Seßeßi(M)e...
Yokluğunda ne ateşleri hasretinle yaktım da,
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi…
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni.
Sense araya korkular koydun,
Yasaklar koydun,
Bitmez tükenmez engeller koydun.
Şimdi neredesin diye sakın sorma.
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?
Ahmet Selçuk İlkan
Bu sana son vedamdır hayall gözlü(m). Ne güzel söylemiş şair: “Yokluğunda ne ateşleri hasretinle yaktım da, Bir seni yakamadım beni yaktığın gibi” Öyle be hayal gözlü(m). Yokluğunda yandım, kül oldum da bir sana kızamadım, bir sana kıyamadım. Hep ben sevdim, hep ben yandım, hep ben taptım. Sense uzaktan inanmayıp intikam hırsı diye tabir etmekle yetindin…
Aslında sende haklısın ne diye inanasın ki bana? ne diye vicdanınla baş başa kalmak zorunda olasın? bana inanmamak en kolayı, en çok işine geleni intikam hırsı diye tabir etmek, intikam aldığım doğru KENDİMDEN SENİN İNTİKAMINI ALIYORUM AYLARDIR...
Bu son vedamdır hayal gözlü(m). Mahkûmluğunu çektiğim güzel gözlerine, takılıp kaldığım sözlerine, gözümün önünden gitmeyen hayaline, vazgeçemediğim sevgine, en önemlisi beni(onsuzluğa) esir eden (o vefasız) yüreğine veda ediyorum artık.
Sözler(im), ağlayan gözler(im), ümitler(im), hayaller(im) hepsi ama hepsi yaşanmamışlığın acı birer hatırası şimdi. Artık uyulacak tek kural, yapılacak tek şey var.
Kural: Adını bile anmamak.
Yapılacak: Sana dair her şeyi unutup, kalbimden ve hafızamdan silmek…
Ertelenmişlikle başlayan bu aşk, yaşanmamışlığa kurban edildi tarafından…
Saatin dörtte birine sığdırdım aşkını. Yıllardır göremediğim, görüp de itiraf bile edemediğim aşkın; 7 ayıma mal oldu… 7 ay, koca bir 7 ay. Sensizken her anı, her günü işkence olan zehir gibi bir 7 ay…
Ama artık bu “tek taraflı” defnediliyor; (bu defa) benim tarafımdan…
Zor olansa; her sabah, her akşam, belki yürürken, belki evime gelirken seni görmenin, görüp de kalbime yenik düşmenin korkusuyla yaşamak olacak. Malum (zorda olsa)sensizliğe bile alıştırdın beni…
Biliyorum, aşk ne kadar zor olursa, meyvesi de o kadar tatlı olur. Ama benim aşkımın savaşacak, dayanacak gücü kalmadı artık; yalnız dalları değil, kökleri bile kurudu hasretinin kurak yağmurlarından… Gelsen de, yeniden filizlenmesi mümkün değil. Sevsen de meyve vermesi mümkün değil. Anlıyorsun ya, “ben bittim artık kalmadım”…
Şimdi paramparça olmuş ümitlerim, sensizliğe mahkûm edilmiş yaralı yüreğim, gözlerinin çıkmazında kaybolmuş gözlerim ve her an biraz daha tüketen yalnızlığımla baş başayım. Gidiyorum "Seßeßi(M)", kan revan içinde kalmış yüreğimi de yanıma aldım, gözlerinden uzak, ömre ziyan diyarlara gidiyorum…
Sende gelme artık, sende sevme artık, ben razıyım ömre ziyan yıllara. Artık ben yokum; geleceğin yola bakan pencerede, gelme ihtimalin olan bir yerlerde, yaşayacağın(belki yaşamakta olduğun )sevgilerde, bugünlerde ve yarınlarda…
HOŞÇAKAL GÖNÜLSÜZÜM, HOŞÇAKAL HAYAL GÖZLÜM VE HOŞÇAKAL, HOŞÇAKAL VEFASIZIM, HOŞÇAKAL Seßeßi(M)…