|
DİNİ şiirler arşivi
|
03-22-2008 01:19 PM |
|
The PEst.
ฮ ĐΣŊĕďĩм ờŁмλđĮ ้ گڤ

Üye No: 62
Mesajlar: 10,754
Karma Puanı: 4700
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
|
RE: DİNİ şiirler arşivi
Müslümanlık Nerde /M.Akif ERSOY
Müslümanlik nerde! Bizden geçmis insanlik bile...
Adem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile!
Kaç hakiki müslüman gördümse, hep makberdedir;
Müslümanlik, bilmem amma, galiba göklerdedir;
Istemem, dursun o payansiz mefahir bir yana...
Gösterin ecdada az çok benziyen kan bana!
Isterim sizlerde görmek irkinizdan yadigar,
Çok degil, ancak Necip evlada layik tek siar.
Varsa sayet, söyleyin, bir parçacik insafiniz:
Böyle kansiz miydi -hasa- kahraman ecdadiniz?
Böyle düsmüs müydü herkes ayrilik sevdasina?
Benzeyip sirazesiz bir mushafin eczasina,
Hiç görülmüs müydü olsun kayd-i vahdet tarumar?
Böyle olmus muydu millet canevinden rahnedar?
Böyle açliktan bogazlar miydi kardes kardesi?
Böyle adet miydi bi-perva, yemek insan lesi?
Irzimizdir çignenen, evladimizdir dogranan...
Hey sikilmaz, aglamazsan, bari gülmekten utan! ...
'His' denen devletliden olsaydi halkin behresi:
Payitahtindan bugün tasmazdi sarhos naresi!
Kurd uzaklardan bakar, dalgin görürmüs merkebi.
Saldirirmis ansizin yaydan bosanmis ok gibi.
Lakin, ask olsun ki, aldirmaz otlarmis esek,
Sanki tavsanmis gelen, yahut kiliksiz köstebek!
Kâr sayarmis bir tutam ot fazla olsun yutmayi...
Hasmi, derken, çullanirmis yutmadan son lokmayi! ...
Bu hakikattir bu, sasmaz, bildigin usluba sok:
Halimiz merkeple kurdun ayni, asla farki yok.
Burnumuzdan tuttu düsman; biz bogaz kaydindayiz;
Bir bakin: hala mi hala ihtiras ardindayiz!
Saygisizlik elverir... Bir parça olsun arlanin:
Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanin!
Davranin haykirmadan nakus-u izmihaliniz...
Öyle bir buhrana sapmistir ki, zira, halimiz:
Zevke dalmak söyle dursun, vaktiniz yok mateme!
Davranin zira gülünç olduk bütün bir aleme,
Beklesirken gökte yüz binlerce ervah, intikam;
Yerde kalmis, na'sa benzer kavm icin durmak haram! ...
Kahraman ecdadinizdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa, istikbalinizden korkulur, pek korkulur.
mehmet akif ersoy
_____
Alıntıdır.

