Kullanıcı Adı:
Şifre:

Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Sayfa (3): « İlk < Önceki 1 [2] 3 Sonraki > En Son »
ADET,GELENEK VE GÖRENEKLER:
07-28-2008 03:52 PM
DeeJay Ra
M.Kemal Atatürk
*
Admin

Üye No: 24
Mesajlar: 7,762
Karma Puanı: 3610
Cinsiyet: Bay
Nereden: Sinop
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #7
RE: ADET,GELENEK VE GÖRENEKLER:

SÜNNET DÜĞÜNLERİ:
Hali vakti yerinde olanlar, erkek çocukları için sünnet düğünü yaparlar. Ekonomik gücü olmayanların çocukları da ya yardım kurumları tarafından, ya da ekonomik gücü yerinde olanların çocuklarıyla sünnet ettirilir Sünnet genellikle iki ile oniki yaş arasında yapılır, düğün öncesinde, oku dağıtılır ve sünnetle ilgili hazırlıklar sürdürülür. Düğün genellikle iki gün olarak düşünülür. Ancak bu konuda şehir merkezi ile ilçeler arasında farklılıklar vardır. Şehirde ilk gün sünnet olacak çocuk ya da çocuklar çalgı ile gezdirildikten sonra dini bir törenle sünnet ettirilir. Akşam sünnet olan çocuğun acısını unutturacak çeşitli eğlenceler düzenlenir. İkinci gün genellikle 8.30 -13.00 arası erkeklere, 13.00'den sonra da kadınlara yemek dökülür. Yemekler Kabune, Helva, Fasulye ya da bütün et şeklinde yapılır. Zaman zaman helvanın yerini zerde alır. İlçelerde uygulama bundan farklıdır. Düğün bir gün olarak düşünülür. Önce genellikle çorbayla başlayan ve yörelere göre değişen yemek verilir. Daha sonra yemeğin verildiği gün yemeğin bitiminden sonra, çocuklar gezdirilerek sünnet edilir.





"Özlediyseniz fesi peçeyi, aydınlığa yeğliyorsanız karanlık geceyi, hala medet umuyorsanız şıhtan, şeyhten,dervişten,şifa buluyorsanız,muskadan üfürükçüden unutun tüm dediklerimi yıkın diktiğiniz heykellerimi."




I'm Back

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-28-2008 03:52 PM
DeeJay Ra
M.Kemal Atatürk
*
Admin

Üye No: 24
Mesajlar: 7,762
Karma Puanı: 3610
Cinsiyet: Bay
Nereden: Sinop
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #8
RE: ADET,GELENEK VE GÖRENEKLER:

EĞLENCE OYUNLARIMIZ:
Eskiden, yediden yetmişe hemen hemen her yaşta oynanan çeşitli oyunlar vardı. Çocuklar, gençler, kızlar, kadınlar ve hatta yaşlıca insanlar, kendilerine göre oyunlar oynarlardı.
Bunlar; Met, Enik, Hotak, Kalem, Kazık, Top, Kazıklı, Tura, Yüzük Saklama, Boğça. Testi Tutması, Esnaf, Dilsiz, Çatal-Matal, Kaç-Kaç, Çatal, Taş Atması, Değnek, Ebe Beni Kurda Verme, Uzun Urgan, Ellem-Bellem, Handadır Handa, Hey Alaylar Alaylar, Gelin Almaca, Kaykuz-Kuysuz, Çıngıl-Çıngıl, Ben Geldim ve Aç Kapıyı Bezirgânbaşı gibi oyunlardı.





"Özlediyseniz fesi peçeyi, aydınlığa yeğliyorsanız karanlık geceyi, hala medet umuyorsanız şıhtan, şeyhten,dervişten,şifa buluyorsanız,muskadan üfürükçüden unutun tüm dediklerimi yıkın diktiğiniz heykellerimi."




I'm Back

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-28-2008 03:52 PM
DeeJay Ra
M.Kemal Atatürk
*
Admin

Üye No: 24
Mesajlar: 7,762
Karma Puanı: 3610
Cinsiyet: Bay
Nereden: Sinop
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #9
RE: ADET,GELENEK VE GÖRENEKLER:

KAZIK OYUNU
İlkbaharda veya sonbaharda sırf erkek çocuklar oynarlardı. Bu oyunun başlıca aleti; uçları sivri, irili ufaklı bir takım ağaç kazıklardan ibaretti. Oyuna iştirak eden çocuklar, katı çamurlu bir yerde, ellerinde çeşitli kazıklarla toplanırlardı. Bunlardan birisi kazığının birini vurarak çamura saplar, diğer çocuklar da sıra ile yerde saplı olan kazıklardan birine, devirmek yahut yerinden sökmek amacıyla, kendi kazığını atardı. Saplı kazıklardan birini yerinden, çıkarıp devirebilirse, o kazık onun olurdu. Bir daha atılıp saplanmadan yerde yatan kazık olursa, diğer oyuncular o kazığa kendi kazığını hem dokundurur, hem de saplayabilirse yine o kazığı elde etmiş olurdu.





