı yukarı gezinerek dolaşır. Seyahatlere çıkabilir. O an için zevk verici fakat sonuçları kötü olabilecek ilişkiler, parasını malını sağa sola saçıp, aşırı cömert davranışlar görülür. Alkol ve uyuşturucu kullanmaya başlayabilir. Kendini hiç ilgilendirmeyen başka insanların işlerine karışır, kavgalar çıkarabilir. Uykusu azalmıştır ama uykusuzluktan yakınmaz. Cinsel isteği ve performansı artmıştır.
Amerikan Psikiyatri Birliği, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal el kitabına (DSM IV – 1998) göre, Manik Epizodun ölçütleri şöyledir.
A- Olağandışı ve sürekli, taşkın, kabarmış, irite, ayrı bir duygudurum döneminin olması.
B- Duygudurum Bozukluğu dönemi sırasında aşağıdaki belirtilerin görülmesi
1- Benlik saygısında abartılı bir artış (Aşırı kendine güvenme – güçlü hissetme)
2- Uyku gereksiniminin azalması
3- Her zamankinden daha fazla konuşkan olma ya da konuşmaya tutma.
4- Fikir uçuşmaları (sıçramalar) ve düşüncelerin sanki yansıyor gibi birbiri ardısıra gelmesi yaşantısı.
5- Dikkat dağınıklığı (yani, dikkat önemsiz ya da ilgisiz bir dış uyaranla kolaylıkla dağılabilir)
6- Amaca yönelik etkinlikte artma (toplumsal yönden, işte ya da okulda, cinsel açıdan) ajitasyon.
7- Kötü sonuçlar doğurma olasılığı yüksek, zevk veren etkinliklere aşırı katılma (Örneğin elindeki bütün parayı alışverişe harcama, düşüncesizce cinsel girişimlerde bulunma ya da aptalca iş yatırımları yapma)
8- İş yaşamı, sosyal yaşam ve özel ilişkilerde önemli ölçüde bozulma ve durumun başkalarınca gözlemlenmesi.
Bu belirtinin artması ile Hipomani oluşabilir.
KARIŞIK (MIXED) EPİZOD
Majör Depresif Bozukluk Epizodları, Manik Epizodlarla birlikte görülürse; yani kişi depresif bir halden, coşkulu, neşeli, taşkın, abartılı manik davranışlara dalgalanıp geçiyorsa, Karışık (Mixed) Epizod adı verilir. Mevsimsel özellikler taşır. Belirleyici anksiyete ve strese neden olacak bir durum olmadığı halde, sonbahar ve kışta depresif durum, ilkbaharda depresyonun kalkması görülmektedir.
TEDAVİ
Psikodinamik kuramlar genelde depresyonu açıklarlar. Jung ekolü, maninin depresyona düşmemek için yükselme, sıçrama, uçuşma olduğunu, altta yatan depresyona karşı bir savunma şekli olduğunu söylemiştir. Melanie Klein ise çocuklukta birikmiş olan agresyon, öfke ve yıkıcılığını yadsıyan bireyin, kayıp sevgi nesnesini tamir etme amaçlı bir savunma biçimi gösterdiğini, "Başkalarını idealize etmede, savunma amaçlı kullanılmaktadır" demiştir.
Tedavi manik epizodlarda ilaçla yapılmaktadır. Daha sonra ilaç tedavisi ve psikoterapi ile devam edilir. İlaç tedavisi bittikten sonra Destekleyici Psikoterapi ile devam edilmelidir. Manikler, üstünlük duygusu taşıdıkları dönemlerde psikoterapiye devam etmeyebilirler.