|
|
 
|
|
 |
03-22-2008 01:20 PM |
|
The PEst.
ฮ ĐΣŊĕďĩм ờŁмλđĮ ้ گڤ

Üye No: 62
Mesajlar: 10,754
Karma Puanı: 4700
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
|
RE: DİNİ şiirler arşivi
Sen Yoktun
SEN YOKTUN
Sen yoktun...
Hz Âdem’deydi nurun
Önce cenneti,
Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Âdem nuruna affedildi
Arafat bu affa şâhitti
Sen yoktun
Nuh’un gemisindeydi Nurun...
Dalgalar yeryüzünü boğarken
Taprağın bağrındaki su
Gökyüzüyle buluşurken
Ve bu bir ilahi azap derken,
Allah nurunu taşıdı binbir sebeple
Tûfan, nurunu selamladı edeple...
Sen yoktun...
Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun
İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
“Rabbimiz” dedi,
“Onlara kendi içlerinden
Senin ayetlerini okuyacak
Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
Onları temizleyecek bir elçi gönder,
Amin dedi on sekiz bin âlem
Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak
Amin dedi İsmail.
Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.
Sen yoktun...
Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni
Alemlerin efendisi diye sana seslendi.
Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..
Çünkü bu âlemin reisi geliyor...
Bekleyin Ahmed geliyor.
Kainata rahmet geliyor.
Havarilerin yüzünü okşayan,
Ölüleri dirilten bir nefes oldun
Ama sen yoktun...
Sen yoktun Sultânım,
Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun
Başı eğik gezerdi mazlum
Kuteyle göklerden seni sorardı
Varaka seni arardı semada
Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
Ağlayarak süslediler ölüme...
Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
Sen yokken,
Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.
Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...
En son çocuk atılırken çukura
Annesinin suretinde bir melek tuttu onu
Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.
Melekler süslüyordu hirâyı.
Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,
Efendisine hazırlanıyordu mekke.
Âlem Efendisine hazırlanıyordu
Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.
Toprak yalvarıyordu rabbine,
Allahım gönder artık diyordu.
Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada
Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Önünde cebrail!
Ardında yalın kılıç melekler!
Bir inişin vardı yer yüzüne...
Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de
Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.
Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.
Herşey sus pus olmuştu.
Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!
Kainat bir isim duymak istiyordu.
Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;
Muhammed!
Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.
Muhammed!
Melekler öptü o nurdan ellerini.
Muhammed!
Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta!
Sana o adı veren rahmana kurbanız
Artık sen vardın
Susuz topraklara rahmet indi seninle
Annenden sonra anne halime sevindi seninle
Yağmura mı ihtiyaç var?
Kaldır şehadet parmağını,
Yağmurları salsın Allah.
Sonra tut ağacın yaprağını,
Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.
Yeterki sen iste,
Sen iste yarasulallah
Deki ben kimim?
Dağlar, taşlar dile gelsin,
Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,
Ente Rasulullah desin.
Sen vardın
Bedir kârdı,
Uhut dardı
Hendek yârdı.
Yiğitlerin vardı.
Ölmek için yarışan yiğitler...
Hele bir enesin vardı senin.
Enes bin malik...
Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,
Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.
Onlar da
“Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince
Enes kükremiş:
“ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?
Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti.
Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
Hem de ne şehit ey nebi!
Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.
Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
Musab Bin Umeyr’in vardı senin.
Uhut’ta sancağını taşıyan.
Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki
Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.
Ebu Hureyren vardı...
Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.
Sen anlardın,
Ya Ebâhir gel! Derdin.
Ve sen gittin...
Bir gidişle gittin
Ardında hüznün kaldı.
Hasretin kaldı göklerde.
Bilal ezan okuyamaz oldu
Ne zaman teşebbüs etse
Muhammed rasulullah demeye
Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.
Sonra günler ay,
Aylar yıl oldu.
Ve asırlar oldu
Sensizliğe açtık gözlerimizi.
Ama sen bırakmazsın bizi.
Sen varsın ey şehitlerin sultanı
Sen varsın!
Bir şehit bile ölmezken
Sana nasıl yok deriz.
Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip
Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.
Ne anam var ne babam...
Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden .
Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!
Bırakma bizi ki; Allah;
Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.
Bırakma bizi!
Hayatı seninle öğretti Rahman.
Kulluğu seninle tanıdık.
Duayı senden öğrendik sevgili!
Hz Ömer umre için senden izin isteyince,
“Kardeşcik” dedin ona,
Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?
Bizler Ömer değiliz ama
Bütün dualarımız senin için
Ey Rabbimiz!
Rasulünü anışımızdan haberdar et!
O’na binler salat, binler selam!
Habibine Makam-ı Mahmut’u ver
O’na vesileyi lutfet.
O’nu refik-i Âlâya yükselt
Bizi de affet
O’nun hatrına affet
Zatının hatrına Affet.
Dursun Ali Erzincanlı

|
|
 
|
|
 |
03-22-2008 01:20 PM |
|
The PEst.
ฮ ĐΣŊĕďĩм ờŁмλđĮ ้ گڤ

Üye No: 62
Mesajlar: 10,754
Karma Puanı: 4700
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
|
RE: DİNİ şiirler arşivi
Efendim
bİr Ah Kaldi Bende Ey Sevgİlİ,
Adini Mihladim YÜreĞİme Ey Nebİ,
Sevdamsa İÇİmde,kuŞatmiŞ Kalbİmİ
Hasret Sana Bu Can,ruhum Kalbİmİn Esİrİ,
Esaretİnİ ÇÖzerse,sen ÇÖzersİn Kalbİmİn,
Bİr Sevda Kİ İÇİmde Yanan, SÖnmeyen AteŞİndeyİm,
YÜreĞİmdekİ Derdİn,dermani Sensİn Efendİm,
Gel Artik Ne Olur,sensİz Bu Cehennemdeyİm.
Karanlik Gecelerİn,sabahisin Sen Önderİm
YÜrek Sana Sevdali,sevdanla YaŞiyor Bedenİm
GÖremezsem Senİ,İÇİm Yanar Can Nebİm
Ruhum Senİnle Beraber,nİyazimla İzİndeyİm
Ne Olur Bİr Kere GÖreyİm Nur Cemalİnİ Ey Sevgİlİ
Ne Olur Efendİm,bekletme Sana Hasret Bu Zavalli YÜreĞİ......

