Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Çayda Çıra Türküsü ve Oyunları
10-16-2007 11:15 PM
BigBang
Forumiz Üyesi
*
Kayıtlı Üye

Üye No: 20
Mesajlar: 5,277
Karma Puanı: 1672
Cinsiyet: Bay
Nereden: Erzurum
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #1
Çayda Çıra Türküsü ve Oyunları

Çayda Çıra Türküsü



Çayda çıra yanıyor,                       Yanar çayda çıralar,                
Yanıp yanıp sönüyor,                     Kızlar oyun sıralar.                    
Yavaş yürü usul bas,                     Gelin hanım gelirse,
Engeller uyanıyor.                         Defçi toplar paralar.    
            
Çayda çıra yanıyor,                       Çayda çıra yanıyor,                      
Ay tutulmuş sanıyor,                      Humar göz uyanıyor.                    
Yavaş oyna güzelim,                      Fitil çifte yara bir,                  
Herkes seni tanıyor.                       Yürek mi dayanıyor.    
              
Çayda çıra yakarım,                      Çayda çıra yüz çıra,
Yar yoluna bakarım,                      Yanıyor sıra sıra.
Bir yüz görümlüğüne,                     Yarim keklik ben şahin,
Beşibirlik takarım.                          Giderim ardı sıra .


Avreş Oyunu

"Berber Yaşar" adıyla da tanınan bu oyunun, Elazığ dışında herhangi bir yerde oynandığına rastlanmamıştır. Oyunun kaynağı Harput'tur. Eskiden asker sevki çok olan Elazığ ve Harput' ta, askeri hareketlerin taklidi ile ortaya çıkan bu oyun, Elazığ'ın her yerinde oynanır. Oyunun elli-altmış yıllık bir geçmişi olduğu söylenmektedir. Bugün davul ve klarnetle çalınan bu oyunun müziği eskiden zurna ile çalınır ve oynanırdı.(Bugün birçok dağ köyümüzde ve birçok Alevi köyümüzde hâlâ zurna çalınmaktadır.) Esasen Harput'a klarnet girmeden önce düğünlerin baş sazı zurna idi. Ancak Türkiye'ye girdiği anda Harput’ta da kullanımı başlayan klarnet zurnayı büyük ölçüde etkileyerek etkinliğinin azalmasına neden olmuştur.



       Avreş oyununun türküsü, yoktur. Bu oyunun melodisi ile başka bir oyun oynanmadığı gibi, bu oyun başka bir melodi ile oynanmaz. Oyun müziği önce 6/8 lik usûlde ve ağır tempoda, sonra 4/4 lük usûlde ve hızlı tempoda oynanır. Makamı İbrahimiyye dir. Tek sıra dizilmek suretiyle oynanan bu oyun bazen de sağa sola dönmek suretiyle icra edilir. Oyunun öyküsü olmayıp, oyun figürünü teşkil eden hareketler, daha çok ayaklarda toplanmış, kısmen de başla yapılmaktadır. Vücudun tabiî hareketlerini ihtiva eden oyun figürleri ile, asker hareketleri taklit edilmektedir. Oyunda "ha-ha, hey-hey"diye nara atılır. Bu oyun daha ziyade asker uğurlâmalarında ve düğünlerde oynanır.

Halay Oyunu


Harput Halayı da denilen bu oyunun varyantları, “Palu” varyantı, İngüzek’te “Karaçor" denen oyun, Ağın’da “Düz Halay”, Baskil'de Halay, Sivrice'de "Düz Haley” dir.



       Oyunun kaynağı Harput’tur ve 200-300 yıldan beri, gençler ve yaşlılar tarafından zevkle oynanmaktadır. Oyun müziği önce 2/4 lük ve "zazaki" denilen figürde 6/8 lik usûlde çalınır, makamı İbrahimiyye'dir. Oyun, avuç avuca kenetlenip tutunmak suretiyle tek dizi halinde oynanır.



       Oyunun figürleri ayaklarda toplanmıştır. Daha çok asker uğurlamalarında ve düğünlerde oynanmaktadır.