"Özlediyseniz fesi peçeyi, aydınlığa yeğliyorsanız karanlık geceyi, hala medet umuyorsanız şıhtan, şeyhten,dervişten,şifa buluyorsanız,muskadan üfürükçüden unutun tüm dediklerimi yıkın diktiğiniz heykellerimi."




I'm Back

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-28-2008 03:52 PM
DeeJay Ra
M.Kemal Atatürk
*
Admin

Üye No: 24
Mesajlar: 7,762
Karma Puanı: 3610
Cinsiyet: Bay
Nereden: Sinop
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #10
RE: ADET,GELENEK VE GÖRENEKLER:

YÜZÜK SAKLAMA OYUNU
Kış geceleri herkes akran ve emsali ile sohbet ederdi. Yani nöbetle her gece birisinin evine toplanıp kahve içilir ve muhtelif şeyler yenirdi. Meclise toplanan delikanlılar, ihtiyarlar, hatta bazen kadınlar, 12-15 yaşındaki erkek çocuklar, kendi aralarında oynarlar.
Yüzük oyununda bir tepsi üzerine onbir tane fincan kapatılır, ayrıca ya bir yüzük yahut bir mühür bulundurulurdu. Meclistekiler önce karşılıklı olarak ikiye ayrılırlar, sonra da tepsinin üzerine iki gün-can konur. Mühür, bunlardan birinin altına, iki taraf için gizli olarak saklanır ve gurupların önüne konur. Herhangi gruptan biri bu fincanlardan birini kaldırarak mühürü çıkarırsa, ilk oyunu o gurup yapar. Çıkaramazsa, oyun diğer guruba geçer.
Oyunu kazanan guruptan iyi saklamayı bilen birisi tepsinin üzerine onbir fincanı kapatır. Diğer guruba arkasını çevirir veya başka bir yere giderek mühürü kapatılmış fincanlardan birinin altına saklar. Bu iş yapıldıktan sonra tepsiyi karşı gurubun önüne koyar. Kendisine çekilir, o guruptakilerden her biri "İşgil" namı ile mühürün bulunduğunu sandığı fincana reyini verir. En sonda, kati karar verilerek fincanın biri kaldırılır. Eğer, birinci fincanın altından çıkıverirse, buna "destegül" tabir edilir ki, oyun öbür tarafa geçer ve bunun için çok şenlik yapılır. Eğer birincide çıkmayıp ikinci defa kaldırılan fincanın altından çıkarsa bu defa oyun saklıyan tarafın lehine olup "part" tabir edilir. Ve bu yüzden "onbir" sayı kazanılmış olunur. Yeniden mühür saklanır. "Destegül" alınmadığı gibi "part"da olmayıp başkasında çıkarsa, mühür çıkan fincan ile beraber tepsi üzerinde kaç fincan kalmış ise, sayılarak evvelki sayıya ilâve edilir. Üç fincan kalıncaya kadar ayıklanıp mühür çıkmadığı takdirde kalan fincanın birincisinde yahut ikincisinde oyun, diğer tarafa geçer.
Onlarda da çıkmayıp en sonuncu fincanın altından çıkarsa, saklamak hakkı yine evvelki tarafındır. Yalnız üç fincanın hangisinden çıkarsa çıksın sayılmaz.
Bu oyunun kuralları şunlardır:
1- Hangi gurubun sayısı önce elliyi bulursa, o taraf diğer tarafı yenmiş sayılır. Neticede kazananlar için çok büyük şenlik yapılır. Yenilen taraf, yenen tarafın latif ve zarif eziyetlerine tahammüle mecburdur.
2- Destegül olan taraf, ikinci mühür saklayıştan itibaren her saklayışta "çürük" namile tepsinin ortasına bir fincan koyar. Bu fincana yüzük saklanır. Ayıklayan taraf ilk fincanı aldığında mühür çıkmayacak olursa, ikincide mutlaka "çürük" namındaki fincanı kaldırır ki, bu surette "part" yani "onbir" sayı vermiş olur.
Eğer üçüncü "çürük" kaldırılmayıp, mühür bulunduğu tahmin edilen başka bir fincan kaldırılır ve onun altından "mühür" çıkarsa "part", yani "onbir" sayı verilmiş olur.





"Özlediyseniz fesi peçeyi, aydınlığa yeğliyorsanız karanlık geceyi, hala medet umuyorsanız şıhtan, şeyhten,dervişten,şifa buluyorsanız,muskadan üfürükçüden unutun tüm dediklerimi yıkın diktiğiniz heykellerimi."