|
|
 
|
|
 |
03-22-2008 01:20 PM |
|
The PEst.
ฮ ĐΣŊĕďĩм ờŁмλđĮ ้ گڤ

Üye No: 62
Mesajlar: 10,754
Karma Puanı: 4700
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
|
RE: DİNİ şiirler arşivi
Sakarya Türküsü / Necip Fazıl KISAKÜREK
Sakarya Türküsü
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Herşey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük-küçük kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük! ..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Bin bir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..
Necip Fazıl Kısakürek

|
|
 
|
|
 |
03-22-2008 01:20 PM |
|
The PEst.
ฮ ĐΣŊĕďĩм ờŁмλđĮ ้ گڤ

Üye No: 62
Mesajlar: 10,754
Karma Puanı: 4700
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
|
RE: DİNİ şiirler arşivi
Kirk YaŞindasin
KIRK YAŞINDASIN
Rahmetini umarak
Günahkar bir dille;
Allah Azze ve celle
Ya Rasulallah,
Alemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.
İşte
Bir yaşındasın,
Beni Sa’d yurdundasın
Sana süt anne olmadı kadınlar,
Bu yüzden dargın bulutlar,
Bir damla yağmur indirmiyor.
Kıtlık hüküm sürüyor beni sa’d yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana aşık...
Ayrılmıyor başucundan
Ve insanlar yağmur duasında...
Hz. Halime kucağına alıyor seni,
Yüzünde bir gölgelik... Seni güneşten korumak için.
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli...
Ve dua eden rahibin kucağındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahib.
Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da.
Ama sen unutmuyorsun
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun.
O minicik bulut ilişiyor bakışlarına,
Büyüyor, büyüyor
Sonra nazlı nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Çoğusu bilmiyor seni.
Altı yaşındasın
Medine-i Münevvere yolundasın.
Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen...
Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, Ebva’da öksüzlük karşılıyor seni
Mekke’ye annesiz giriyorsun
Abdülmuttalip bir başka seviyor seni,
Ebu talip bir başka seviyor.
Ya Rasulallah!
Mekke çocukları, annelerine seslenirler miydi senin yanında?
Onlar anne deyince sen yere mi bakardın?
Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva’ya?
Kaç gece anne diye hıçkırdın.
Efendim,
Vallahi senin yerine de anne dedik annemize!
Ama hiçbir öksüzün
Hiçbir yetimin yanında
Ne anne dedik ne de baba!
Yirmi beş yaşındasın...
Ve bambaşkasın
Kimse sana denk değil.
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen Muhammed-ül Emin’sin.
Ey Medine minberinde
“Ümmetî Ümmetî” diye hüznü giyen sevgili!
Ey Mekke mihrâbında
Âlemler hesabına “ALLAH!” diyen sevgili!
Bize lütf-u ilâhi bahşedilen kapına
Diz çöktük beyat ettik;
Rabbinden bize ne getirdiysen “amenna!”
Duyduk, itaat ettik!
İşte
Kırk yaşındasın
Hira Nur Dağındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden
Salat, selam yükseliyor.
Sen,
Kainatın yüreğinden hasretle kopan ahsın
Karanlık gecelerimize sabahsın.
Sen Nebiyyullahsın!
Sen Habibullahsın!
Sen Rasulullahsın!
Esselamu aleyke ya Nebiyyallah!
Esselamu aleyke Ya Habiballah
Esselamü aleyke Ya Rasulallah!
Niye incittiler ki seni sultanım?
Niye işkence yaptılar ki sana?
Ebu talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar.
Himayesiz kaldın diye mi
Kabedeki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne,
“Amca, yokluğunu ne çabuk hissettirdin” diyişin...
Harem’de Namaz kılışın geliyor aklımıza
Başına pislikler saçılıyor.
Bin baş feda o mübarek başına...
Nasipsizler sana bakıp nasılda gülüyorlar?
Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru,
Biri koşuyor ama sanki yere inmiş arş-ı âlâ
“Bu koşan kimdir?” diye bir soru dolaşıyor boşlukta.
Ve cevap veriyor biri:
“Muhammed’in kızı Fatıma’tüz Zehra!
Velîlerin Anası.
Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen,
Gülmesi sen, ağlaması sen!
“ağlama kızım”diyişin geliyor aklımıza
Niye çıkardılar ki yurdundan seni?
Himayesiz kaldın diye mi?
Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni!
Seni yetim bulup barındıranı!
Seni âlemlere Rahmet kılanı!
Onlar deli diyorlardı sana,
Sen susuyordun.
Mecnun diyorlardı
Şair diyorlardı
Sen susuyordun
“Seni bizim elimizden kim kurtaracak!” diyorlardı
Sen
Sen “ALLAH!” diyordun
ALLAH! Azze ve Celle.
Semayı haşyet kaplıyordu
Sen “ALLAH!” diyordun
Arş-ı ala titriyordu.
Bedirde “Allah!” diyordun
Üçbin melek iniyordu alaca atlarla
O gün aslanların adı Hamzaydı, Ömerdi, Aliydi.
Yüz yirmi beş bin sahabi
“anam babam sana feda olsun ya rasulallah!” diyordu
Ya Rasulalah
Medine-i münevvere sokaklarında yürüyordun hani,
Neccar oğullarının küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
“Beni seviyor musunuz?” diye sormuştun onlara
“Seni çok seviyoruz Ya Habiballah!” demişlerdi.
Sen de;
“Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum!” demiştin.
Bu gün yaşayan gençler var!
Neccar oğullarının kızları değil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Göz yaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar.
Senden başka kimseleri yok.
Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun.
Atmış üç yaşındasın...
Refîk-i âlâ duasındasın
Senin için
Siyah yünden cizgili bir cübbe dokunmuştu
Kenarları beyazdı.
Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın.
Ve mübarek ellerini dizine vurarak:
“Görüyor musunuz ne kadar güzel” demiştin
Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti:
“Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah, onu bana ver”
Niye istemişti ki senden!sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen hayır demediğini bile bile!
“Peki” dedin o zâta.
Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin.
Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
Aynı cübbeden yine diktiler
Ama giyinmek nasip olmadı.
Bir gün peşpeşe yedi defa bir muştuyu haber vermiştin;
“Beni görüp de bana iman edenlere ne mutlu;
Beni görmeyip de bana iman edenlere ne mutlu.”
Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre’nin diliyle:
“Benden sonra öyle kimseler gelecek ki
“Keşke Peygamber’i görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı’ Diyecekler.”
Ve Hz. Enes’le paylaşmıştın özlemini:
“Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi
Görmeyi çok isterdim.”buyurmuşsun.
Sultanım,
Gözlerinin beyazında kırmızılık olan sultanım!
Biz gördük kardeşlerini
Gözlerine bakınca seni hatırlatıyor,
Senin hasretinle kan canağına dönüyor gözleri
Sessizliği nakış nakış süslüyor hıçkırıkları.
Ey Medine minberinde
“Ümmetî Ümmetî” diye hüznü giyen sevgili!
Ey Mekke mihrâbında
Âlemler hesabına “ALLAH!” diyen sevgili!
Bize lütf-u ilâhi bahşedilen kapına
diz çöktük beyat ettik;
Rabbinden bize ne getirdiysen “amenna!”
Duyduk, itaat ettik!
Ya Rasûlallah
Sen hâlâ kırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin başındasın
Dursun Ali ERZİNCANLI