Bıçak Oyunu

Oyun merkez ilçeye bağlı Hankendi (Hanköy) Bucağı'ndan derlenmiştir. Oyunun asıl kaynağı belli değildir. Bıçak oyunları Türkiye'nin hemen her bölgesinde değişik şekillerde görülmektedir. Erzurum'da “Hançer Bari”, Karadeniz Bölgesinde de bıçaklarla çeşitli horonlar oynanmaktadır. Davul ve klarnet eşliğinde oynanan bu oyun türküsü yoktur. Başka bir melodi ile oynanmadığı gibi, bu oyunun melodisi ile de başka bir oyun oynanmaz.



       Oyun, 9/B lik usûlde ve "İbrahimiyye" makamındadır. İki erkek, bir kadın ya da kadın kılığında bir erkek olmak üzere üç kişi. ile oynanır. Bar özelliği de göstermektedir. Oyun el ve ayak hareketlerinden oluşur. Taklitli bir oyun değildir. Müzik aynı ölçüyü sürekli takip eder. Usûlde bir değişiklik olmaz. Mutaassıp yerlerde kızlar ve kadınlar düğün alanına giremezler; oyunu damdan veya uzak yerlerden seyrederler. Bu yüzden oyunun seyri değişir.



       Oyun araçları, oyuncuların ellerinde bulunan ikişer bıçaktır. Oyuncular bunlarla figürler yaparlar. Bıçak aralarından geçer, göğüse doğru sallanır. Oyun düğünlerde oynanır, türküsü yoktur.


Kılıç Kalkan Oyunu

Eski oyuncular tarafından oynandığı duyulmuş, fakat görülmemiştir. Oyun müziğinin notası olduğundan, müziği hakkında bilgi edinmek kolaydır. Kaynak kişilerden Tahsin AYIK kendisiyle görüştüğümüzde, bu oyun hakkında şunları söylemiştir: "Bu oyunu oynayanları gördüm. Bunlar yaşça bizden daha büyüklerdi. Kılıç ve kalkanları olmadığından ellerindeki sopaları kılıç, ayakkabılarını kalkan yaparlardı. Sahip çıkılmayan bu oyunumuz maalesef iptal oldu. "

Delilo Oyunu :
Harput'tan derlenen bu oyuna "Derilo", "Delilo" gibi adlar verilmektedir. Bu oyun halay bölgesinin hemen her yerinde, birbirine benzer özelliklerle oynanmaktadır. Asıl çıkış kaynağı konusunda bir yargıya varmak mümkün değildir.



       Delilo oyununun 150-200 yıllık bir oyun olduğu söylenmektedir. Oyun, türkülü bir oyun olup, davul ve klarnet eşliğinde oynanır. Oyunun türküsü oyuncular tarafından söylenir. Bu oyun, başka bir oyun melodisi ile oynanmaz, bu oyun melodisi ile de başka bir oyun oynanmaz. 4/4 lük usülde müziği olan oyun, çevre illerdeki "Delilo" oyunlarından biraz daha ağırdır.

Halk Oyunlarında Kullanılan Giysiler :



“Halk oyunları giysileri genellikle yöreseldir." Kumaşları, şekil ve giyiniş tarzıyla yöreye has özellikler göstermektedir. Giysilere verilen isimler de farklıdır. Her yöre, belki de şekil ve kumaş olarak, aynı olan giysilere ayrı isim verir. Giysilerde belirli bir otantik şekil aramak çok güç ve yanlış bir iştir. Çünkü, kültürün değişkenliği ilkesi çerçevesinde, bir kültür öğesi olan giysiler de sürekli değişmekte ve belli bir zaman kesitinde mevcut şekli tespit etmek mümkün olsa bile, o giyside ısrar etmek, oyunlarda o giysileri kullanmak hatalı olur görüşündeyiz. Tüm halk oyunlarında olduğu gibi Elazığ Halk Oyunlarında da giysilerde bir otantiklik aramak boşuna emek sarf etmekten başka hiçbir şey olmayacaktır. Ancak, oyun giysileri giyilirken, belirli bir giysi, birbiriyle uyum sağlayacak şekilde giyilmeli ve o giysiye uygun aksesuar kullanılmalıdır. Örneğin, alta yazlık, üste kışlık bir giysi giyilmemelidir. Ya da, bir zıbının üstüne yelek giyilmemelidir. Kültürün diğer unsurlarında olduğu gibi, maddi kültür unsuru olan Elazığ Halk Oyunları giysilerinde de bir değişkenlik görülmektedir.