I'm Back

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-28-2008 03:52 PM
DeeJay Ra
M.Kemal Atatürk
*
Admin

Üye No: 24
Mesajlar: 7,762
Karma Puanı: 3610
Cinsiyet: Bay
Nereden: Sinop
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #11
RE: ADET,GELENEK VE GÖRENEKLER:

EŞİM EŞİM YAHUT TESTİ TUTMASI OYUNU
Genellikle kış gecelerinde, evlerdeki sohbetlerde, çocuklar, delikanlılar ve bazan da kadınlar tarafından oynanırdı.
Oyuna katılan kimseler, kendilerine birer eş seçerler ve herkes kendi eşiyle karşı karşıya oturur. Bunlardan biri elinde bir testi tutar, eşi olan kimse de şöyle bir hitapta bulunur:
Eşim, eşim, Testi tutan:
Ey kardeşim.
Elinde testiyi ne tutarsın?
Ben tutmayayım da kim tutsun?
Bu esnada oradakilerden birisinin ismini söyleyerek "Falan" tutsun der demez, ismi anılan kimsenin eşi derhal:
Tutmaz, der. Yine evvelki:
Ya kim tutar?
Bu da başka birisinin adını söyleyerek "falan" tutar der. Bu defa da onun eşi:
Tutmaz, demesi üzerine ikinci oyuncu:
Ya kim tutar?
Bu da bir diğerini anar. Yahut bazan da:
Tutan tutar
diyerek testi tutanı göstermek sureti ile eşini şaşırtmağa çalışır. Böylece oyun devam eder.
Oyunun kuralları şöyledir:
1- Herkesin gayet uyanık bulunması ve eşinin adını daima aklında tutması gerekir.
2- Herkes eşinin adı söylenince ve anılınca, derhal "tutmaz" cevabını vermelidir. Şayet, cevap vermez veyahut cevabı geciktirirse testiyi o alır. Bu defa onun eşi "eşim eşim" diye hitap eder.
3- Eşi söylenenin eşinin gayrisi cevap verirse, testi ona geçer. Bu suretle testi, şaşıranların elinde gezer durur.





"Özlediyseniz fesi peçeyi, aydınlığa yeğliyorsanız karanlık geceyi, hala medet umuyorsanız şıhtan, şeyhten,dervişten,şifa buluyorsanız,muskadan üfürükçüden unutun tüm dediklerimi yıkın diktiğiniz heykellerimi."




I'm Back

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
07-28-2008 03:52 PM
DeeJay Ra
M.Kemal Atatürk
*
Admin

Üye No: 24
Mesajlar: 7,762
Karma Puanı: 3610
Cinsiyet: Bay
Nereden: Sinop
Duyuru
Lütfen Konulara Cevap Yazınız...

Mesaj: #12
RE: ADET,GELENEK VE GÖRENEKLER:

ESNAF OYUNU
Kış geceleri evlerde delikanlılar ve çocuklar oynarlardı.
Sekiz-on kişiden oluşan oyuncular, ebe seçilen bir kimsenin önünde halka şeklinde oturur. Aralarında taş saklama usulü tatbik edilerek, en sonda taş kimde kalırsa, o ebenin dizine başını koyup yatar. Arkasına bir post veya halı örttükten sonra ebe, öbürlerine duyurmaksızın yatanın kulağına parola olmak üzere, hangi sanat söylenecekse, o sanata ait aletlerden birini söyler. Meselâ, helvacılık sanatı söylenecekse, yatanın kulağına bu sanata ait olanlardan birini, faraza "kürek" dedikten sonra aşikâr olarak belindeki turayı:
Benim oğlum helvacıdır, ister buna bir dükkân diyerek yatanın arkasına vurur ve derhal yanındakine verir.
Orada bulunan diğer oyuncular da bir biri ardınca, o san'atta kullanılan ne kadar alet varsa, birer tanesini söyleyerek vururlar. Eğer bu tarzda oyun devam ederken, oyunculardan biri, ebe ile yatan oyuncu arasında kararlaştırılan parola-aleti, meselâ "küreği" söyleyiverecek olursa, yatan kalkar. Onun yerine kendisi geçer. İşte bu oyunda her san'ata temas ve her san'atın bütün âletleri zikredilmiş olur.
Oyunun esas kuralı: Parolayı yatan kimsenin seçmesi şarttır. Bundan mutlaka haberdar olmalıdır.





"Özlediyseniz fesi peçeyi, aydınlığa yeğliyorsanız karanlık geceyi, hala medet umuyorsanız şıhtan, şeyhten,dervişten,şifa buluyorsanız,muskadan üfürükçüden unutun tüm dediklerimi yıkın diktiğiniz heykellerimi."




I'm Back

Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 
Sayfa (3): « İlk < Önceki 1 [2] 3 Sonraki > En Son »



« Daha Eski | Daha Yeni »


Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Abone Ol | Konuyu Favorilerine Ekle

Foruma Git:

İletişim - Forumiz - En Üste Dön - Konulara Dön - Arşiv - RSS

Alexa Certified Traffic Ranking for forumiz.net

Yeni Sayfa 1
Uyarı!!! Frmİz isminden de anlaşılacağı üzere bir forum sitesidir ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. Frmİz yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir, tüm sorumluluk mesajı yazan kişilere aittir. Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber corleon@forumiz.net adresine bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır.. For English: Please let us know any illegal activity to corleon@forumiz.net