|
|
 
|
|
 |
03-22-2008 01:21 PM |
|
The PEst.
ฮ ĐΣŊĕďĩм ờŁмλđĮ ้ گڤ

Üye No: 62
Mesajlar: 10,754
Karma Puanı: 4700
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
|
RE: DİNİ şiirler arşivi
Konuş yüreğim !
Hayatımızın hayallere kaldığını
Ve hayallarin de namlularla ürkütüldüğünü...
Konuş yüreğim !
Bu dünyayı,suskun bırakılmış kuşları,
Paletlerle ezilmiş gülleri,
Bir de ölümleri,ölüm mahkumlarını
Azrail'i her gün düşünde görmeyi,
Ve her gün ölmeyi...
Konuş yüreğim !
Direnişi,kırılışı,ardından yine dirilişi,
Ve Mescidi Aksa'yı Konuş !
Babaların çaresizliğini !
Kollarında çocuklarının vuruluşunu,
Ve öfkenin bilenişini...
Annelerin acısını !
Yürekleri dağlayan ağıtlarını
Konuş yüreğim !
Sessiz kalan dünyayı,masa başı pazarlıkları,
Ve yalandan barışları Konuş !
Bir avuç düşmanla başa çıkamayan kralları,
Özden uzak kalışı ve bizi satanları...
Konuş yüreğim !
Konuş !
"SEN SUSTUKÇA" hep böyle döner devran...
ALINTI

|
|
 
|
|
 |