       Günümüzde kullanılan halk oyunları giysilerini üç safhada ele alarak inceleyebiliriz.
1. Evre Erkek Giyimi :


       Başa fes takılır, astane mendil büyüklüğünde "Puşu" takılır. Yaşlılar yazma bağlarlar. Paçaları dar, üst kısmı geniş, beli uçkur ile büzülen çuha şalvar giyilir. Düz beyaz veya siyah-beyaz renkte çizgili, pamuklu kumaştan, içlik veya giyme adı verilen bir iç gömlek giyilir. Bu gömlek kollu, yakasız veya hâkim yakadır. Gömleğin üzerine şalvarın kumaşından "avcı yeleği" denilen bir yelek giyilir. Bele beyaz ipek veya şa1 adı verilen "acem kuşağı" bağlanır. Ayağa poçikli çarık ve yün örme çorap giyilir.

1. Evre Kadın Giyimi :


       Harput kadınının en eski giysi tipidir. Bu tip giysiyi bugün dahi dağ köylerinde görmek mümkündür. Yaklaşık 150-200 sene öncesinde bu tip giysi hakimdi. Bu giysi üç parçadan meydana gelmiştir.

a)- Şalvar



       İpekli veya pamuklu kumaştan yapılmakta ve iç kısmı astarlanmaktaydı. Şalvarın boyu oldukça uzun olup bilek kısımlarına kaytan geçirilmekte ve diz altından bağlanmaktadır. Böylece şalvar bir etek görünümünde dökümlü olarak ayak bileklerine inmektedir. Şalvarın bel kısmı da uçkurla büzülmektedir.

b)- İçlik



       İpekli veya pamuklu kumaştan yapılmaktaydı. Yakası yuvarlak, önü açık, kopça ile iliklenmektedir. İçliğin yanları yırtmaçlıdır.

c)- Üçetek



       Sim işlemeli, kalın ipekli kumaştan veya kadifeden yapılmaktadır. Kolları uzun, bilezikli, çok az yırtmaçlıdır. Yırtmaçlı kısım kopçayla tutturulmuştur. Yakası bele kadar açık,"V" şeklindedir. Belde iki kopça ile "birit" ilikle iliklenmektedir. Belden aşağıya doğru genişleyen eteğin önü tamamen açıktır. Yanları ise kalça altından yırtmaçlıdır. Böylece etek üç parça görünümünü almaktadır. Bele "belbağı" bağlanmaktadır.(Belbağı, üç-dört cm. eninde, tığ işi veya kumaş üzerine işlenmiş kuşaktır.) Ayakkabı olarak postal, çorap olarak yazın iplik, kışın ise yün çorap giyilmektedir.



       Baş süslemesi ise şöyledir: Uzun saçlar ortadan ayrılmakta, arkada küçük parçalara bölünerek örülmektedir. Yanlarda birer tutam saç, kulak hizasında kesilip, zülüf bırakılmaktadır. Saç uçlarına "Humpul" denilen saç süslemesi takılmaktadır. Başa bordo çuhadan fes, fesin üzerine gümüş tepelik konulmaktadır. Fese tutturulmuş uzun saç görünümünde ipek saçlık mevcuttur. Fesin alk üzerine oyalı krep bağlanır. Buna yörede "Kıntik" adı verilir. Bunların üzerine oyalı yazma veya tülbent örtülür.



       Oyun giysilerinde kullanılan takılar şunlardır: Göğüs üzerine çaprazlama dizilen beşibirlik dizisi, camdan bilezik "Şeve" gümüş veya altın küpe ile yüzük kullanılır.

2. Evre Erkek Giyimi



       Birinci safhadaki gibidir. Birinci safhadan farklı olarak ayağa yemeni giyilir.

2. Evre Kadın Giyimi



       Bu safhada da birinci safhadaki giysileri görüyoruz. Birinci safhadaki giysilerden farklı olarak, şalvar üzerine kadifeden, üzeri simli cepken giyilir. Bu safhada üçetek yoktur, ipek kuşak takılır.

3. Evre Erkek Giyimi



       Bu safhada ayağa poçikli kundura giyilir. Cepkende düğme iliğine geçirilmiş köstekli saat bulunabilir. Mendil olarak düz, beyaz, ipek mendil kullanılır.

3. Evre Kadın Giyimi



       Diğer safhalardan farklı olarak, Harput ve Elazığ Fabrikalarında dokunan ve genellikle simli, ipekli kumaştan entari ve ayağa ise "Kaloş Potin" giyilir.


HALK OYUNLARIMIZIN BUGÜNKÜ DURUMU NEDİR?

Son yıllarda popüler bir hale gelen halk oyunlarımız, uğraşanları, bu konuda çalışanları ile epeyce ilerleme kaydetmiştir. Bugün artık bütün okullarımızda halk oyunları ekipleri vardır ve bu ekipler yarışma, şenlik, bayram gibi faaliyetlere katılmaktadırlar. Bunun yanında üniversitelerimizde bu konuda bilimsel çalışmalarını başlatmışlar, az da olsa ilerleme kaydetmişlerdir. Bazı devlet kuruluşları da bu konuda ciddi çalışmalar yaparak bu faaliyetlere devlet desteğini sağlamışlardır.



       Bugün artık halk oyunlarımız sosyete toplantılarından tutun da, devlet büyüklerinin, yabancı devlet adamlarının karşılama törenlerine, turist karşılamalarına kadar birçok yerde rastlanır ve kullanılır olmuştur. Yarışmalarda, şenlik ve bayramlarda ön planda yer alan halk oyunlarımız, büyük kitlelere hitap etmeye başlamış, uğraşanları da çok büyük bir topluluk haline getirmiştir. Bu çalışmalar bu hızıyla devam eder, devlet de bu çalışmalara destek olursa, halk oyunlarımız daha çok itibar görecek ve sosyal alanda önemli bir yer işgal edecektir.

HALK OYUNLARIMIZ NEREYE GİTMEKTEDİR VE NE OLACAKTIR?

Bugün gösteri sanatları ya da seyirlik sahne sanatları arasında yer alan halk oyunlarımız doğru bir yolda mıdır? Elbette ki değildir. Yukarıda saydığımız çalışmaları eleştirecek olursak, halk oyunları faaliyetlerinin sistemsiz ve plansız bir şekilde yürütüldüğü ilk söylenecek söz olmalıdır.



       Bugün artık köy meydanlarında bir düğünde eğlenen halkımız da kendi oynadığı oyunu terk etmeye, oyunları sahnelenmiş biçimiyle oynamaya başlamıştır. Bu da halkın yaratıcı değil taklitçi olduğunun bir göstergesidir. Halk oyunlarını da köylerimizde belirli kişiler iyi oynamaktadırlar. Diğerleri ancak onları taklit etmektedirler. Halk oyunlarımızın bir an evvel derlenmesi gerekmektedir. "Halk Oyunlarımız ne olacaktır? "sorusuna tutarlı, geçerli bir cevap vermek mümkün değildir. Bunu tahmin etmek çok güç olduğu gibi, herhangi bir fikir ileri sürmek de yanlış olur. Ancak, "Halk Oyunlarımız ne olmalıdır, hangi çalışmalarla, bu konuda neler yapılmalıdır?" sorularına verilecek cevap ise; sistemli, bilimsel çalışmalarla gerekli araştırmalar yapılıp, oyunlarımızı belli bir yöne kanalize etmek gereklidir. Ülkemizin kültür planlamasında halk oyunlarımız gereken yerini almalı ve bu faaliyetler daha geniş kitlelere yaygınlaştırılmalıdır.




Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor
Bir hilal uğruna Yarab ne güneşler batıyor
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi
Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın
Gömelim seni tarihe desem sığmazsın
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-05-2008 10:04 PM
BLACK-LEADER
Six Feet Under-TNT
*
Kurucu

Üye No: 33
Mesajlar: 13,909
Karma Puanı: 5050
Cinsiyet: Bay
Nereden: Kahramanmaraş
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #2
Cvp: Çayda Çıra Türküsü ve Oyunları

teşekkürler bigbang

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 



« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

www.sitemerkezi.net

iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması | Aşk Şiirleri | Kadın hastalıkları | Grup Hepsi | Favori Forum | FarKVaR | Kahramanmaraş | Ogrish Korku | zeytinburnu | DJ Sound | Tolga Yalçın | Emlak ilan | 7den77ye.net

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net